Kahramanmaraş'ın en etkin haber sitesi Genel Yayın Yönetmeni ve köşe yazarı Mustafa Karaaslan bugünkü yazısında ''AFAD üzerinden infaz olmaz!'' diye yazdı.
Birruh Kısakürek dün kendi sosyal medya hesabından Kahramanmaraş AFAD’da yürütüldüğü belirtilen soruşturmaya ilişkin bir paylaşım yaptı. Bu paylaşım hafife alınacak türden değil.
Çünkü ortada ciddi bir mesele var…
Birruh diyor ki;
“Kahramanmaraş AFAD’daki bir soruşturmayı daha gerçekler ortaya çıkmadan, soruşturma sonuçlanmadan, masumiyet karinesi diye bir şey varken direkt suçlu ilan ederek BİRGÜN Gazetesi ve SÖZCÜ TV’ye SERVİS EDEN kurum içindeki bilinen muhalif hainler ne zaman temizlenecek..?”
★
Sonuna kadar bu paylaşımın altına imzamı atıyorum.
Çünkü daha gerçekler tam olarak ortaya çıkmamışken, savcılık makamı ifadeleri almamış, savunmalar tamamlanmamış, belgeler bütün yönleriyle incelenmemişken bazı isimlerin kamuoyunda suçlu ilan edilmesi kabul edilemez.
Hukukta bir ilke vardır:
Masumiyet karinesi.
Soruşturma açılması suçluluk değildir.
Birilerinin iddiada bulunması ve bu iddialar üzerinden AFAD çalışanlarının suçlanması hiç hoş değildir.
★
Kahramanmaraş İl İdare Kurulu’na ait olduğu belirtilen ifade tutanağını okudum.
Dosyanın Tufan Adıyaman’ın şikâyeti üzerine başladığı anlaşılıyor.
Peki, ortada ne var?
Somut belge nerede?
Açık delil nerede?
İddiaları doğrulayacak kayıt nerede?
Gazeteci olduğu zikredilen Adıyaman’ın, “Personel biliyor”, “herkes biliyor” şeklindeki genel ifadeleriyle insanlar zan altında bırakılamaz.
Bırakılmamalıdır da.
Devlet kurumu dedikoduyla yönetilmez.
Soruşturma da kulaktan dolma sözlerle hükme bağlanmaz.
İddia varsa, iddia sahibi delili ortaya koyar.
Belge varsa incelenir.
Suç varsa cezası verilir.
Ama önce insanı suçlu ilan edip sonra delil aramaya kalkarsanız bunun adı hukuk olmaz.
★
BirGün’de konuyu yazan İlayda Hanım’a da açıkça sormak gerekiyor:
AFAD çalışanlarını dinlediniz mi?
Hakkında suçlama bulunan kişilere ulaştınız mı?
Cevap hakkı verdiniz mi?
Elinize gelen bilgiyi başka kaynaklardan doğruladınız mı?
Yoksa size ulaştırılan anlatımı doğrudan haberleştirip hükmü baştan mı verdiniz?
Gazetecilik bu kadar ucuz olmamalı.
Bir evrak gelir, yayımlarsınız.
Bir kişi konuşur, manşete taşırsınız.
Sonra da insanları kamuoyunun önüne atarsınız.
Bunun adı araştırmacı gazetecilik değildir.
Gazeteci savcı değildir.
Hâkim hiç değildir.
Gazetecinin görevi hüküm vermek değil, gerçeği bütün taraflarıyla ortaya çıkarmaktır.
★
Asıl araştırılması gereken konulardan biri de şudur:
Soruşturmayla ilgili bilgiler basına nasıl ulaştı?
Kim ulaştırdı?
Neden ulaştırdı?
Eğer kurum içindeki bilgi veya belgeler yetkisiz biçimde dışarı çıkarıldıysa bunun da peşine düşülmelidir.
Çünkü burada artık yalnızca bir şikâyetten değil, kurum içindeki olası hesaplaşmalardan da söz edilebilir.
Kişisel kavga mı var?
Siyasi hesap mı var?
Kurumsal çekişme mi var?
Kim kimin üzerinden kimi yıpratmaya çalışıyor?
Bunlar araştırılmadan dosyanın yalnızca bir tarafını kamuoyuna servis etmek soru işaretlerini büyütür.
Sayın Vali, bu konuda gerekeni yapmalıdır.
★
Bir başka husus daha var.
Gazetecilik şantaj değildir.
Haber gücü insanları köşeye sıkıştırmak için kullanılmaz.
Belge tehdit malzemesi yapılmaz.
Yayın, kişisel hesaplaşmanın sopasına dönüştürülmez.
Böyle bir durum olduğuna ilişkin somut bir iddia varsa o da deliliyle ortaya konulmalıdır.
Ama şu çizgiyi herkes bilsin:
Gazetecilik kamu adına soru sormaktır.
İtibar infazı yapmak değildir.
★
Hele söz konusu kurum AFAD ise herkes iki kere düşünmek zorunda.
Kahramanmaraş, 6 Şubat felaketini yaşamış bir şehir.
AFAD’ın kurumsal itibarı da çalışanlarının hukuku da bu şehir için önemlidir.
Yanlış yapan varsa korunmasın.
Usulsüzlük yapan varsa hesabı sorulsun.
Görevini kötüye kullanan varsa hukuk önünde karşılığını görsün.
Buna kimsenin itirazı olamaz.
Ama suç ispatlanmadan kurumu suçlu gösteremezsiniz.
İddia kanıtlanmadan insanları kamuoyunun önünde mahkûm edemezsiniz.
★
Bugün manşeti atmak kolay.
Yarın o iddia çökerse ne olacak?
O insanların itibarını kim geri verecek?
Kurumun üzerine bırakılan şaibeyi kim temizleyecek?
Televizyon ekranlarında söylenen sözleri kim toplayacak?
Hiç kimse.
İşte mesele tam da burada.
Bir insanın itibarı birkaç satırla yerle bir edilebilir.
Ama o itibarı yeniden kazanmak bazen yıllar sürer.
★
Bu nedenle yapılması gereken çok açık:
Soruşturma sonuna kadar yürütülsün.
Kim suçluysa ortaya çıkarılsın.
Kim masumsa adı temizlensin.
Ama soruşturma bitmeden infaz yapılmasın.
AFAD üzerinden kişisel hesap görülmesin.
Kurum içindeki çekişmeler basın üzerinden yürütülmesin.
Gazetecilik de birilerinin elindeki dosyayı taşıyan kurye konumuna düşmesin.
★
Son sözüm net:
Belgen varsa koy.
Delilin varsa konuş.
Suç varsa yaz.
Ama yalnızca iddiayla insanları mahkûm etmeye kalkma.
Çünkü hukuk dedikoduyla değil, delille işler.
Gazetecilik de hüküm vermekle değil, gerçeği bütün yönleriyle ortaya çıkarmakla yapılır.