Kahramanmaraş'ın en etkin haber sitesi Genel Yayın Yönetmeni ve köşe yazarı Mustafa Karaaslan bugünkü yazısında ''Sen yazınca harekete geçiyorlar! Peki ya sen yazmazsan?'' diye yazdı.
Bazen bir vatandaşın gönderdiği birkaç satırlık mesaj, yıllardır verdiğiniz emeğin ne kadar kıymetli olduğunu anlatmaya yetiyor.
Bir şehirde vatandaş, sorununa çözüm bulmak için devletin kapısını çaldığını ancak sonuç alamadığını söylüyor ve son çare olarak gazeteciye sesleniyorsa ortada sadece bir şikâyet değil, ciddi bir güven sorunu vardır!
★
Kuzey Çevre Yolu’nda yaşayan vatandaşlar yazıyor.
Diyorlar ki:
''Gel Mustafa abi, gel, gözlerinle gör! Adam göz göre göre kaçak iş yeri yapıyor. Kimse de çıkıp ‘Sen bu iş yerini yaparsan binanın yapı kullanma izin belgesini alamazsın.’ demiyor.
AKEDAŞ, ARMADAŞ ve KASKİ, ‘Bu binanın yapı kullanma izin belgesi yok. Bu nedenle abonelik işlemi yapamayız.’ demiyor, diyemiyor. Kaçak olduğu aleni bir şekilde ortada iken bu iş yerlerine abonelik veriliyor, çalışma ruhsatı düzenleniyor. İş yerlerinin yanlarına yapılan kaçak eklentilere göz yumuluyor. Zabıta ve kaçak yapı kontrol ekipleri denetime bile gelmiyor.
Vatandaşın şikâyetine göre, numarataj sistemi dikkate alınmıyor, denetim mekanizması işlemiyor.
CİMER’e yazıyoruz ancak şikâyetlerimiz yazışmalarda kalıyor. Bizzat başvuruyoruz, dilekçelerimizin sümen altı edildiğini düşünüyoruz.
Tek çaremiz, senin köşe yazıların aracılığıyla yetkililere seslenmek oluyor.
Çünkü sen yazarsan yetkililer apar topar ortaya çıkıyor. Sen yazarsan koltuklarında oturanların tansiyonu yükseliyor!
Müdürü, personeli her gün ‘Mustafa Karaaslan bugün ne yazdı?’ diye bakıyor. Yazdıysan vay hâllerine, yazmadıysan ‘Oh, çok şükür!’ diyorlar.
Senden başka halkın sorunlarını ve taleplerini bu kadar cesaretle dile getiren yok.
Yol kenarlarına iki, hatta üç sıra park edilen araçların oluşturduğu trafik sorununu gören yok. Bir trafik ekibi bile burada bulunmuyor. Sürücü kursları burada eğitim veriyor. Tehlike saçıyor!
Buranın adı sözde Kuzey Çevre Yolu!
Yol kenarındaki konteynerlerin oluşturduğu çevre ve görüntü kirliliğini gören hiç yok.
Bu yol, kaçak iş yerlerinin denetlenmediği, trafik keşmekeşinin yaşandığı, iş yerlerine ait eklentilerin istenildiği gibi yapıldığı, sundurmaların kaldırımları işgal ederek yola kadar uzandığı, kuralların hiçe sayıldığı bir yere dönüşmüş durumda…”
Bu şikayet dolu cümleleri okuyunca kendi kendime diyorum ki;
Biz hangi şehirde yaşıyoruz!
★
Önsen TOKİ Konutları’ndan gelen mesajlar da farklı değil.
Vatandaşlar, binalarının yakınında gerçekleştirilen yakıt ikmal faaliyetleri sırasında iş makinelerine mazot doldurulurken çevreye yayılan ağır kokudan rahatsız olduklarını anlatıyor.
Ne TOKİ yetkilileri, ne YÜKLENİCİ FİRMA yöneticileri, ne de SİTE YÖNETİMİ, bizim sorunlarımıza eğilmeyip görmezden geliyorlar.
