Kahramanmaraş'ın en etkin haber sitesi Genel Yayın Yönetmeni ve köşe yazarı Mustafa Karaaslan bugünkü yazısında ''Hepiniz kralsınız ama kral çıplak!'' diye yazdı.
Sevgili Kahramanmaraşlılar.
Bu yazıyı baştan sona okuyun. İçimde biriken cümleleri yazmaya çalıştım. Hem de tane tane. Okuyun ve kendi kendinize bir paye çıkarıp haklı mıyım, haksız mıyım değerlendirin. Ve yorumlarınızla bana katılın.
★
Yıl 2002...
AK Parti iktidara geldi.
Yıl 2026.
Tam 24 yıl!
Dile kolay.
Bir çocuk doğdu, büyüdü, üniversiteyi bitirdi, iş hayatına atıldı.
Peki, Kahramanmaraş ne yaptı?
Daha doğrusu...
Kahramanmaraş'ı yönetenler ne yaptı?
Bu soruyu başkalarından önce kendimize sormak zorundayız.
Çünkü bu yazı yalnızca bir eleştiri değil.
Bir özeleştiri.
Yıllardır bu şehri yönetenlere, bu şehri temsil edenlere, bu şehrin oylarıyla Ankara'ya gidenlere tutulmuş bir ayna.
Kimse kusura bakmasın.
Aynada gördüğünüz yüz hoşunuza gitmeyebilir!
★
24 yılda kaç milletvekili geldi geçti?
Kaç belediye başkanı?
Kaç il başkanı?
Kaç bakan, kaç bürokrat?
Saymakla bitmez.
Vaatler deseniz...
Maşallah!
Her seçimde Kahramanmaraş uçtu. Her seçimde çağ atladı. Her seçimde dünya şehri oldu.
Gazete manşetlerinde!
Seçim meydanlarında!
Mikrofonların önünde!
Ama gerçek hayatta?
Ben bugün bu şehrin sokaklarına bakıyorum. Trafiğine bakıyorum. Eski mahallelerine bakıyorum. Yarım kalmış hayallerine bakıyorum.
Ve soruyorum:
24 YILDA BU ŞEHRE HANGİ DEVASA PROJEYİ KAZANDIRDINIZ?
Millet bahçesi mi?
Alt geçit mi?
Üst geçit mi?
Önsen Köprüsü mü?
Elbette bunlar da hizmettir.
Yapılan hizmete hizmet değil diyecek değiliz.
Ama kusura bakmayın.
Ben bunlara bir şehrin kaderini değiştiren büyük projeler diyemiyorum.
Büyük proje dediğiniz şey, şehrin gelecek 50 yılını planlamaktır.
Büyük proje dediğiniz şey, trafiği daha oluşmadan çözmektir.
Büyük proje dediğiniz şey, insanları betonların arasına hapsetmek değil, yaşanabilir bir şehir kurmaktır.
Büyük proje dediğiniz şey, gelecek nesillere eser bırakmaktır.
Beton bırakmak değil!
★
Gelelim geçmişe...
Mustafa Poyraz dönemi.
Terminalin bulunduğu alan satıldı.
Elde edilen kaynak bugünkü belediye binasına harcandı.
Şehrin tam göbeğine, gemiyi andıran bir belediye binası konduruldu.
Gemi güzel de...
Ortada deniz yok!
Şehrin geleceğini kurtaracak planlama beklerken, şehrin ortasında bir gemi görüntüsüyle karşılaştık.
Keşke o yıllarda aynı kararlılık kentsel dönüşümde gösterilseydi.
Keşke eski mahallelerin geleceği düşünülseydi.
Keşke depreme hazırlık konusunda çok daha cesur adımlar atılsaydı.
Ama olmadı.
Görev süresinin sonuna yaklaşılırken imar planları gündeme geldi.
Ben bilirim anlayışı, ortak aklın önüne geçti.
Peki sonuç?
6 Şubat'ta bu şehir tarihinin en büyük felaketlerinden birini yaşadı.
Elbette depremin bütün yıkımını bir kişiye, bir döneme bağlayamayız.
Ama yıllarca ertelenen kentsel dönüşümün hesabını da kimse görmezden gelemez.
