Kahramanmaraş'ın en etkin haber sitesi Genel Yayın Yönetmeni ve köşe yazarı Mustafa Karaaslan bugünkü yazısında ''Bu evrak valilikten nasıl çıktı?'' diye yazdı.
Dün bu köşede “AFAD üzerinden infaz olmaz!” başlıklı bir yazı kaleme aldım.
Kahramanmaraş AFAD’da yürütülen bir soruşturmayla ilgili bazı bilgi ve belgelerin, süreç henüz tamamlanmadan ulusal medyada yer almasını eleştirdim.
Ve çok açık bir soru sordum:
“Bu bilgiyi size kim verdi?”
Yazının ardından BirGün Gazetesi’nden gazeteci İlayda Sorku bana ulaştı.
Gönderdiği mesajda aynen şu ifadeleri kullandı:
“...Elime bizzat valilikten resmi belge geçmiş, üzerine haber yapmışım. Kaldı ki haber kaynağımı da açıklamak zorunda değilim. Haberimde de yalnızca soruşturma izni verildiğini belirtip ilgili kısımlara ‘iddia’ demişim...”
★
Şimdi mesele bambaşka bir noktaya geldi.
Çünkü burada üzerinde durulması gereken asıl ifade şudur:
“ELİME BİZZAT VALİLİKTEN RESMİ BELGE GEÇMİŞ.”
Bu cümle sıradan bir ifade değildir.
Eğer gazetecinin bu beyanı doğruysa…
Ki beyanı bu yönde olduğuna göre doğru kabul ediyorum.
Ortada cevaplandırılması gereken çok ciddi sorular vardır.
★
Ben gazeteciye kaynağını açıklaması yönünde bir çağrı yapmıyorum.
Böyle bir düşünce içerisinde de olmadım.
Gazetecinin haber kaynağını koruması ayrı bir meseledir.
Ancak ‘’Elime bizzat valilikten resmi belge geçmiş’’ beyanı ayrı mesele.
★
Bu yüzden benim sorum doğrudan Kahramanmaraş Valiliği makamınadır.
Sayın Valilik makamı;
Gazetecinin ifadesiyle, Valilikten çıktığı belirtilen bu resmi evrak kim tarafından dışarı çıkarıldı?
İlayda Sorku’ya bu belgeyi kim ulaştırdı?
Belge elden mi verildi?
Dijital ortamdan mı gönderildi?
Bir kamu görevlisi tarafından mı paylaşıldı?
Yoksa başka bir kanal üzerinden mi gazeteciye ulaştırıldı?
★
Daha da önemlisi şudur:
Soruşturma süreci devam ederken resmi bir evrakın ulusal medyanın eline geçmesini Valilik bünyesinde kim istedi, kim sağladı ya da kim buna imkân tanıdı?
Çünkü burada mesele artık yalnızca AFAD’da yürütülen soruşturma değildir.
Mesele, kamu kurumlarının elindeki resmi evrakların güvenliğidir.
Mesele, henüz sonuçlanmamış bir süreçle ilgili belgenin kurum dışına nasıl çıktığıdır.
Mesele, insanların isimlerinin ve iddiaların kamuoyuna taşındığı bir süreçte kurumsal sorumluluğun yerine getirilip getirilmediğidir.
Bir soruşturma yürütülebilir.
Soruşturma izni de verilebilir.
İddialar araştırılır, ifadeler alınır, belgeler incelenir ve sonunda hukuk ne diyorsa o olur.
Buna kimsenin itirazı olamaz.
Ancak soruşturma başka şeydir, soruşturma evrakının medya üzerinden dolaşıma girmesi başka şeydir.
Hele ki söz konusu evrak gerçekten “bizzat Valilikten” çıktıysa, bunun açıklığa kavuşturulması gerekir.
Çünkü vatandaşın devlete teslim ettiği bilgi de, kamu görevlileriyle ilgili resmi belgeler de kişilerin keyfine göre sağa sola servis edilebilecek evraklar değildir.
★
O nedenle bugün sorumu bir kez daha, bu kez çok daha açık biçimde soruyorum:
BU EVRAK VALİLİKTEN NASIL ÇIKTI?
KİM ÇIKARDI?
KİM VERDİ?
KİME VERDİ?
HANGİ YÖNTEMLE VERDİ?
Ve en önemlisi:
Henüz devam eden bir soruşturmaya ilişkin resmi belgenin ulusal medyada yer almasına kim ya da kimler zemin hazırladı?
Bunlar geçiştirilecek sorular değildir.
Çünkü ortada gazetecinin kendi ifadesiyle kurulmuş son derece önemli bir cümle vardır:
“Elime bizzat valilikten resmi belge geçmiş.”
O halde artık söz Kahramanmaraş Valiliğindedir.
★
Kamuoyunun bilmek istediği gayet açıktır:
Bu belge Valilikten çıktıysa, kim çıkardı?
Bu soruya verilecek cevap sadece AFAD’daki soruşturmayı değil, Valilik içerisindeki evrak güvenliği ve idari sorumluluk meselesini de aydınlatacaktır.
Biz kimseyi peşinen suçlamıyoruz.
Ama ortada bu kadar açık bir ifade varken de “hiçbir şey olmamış gibi” davranamayız.
Çünkü mesele kişisel değildir.
Mesele devlet ciddiyetidir.
Mesele kurumlara duyulan güvendir.
Ve bu nedenle kamuoyu adına cevap bekliyorum:
BU EVRAK VALİLİKTEN NASIL ÇIKTI?