Kahramanmaraş'ın en etkin haber sitesi Genel Yayın Yönetmeni ve köşe yazarı Mustafa Karaaslan bugünkü yazısında ''Dün Parsadan vardı, bugün Fatma Sayan!'' diye yazdı.

Bir zamanlar Ankara’da öyle bir Selçuk Parsadan hikâyesi anlatılırdı ki insan dinlerken hem güler hem de “yahu, bu memlekette kim kimi işletiyor?” diye düşünürdü.

Yıllar geçti, siyaset değişti, koltuklar el değiştirdi. Ama Ankara’nın değişmeyen bir geleneği vardı: Her dönemin kendine özgü bir gündemi, her gündemin de kendine has bir hikâyesi oldu.

Gelin, geçmişin Parsadan’ıyla bugünün fon tartışmalarını hayalî bir mizah sahnesinde buluşturalım.

Şimdi hatırlamayanlar soracaktır:

Parsadan kim?

Dönemin başbakanı Tansu Çiller’i hedef alan telefonlu dolandırıcılık olayıyla tanınan isim.

★

Mizah bu ya!

Bir gün Selçuk Parsadan’ın hayaleti Ankara’nın üzerinde dolaşırken Meclis’in koridorlarına uğramış.

Etrafına bakmış, kendi kendine söylenmiş:

“Vay arkadaş! Bizim zamanımızda işler ne kadar zormuş! Telefon aç, kendini önemli biri gibi tanıt, insanları ikna et… Şimdi devir değişmiş ama memleketin gündemi değişmemiş!”

Tam o sırada karşısına kocaman bir tabela çıkmış:

“FON TARTIŞMALARI: SORULAR SERBEST, CEVAPLAR BEKLENİYOR!”

★

Parsadan durmuş, tabelayı iki kere okumuş.

“Ben yanlış yere mi geldim, yoksa Ankara’da mizahın yeni merkezi mi açıldı?” diye sormuş.

Kapıdaki görevli cevap vermiş:

“Beyefendi, burası siyaset. Burada her gün yeni bir hikâye çıkar. Ama hikâyenin sonunu öğrenmek için biraz sabır gerekir!”

Parsadan başını sallamış:

“Bizim zamanımızda da bekleyen çoktu. Anlaşılan, bu ülkede beklemek hiç modası geçmeyen bir meslek!”

★

Tam o sırada gündemdeki fon tartışmaları nedeniyle Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı geçince Parsadan kulak kabartmış. Ardından kendine has bir kahkaha atmış:

“Demek ki yıllar geçse de Ankara’da isimler değişiyor, tartışmalar değişiyor; AMA VATANDAŞIN MERAKI HİÇ DEĞİŞMİYOR!”

Sonra cebinden eski bir not defteri çıkarmış. İlk sayfaya şunu yazmış:

“Bir ülkede mesele yalnızca paranın nereden geldiği değildir. Asıl mesele, PARANIN HESABININ KİME, NASIL VE NE ZAMAN VERİLDİĞİDİR.”

Defteri kapatıp eklemiş:

“İnsanlar artık uzun hikâyeler dinlemek istemiyor. ÜÇ SORUYA CEVAP BEKLİYORLAR: PARA NEREDEN GELDİ, NEREYE GİTTİ, KİM SORUMLU?”

★

O sırada bir vatandaş yanına yaklaşmış:

“Üstat, sen geçmişten geliyorsun. Söyle bakalım, bu tartışmaların sonu ne olur?”

Parsadan omuzlarını silkip cevap vermiş:

“Ben falcı değilim evladım. Benim adım zaten tarihe başka bir hikâyeyle geçti. Ama şunu bilirim: Siyasette alkış çabuk unutulur, hesap soruları ise kolay kolay unutulmaz!”

Vatandaş gülmüş:

“Peki, bütün bu tartışmaların sonunda ne kazanacağız?”

Parsadan hiç düşünmeden cevap vermiş:

“Gerçek ortaya çıkarsa güven kazanırız. Sorular cevapsız kalırsa yalnızca yeni bir tartışmaya kapı açarız!”

Ve Ankara’nın kalabalığına karışıp gözden kaybolmuş.

Geride ise tek bir cümle bırakmış:

Dün Parsadan vardı, bugün fon tartışmaları var…

★

Yarın kim çıkar, hangi isim konuşulur, hangi dosya açılır, bilinmez!

Ama bu millet artık masal dinlemek istemiyor.

Kimin ne söylediğini değil, kimin ne yaptığını bilmek istiyor.

Çünkü bu memlekette isimler değişiyor, koltuklar değişiyor, hikâyeler değişiyor…

DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY, MİLLETİN CEBİNDEN ÇIKAN PARANIN HESABINI SORMAK ZORUNDA KALMASI!