Deprem öldürür, ihmaller yıkımı büyütür!
Bunu artık öğrenmeyeceksek ne zaman öğreneceğiz?
★
Sonra Fatih Mehmet Erkoç geldi.
Kuzey Çevre Yolu dedi.
Başladı.
Bugün geldiğimiz noktaya bakıyorum.
Bir yolun açılmasıyla bir şehrin ulaşım sorununun çözülmesi arasında ne kadar büyük fark olduğunu görüyorum. Kuzey Çevre Yolu'nun bugünkü durumu, plansız gelişmenin bütün çelişkilerini gözler önüne seriyor.
Bir de Tekke meselesi var.
Hatırlayın.
Tekke'ye ilk kazma o dönemde vuruldu.
Hatta öyle iddialı sözler söylendi ki...
"İktidarımıza mal olsa da yapacağız!"
Güzel söz.
Cesur söz.
Alkışlanacak söz.
Ama sonra?
Kazma vuruldu.
Umutlar yeşerdi.
Sözler verildi.
Ve yıllar geçti.
Tekke yine bekledi.
Allah var...
Fatih Mehmet Erkoç'un hakkını teslim edelim.
Yedikuyular Kayak Merkezi'ni bu şehre kazandırdı.
Önemli bir yatırım.
Bugün Kahramanmaraş'ın kış turizmi denildiğinde gösterebildiği değerlerden biri.
Yapılanı inkâr etmek bize yakışmaz.
Ama yapılmayanları unutmak da gazeteciliğe yakışmaz!
★
Ardından Hayrettin Güngör geldi.
Öyle sıradan bir belediye başkanı olarak gelmedi.
Efendi lakabıyla geldi.
Belediyeciliğin kitabını yazmış dediler.
Mevzuatı ezbere bilir dediler.
Bürokrasiyi avucunun içi gibi tanır dediler.
Biz de dedik ki...
Demek ki aradığımız isim geldi!
Daha ilk açıklamalarında Tekke dedi.
Yine heyecanlandık.
Yine umutlandık.
Yine bekledik.
Yıl 2021.
Aksu TV canlı yayını.
Hayrettin Güngör konuşuyor:
"Bu sene Tekke'de, Yusuflar'da mutlaka hatırı sayılır bir konut yapacağız."
Bakın!
Belki yaparız demiyor.
İnşallah demiyor.
Gayret edeceğiz demiyor.
Mutlaka yapacağız, diyor!
Sonra?
O televizyon programı bitti.
Kameralar kapandı.
Işıklar söndü.
Aradan yıllar geçti.
O sözün karşılığı olan dönüşümü göremedik.
Tekke yine aynı Tekke.
Yusuflar yine beklemede.
Arkadaş şimdi Hatay'da Genel Sekreter.
Belediyeciliğin kitabını yazdığı söylenen başkana sormak isterdim:
Sayın Başkan, o kitabın hangi sayfasında verilen sözlerin unutulabileceği yazıyordu?
★
Ve geldik 6 Şubat 2023'e.
Kahramanmaraş yıkıldı.
Sokaklar sustu.
Ocaklar söndü.
İnsanlar sevdiklerini toprağa verdi.
Bir şehrin hafızası enkaz altında kaldı.
Sonra 2024 yerel seçimleri yapıldı.
Fırat Görgel Büyükşehir Belediye Başkanı oldu.
Kolay bir göreve gelmedi.
Devraldığı şehir, sıradan bir belediyecilik anlayışıyla yönetilebilecek durumda değildi.
Bugün Fırat Başkan'ın uğraştığı sorunların önemli bir bölümü, yalnızca depremin değil, geçmişten biriken ihmallerin de sonucu.
Ben Fırat Görgel'i il başkanlığı döneminden bu yana yakından tanırım.
Çabasını görüyorum.
Mücadelesini görüyorum.
Şehri ayağa kaldırmak için uğraştığını görüyorum.
Ama bir şeyi daha görüyorum.
Fırat Görgel sanki bu mücadelede yalnız bırakılıyor!
En azından benim gözlemim bu.
Bir belediye başkanı düşünün.