Cimer TOKİ’ye, TOKİ site yönetimine, site yönetimi de, ben yüklenici firmaya karışmam, karışamam diyor.
Anlayacağınız herkes sağır sultanı oynuyor!
★
Ne diyeyim ki...
İki ayrı bölge, iki farklı sorun ama ortak bir feryat var:
“Mustafa abi, derdimize bir çare! CİMER’e yazıyoruz, maalesef çözüm bulamıyoruz. Tek başvuracağımız kişi sen kaldın.”
Bu sözler bir gazeteci için büyük bir onur. Ama aynı zamanda ilgili kurumların üzerinde düşünmesi gereken ciddi bir uyarı!
★
Vatandaşın Kanal Maraş’a duyduğu güven, yıllardır neden halkın yanında durduğumuzun da en güzel cevabı.
Çünkü halk, sesini duyuranı unutmaz. Kendisine sahip çıkanı da yalnız bırakmaz.
★
Ancak sormadan edemiyoruz:
Vatandaş neden aynı şikâyeti defalarca dile getirmek zorunda kalıyor?
Denetim yetkisi bulunan kurumlar, bu iddiaları neden yerinde inceleyip gereğini yapmıyor?
Bir sorunun çözülmesi için mutlaka bir gazetecinin yazması, kamuoyunun tepki göstermesi mi gerekiyor?
Daha da önemlisi, vatandaşın huzurunu ve güvenliğini korumakla görevli olanlar, bu insanların sesini ne zaman duyacak?
★
Buradan ilgili bütün kurumlara açık çağrımızdır:
Kuzey Çevre Yolu’ndaki iş yerlerinin ruhsat durumlarını, trafik ve park sorunlarını inceleyin.
Önsen TOKİ çevresindeki yakıt ikmal faaliyetlerinin mevzuata ve çevre güvenliğine uygunluğunu denetleyin.
Yapılan denetimlerin sonuçlarını da kamuoyuna tane tane anlatın.
Anlatın ki;
Vatandaş görevinizin gereğini yaptığınızı bilsin ve görsün.
Çünkü vatandaş artık sadece söz değil, somut çözüm bekliyor!
★
Bakın bu halk hiçbir yetkiliden imkansızı istemiyor.
İnsanlar evlerinde huzurla yaşamak, sokaklarında güvenle yürümek, yollarını sorunsuz kullanmak istiyor.
Yaşam için, şehrimizin geleceği için, basit ancak yapılmaması gereken temel taleplerin bile karşılıksız kaldığı yönündeki şikâyetler görmezden gelinmemeli.
Unutmayın!
Vatandaşın sessizliği, her zaman memnuniyetinden değil, bazen sesini duyuramamasındandır.
Bugün duyulmayan her şikâyet, yarın daha büyük bir toplumsal tepkiye dönüşebilir.
Halkın güvenini kaybettikten sonra yapılan açıklamaların da verilen sözlerin de bir anlamı kalmayabilir.
Ve unutmayın, halkın hafızası sandık başında konuşur!
Bugün görmezden geldiğiniz vatandaş, yarın demokratik hakkını kullanırken yaşadıklarını da hatırlayabilir.
★
Buradan bir kez daha kamuoyu adına sesleniyoruz:
Vatandaşın şikâyetlerini yerinde inceleyin, gerekli adımları atın.
İnsanlar, haklı taleplerini duyurabilmek için kendilerini çaresiz hissederek bizlere ulaşmanın feryadı içinde kalmasın.
Bu feryadı duyun.
Bizim görevimiz bu feryatları duyurmaktır.
Biz gazeteciliği güçlülerin yanında görünmek için değil, sesi duyulmayanların sesi olmak için yapıyoruz.
★
VE BİLİYORUZ Kİ…
Halkın gönlünde yer edinmek, herhangi bir makamda yer edinmekten çok daha kıymetli!