Yıkılmış bir şehri ayağa kaldırmaya çalışıyor.
Devletin imkânlarını şehre kazandırmaya uğraşıyor.
Bir tarafta altyapı.
Bir tarafta yollar.
Bir tarafta konutlar.
Bir tarafta vatandaşın bitmek bilmeyen sorunları.
Peki, milletvekilleri?
Onlar neredeler?
Hangi dev projenin öncülüğünü yapıyorlar?
Hangi yatırım için Ankara'da kapı kapı dolaşıyorlar?
Hangi sorunun çözümünde omuz veriyorlar?
Ben görmek istiyorum!
Bu şehir görmek istiyor!
Elbette yapılan çalışmalar olabilir.
Ama siyaset yalnızca yaptığını söylemek değildir.
Yaptığının şehirde karşılığını göstermektir!
★
Burada Fırat Görgel'e de bir çift sözüm var.
Çünkü özeleştiri yapıyorsak kimseyi muaf tutamayız.
Sayın Başkan...
Bu şehrin geleceği yalnızca yeni konutlar yapmakla kurtulmaz.
Altınova'ya konut.
Önsen'e konut.
Fatmalı'ya konut.
Ayaklıcaoluk'a konut.
Peki, eski mahalleler?
Tekke?
Yusuflar?
Mağralı?
Serintepe?
Ve şehrin yıllardır dönüşüm bekleyen diğer mahalleleri?
Elbette depremden sonra konut ihtiyacı vardı.
Elbette insanlara bir an önce sıcak yuva gerekiyordu.
Ama konut üretirken şehrin geleceğini de planlamak gerekmiyor muydu?
Eski mahalleler etap etap yerinde dönüştürülemez miydi?
O mahallelerin tarihi dokusu, komşuluk kültürü, insan ilişkileri korunamaz mıydı?
Kapuçam bölgesinde yeni bir şehir kurulması ciddi biçimde tartışılamaz mıydı?
Fabrikalarda çalışan binlerce emekçi için planlı, ulaşımı kolay, sosyal alanları bulunan konut bölgeleri oluşturulamaz mıydı?
İnsanlar ev sahibi olurdu.
Şehir merkezi rahatlar, trafik yükü azalırdı.
Piazza önünden Kılavuzlu'ya, oradan EXPO bölgesine kadar uzanacak bir raylı sistem neden büyük bir hedef olarak ortaya konulmasın?
Ahır Dağı neden bir tünelle aşılmasın?
Bertiz yöresinde yaşayan insanlarımız neden köyünden, toprağından, evinden kopmadan şehir merkezine rahatça gidip gelemesin?
Bunlar hayal mi?
Olabilir.
Ama şehirler önce hayal kurularak büyür.
Sonra planlanır.
Sonra kaynak bulunur.
Sonra yapılır.
Hayal kuramayan siyasetçinin, gelecek inşa etmesi mümkün mü?
Elbette bu projelerin mühendisliği, maliyeti ve uygulanabilirliği araştırılmalıdır.
Ama önce bir vizyon ortaya konulmalıdır.
Ben artık yalnızca asfalt görmek istemiyorum.
Kaldırım görmek istemiyorum.
Kavşak görmek istemiyorum.
Yanlış anlaşılmasın.
Bunlar da yapılacak.
Ama ben torunlarımıza bırakacağımız bir Kahramanmaraş görmek istiyorum!
★
Ve gelelim asıl meseleye.
SAYIN MİLLETVEKİLLERİ, SİZ NEREDESİNİZ?
Bir belediye başkanının başarılı olması neden herkesin ortak hedefi değil?
Neden bu şehirde zaman zaman siyasi rekabet, hizmet yarışının önüne geçiyor?
Neden aynı partinin insanları arasında bile birlik görüntüsü verilemiyor?
Benim gördüğüm manzara açık.
Sanki bazıları Fırat Görgel'in başarılı olmasını istemiyor.
Bu bir iddia değil, benim siyasi gözlemim.
Yanılıyor olabilirim.
Keşke yanılsam!
Ama sergilenen görüntü başka ne düşündürür?
Sanki birileri çıkıp...
"Buranın kralı biziz!" demek istiyor.
Kral siz misiniz?
Öyle mi?
Peki, krallığınızın eseri nerede?
Tahtınız var.
Makamınız var.
Unvanınız var.
Ankara'da odanız var.
Meclis'te koltuğunuz var.
Peki, bu şehirde iziniz nerede?
*
Daha geçtiğimiz günlerde Kahramanmaraş'ta 11. Uluslararası Kitap Fuarı açıldı.
Yüzlerce yazar.
Yüzlerce yayınevi.
Vali orada.
Büyükşehir Belediye Başkanı orada.
İlçe Başkanları orada.
Bakan Yardımcısı orada.
Peki, AK Partili milletvekilleri?
Açılışta yoklar!
Hepsinin programı olabilir.
Hepsinin mazereti olabilir.
Bunu anlayabilirim.
Ama insan sormadan edemiyor.
Biriniz mi gelemediniz?
İkiniz mi gelemediniz?
Üçünüz birden mi gelemediniz?
Bir tek milletvekilinin dahi açılışta bulunamaması neyin mesajı?
Kime mesaj veriliyor?
Benim kanaatim şu:
Fırat Görgel'e!
Ama beyler...
Unuttuğunuz bir şey var.
Bu şehir, sizin kişisel siyasi hesaplaşma alanınız değil!
Bu şehir, egolarınızı yarıştıracağınız bir arena değil!
Bu şehir, makam dağıtıp güç gösterisi yapacağınız bir yer hiç değil!
Kahramanmaraş, 6 Şubat'ta on binlerce insanını kaybetmiş bir şehir.
Bu şehrin artık siyasi kaprislere tahammülü yok!
★
Buradan kendisini kral zannedenlere açıkça sesleniyorum.
FIRAT GÖRGEL SİZE BÜYÜK GELİR!
Neden mi?
Çünkü Fırat Görgel bu şehrin çocuğu.
Sokağını bilir.
Mahallesini bilir.
İnsanını bilir.
Vatandaşın karşısına çıkması gerektiğini bilir.
Bu sözlerim Fırat Görgel'in hatasız olduğu anlamına gelmesin.
Elbette onu da eleştireceğiz.
Eksik yaptığı işi de yazacağız.
Yanlış kararını da sorgulayacağız.
Ama bir belediye başkanını siyasi hesaplar uğruna yalnız bırakmak başka bir meseledir.
Bu şehrin başarısızlığı üzerinden siyasi gelecek kurmaya çalışan varsa, karşısında önce Kahramanmaraş halkını bulur.
Şunu herkes iyi anlasın.
Fırat Görgel başarısız olursa yalnızca Fırat Görgel kaybetmez.
Kahramanmaraş kaybeder!
Bu nedenle ya hep birlikte bu şehrin yeniden ayağa kalkması için çalışırsınız...
Ya da bu halk size her gün aynı soruyu sorar:
NEREDESİNİZ YAHU, SAYIN MİLLETVEKİLLERİ?
★
Hodri meydan!
Buyurun.
Çıkın basının karşısına.
Ama yalnızca sizinle aynı fikirde olanların değil.
Sorulacak soruları önceden belirlenmiş basın toplantılarında değil.
Bu şehrin derdini soran gazetecilerin karşısına çıkın.
Sorular basit.
Göreve geldiğiniz günden bu yana Kahramanmaraş için hangi büyük yatırımı takip ettiniz?
Hangi bakanlığın kapısını kaç defa çaldınız?
Hangi projenin önündeki engeli kaldırdınız?
Hangi yatırımın ödeneğini artırdınız?
Hangi sorunu çözmek için gece gündüz uğraştınız?
Ve en önemlisi...
24 YILIN SONUNDA BU ŞEHİR NEDEN HÂLÂ GELECEĞİNİ ARIYOR?
Bize fotoğraf göstermeyin.
Bize sosyal medya paylaşımı göstermeyin.
Bize ziyaret albümü göstermeyin.
Bize açılış kurdelesi göstermeyin.
ESER GÖSTERİN!
★
AK Parti yıllarca Kahramanmaraş'ı kalesi olarak gördü.
Haklıydı da.
Bu şehir, AK Parti'ye büyük destek verdi.
Sandıkta sahip çıktı.
En zor zamanlarda arkasında durdu.
Peki, şimdi?
O kalenin surlarında çatlaklar oluşuyor mu?
Duvarlarından taşlar düşüyor mu?
İçeriden bir dip dalgası yükseliyor mu?
Bence yükseliyor.
Hem de sessiz sessiz.
Çünkü vatandaş artık eskisi kadar konuşmuyor.
Eskisi kadar tartışmıyor.
Eskisi kadar savunmuyor.
Sadece izliyor.
Ve not alıyor.
Siyasette en tehlikeli seçmen bağıran seçmen değildir.
Sessizce vazgeçen seçmendir!
Bugün makamınızın kapısında bekleyenler size gerçeği anlatmayabilir.
Yanınızda dolaşanlar sürekli alkışlayabilir.
Gittiğiniz her yerde önünüze çiçek koyabilirler.
Ama unutmayın.
Çiçek koyan el ile oy veren el her zaman aynı değildir!
★
Fırat Görgel'in önünde 2029 yerel seçimlerine kadar sınırlı bir süre var.
Bu süre geçer.
Hem de göz açıp kapayıncaya kadar.
Bugün yapılan işler yarın konuşulur.
Bugün yapılmayan işler de yarın mutlaka sorulur.
Ben bugünden uyarıyorum.
Bu şehrin artık kaybedecek zamanı yok.
Milletvekilleri belediye başkanına destek olacak.
Belediye başkanı ortak akla kulak verecek.
İl teşkilatı siyasi hesaplaşmaları bir kenara bırakacak.
Bürokratlar sorumluluk alacak.
Ve herkes Kahramanmaraş için aynı masada buluşacak.
Çünkü bu şehir bir kişinin değil.
Bir grubun değil.
Bir siyasi makamın hiç değil.
Bu şehir hepimizin!
★
Demem odur ki…
24 yıldır Kahramanmaraş'ta siyaset yapan herkese.
Bugünkü milletvekillerine.
Dünkü belediye başkanlarına.
Görev yapmış il başkanlarına.
Ve kendisini vazgeçilmez zannedenlere.
Sizleri bugüne kadar alkışlayan çok oldu.
Yüzünüze gülen çok oldu.
"Başkanım, vekilim, efendim" diyen çok oldu.
Belki de bu yüzden gerçeği duymayı unuttunuz.
O zaman ben söyleyeyim.
Sert olacak.
Rahatsız edecektir.
Ama söyleyeceğim.
BU ŞEHİR SİZE 24 YIL VERDİ!
SİZ BU ŞEHRE 24 YILIN KARŞILIĞINDA NE VERDİNİZ?
Düşünün.
Öyle koltuğunuzda oturup değil.
Şöyle bir çıkın sokaklara.
Tekke'ye gidin.
Yusuflar'a gidin.
Eski mahalleleri dolaşın.
Trafikte bekleyen insanları dinleyin.
Depremin ardından hâlâ geleceğini kurmaya çalışan ailelerle konuşun.
Sonra elinizi vicdanınıza koyun.
Ve kendinize sorun:
Biz bu şehrin hakkını gerçekten verdik mi?
Cevabınız evetse, çıkın anlatın.
Hayırsa, hiç olmazsa artık birlikte çalışın.
Çünkü yarın sandık geldiğinde...
Seçmen size bugünkü alkışları hatırlatmayacak.
Verdiğiniz sözleri hatırlatacak.
O gün hüsran yaşarsanız...
"Eyvah, biz nerede yanlış yaptık?" demeyin.
Ben bugün söylüyorum.
Yarın çok geç olabilir!
HEPİNİZ KRALSINIZ YA...
KOLTUKLARINIZ, TAÇLARINIZ, ALKIŞÇILARINIZ VAR YA...
AMA BİR EKSİĞİNİZ VAR!
GERÇEĞİ SÖYLEYECEK CESARETİNİZ YOK!
O yüzden bu şehirden yükselen sesi iyi duyun.
KRAL ÇIPLAK BEYLER!
HEM DE 24 YILDIR!
NOKTA.