Kahramanmaraş'ın en etkin haber sitesi Genel Yayın Yönetmeni ve köşe yazarı Mustafa Karaaslan bugünkü yazısında ''Maraş’ta bir günde 6 meslek sahibi oldum'' diye yazdı.
Sabah evden gazeteci olarak çıktım.
Akşam eve döndüğümde bir baktım; ekonomist olmuşum, doktor olmuşum, şehir plancısı olmuşum, teknik direktör olmuşum, deprem uzmanı olmuşum, bir de üstüne elektrikçi olmuşum.
Üstelik hiçbirinin diploması yok.
Zaten bizim buralarda diplomaya ne gerek var?
İki bardak çay içtin mi yüksek lisans, kahvehanede iki saat oturdun mu doktora tamam.
★
İLK DERS: EKONOMİ
Sabah ekmek almaya gittim.
Fırındaki abi daha ekmeği poşete koymadan başladı:
“Bu Fatma Betül var ya bu Fatma Betül, onun yüzünden altın yükselir.”
Duymamazlığa geldim.
Dedim:
“Sıcak ekmek var mı?”
“Var ama sen altına bak.”
Ben ekmek almaya gelmişim, adam beni portföy yöneticisi yapıverdi.
İki ekmek, bir simit aldım.
Kasaya geldim.
“Kaç lira?”
Fiyatı söyledi.
O an ben de ekonomist oldum.
“Bu enflasyon böyle gitmez.” diye içimden geçirdim.
İlk diplomayı fırından aldık.
★
EKONOMİDEN TIBBA YATAY GEÇİŞ
Neyse, eve gelip ekmek ve simitle kahvaltıyı yaptım.
Oradan berbere geçtim.
Yan koltuktaki adam:
“Belim ağrıyor,” dedi.
Daha cümlesi bitmeden dükkânda sağlık kurulu toplandı.
Berber:
“Üşütmüşsün.”
Çaycı:
“Böbrektir.”
Sıra bekleyen:
“Sinir sıkışması.”
Bir amca da:
“Benim kayınçoda da vardı.”
Bu cümle geldiyse tıp literatürü kapanmıştır.
Ben de gazeteciliği bırakıp doktorluğa geçtim:
“Bence doktora git.”
Herkes bana baktı.
Sanki küfür etmişim de Hipokrat yeminine ihanet etmişim gibi.
İkinci diplomayı da berberden aldım.
★
DOKTORLUKTAN ŞEHİR PLANLAMAYA
Berberden çıktım, toplu taşıma aracına bindim.
Malum, yakıt fiyatları aldı başını gidiyor.
Trafik yoğun.
Kırmızı ışık şoföre ve yolculara salavat getirtiyor.
Şoför aynadan bakıp konuştu:
“Bu kavşağı bana verseler üç günde çözerim.”
Arkadaki vatandaş cevap verdi:
“Üç gün çok, ben bir gecede çözerim.”
Bir başkası:
“Buraya battı-çıktı lazım.”
Köşedeki amca:
“Eskiden burada dutluk vardı.”
Beş dakika içinde kavşağı yıktık, tünel yaptık, üst geçit kurduk, dutluğu da geri getirdik.
Ben de ister istemez şehir plancısı oldum.
Üçüncü diploma da yolculuk bitmeden geldi.
Aman kızım duymasın.
“Baba, mesleğimi elimden mi alacaksın?” derdi.
★
ŞEHİR PLANLAMADAN FUTBOLA
Akşam kahveye uğrayayım dedim.
Dostlarla milli maçı izlemek için.
Maç başladı.
Bir anda şehir plancılığından teknik direktörlüğe terfi ettik.
Serde futbolculuk var ya!
“Defansı öne çıkar!”
“Kanadı kullan!”
“Forveti değiştir!”
Oyuncunun biri gol kaçırınca arka masadaki herkes:
“Ben olsam atardım!” deyince döndüm, baktım.
Üçünün beli ağrıyor.
İkisi merdiven çıkınca nefes nefese kalıyor.
Ama maç izlerken Haaland olmuş gibiler, maşallah.
Dördüncü diploma da maçın devre arasında geldi.
★
FUTBOLDAN JEOLOJİYE
Maç bitti, eve geldim.
Eşofmanlarımı giyerken ayakta hafif sallandım.
Telefonumdaki apartman grubuna mesaj geldi:
“Deprem mi oldu?”
Beş saniyede teknik direktörlüğü bıraktık, jeolojiye geçtik.
“Derinden geldi.”
“Fay kırılmış olabilir.”
“Ben kuzeyden hissettim.”
Alt kattaki teyze de:
“Benim avize sallandı.”
Artık bilimsel veri tamam.
On dakika sonra öğrendik ki Adana’da deprem olmuş.
Ama kimse bozuntuya vermedi.
Kaç büyüklüğünde olduğunu bile öğrenmeden, “Kesin 7 olmuştur, yoksa nasıl hissedecektik?” teşhisini koyuverdik.
Beşinci diplomayı da böylece AFAD’a bakmadan aldık.
★
ALTINCI MESLEK: ELEKTRİKÇİLİK
Eşofmanı giydim salona geçtim.
Kızım yan odadan seslendi:
“Baba, salonun lambası yanmıyor.”
İçimden dedim:
“Beş meslek tamam, sıra altıncıda.”
Sandalyeyi çektim, ampulü değiştirdim.
Yanmadı.
Elektrik panosundaki otomatik sigortalara baktım.
Birini indirdim.
Bu kez mutfağın elektriği gitti.
Bir başkasını indirdim.
Televizyon kapandı.
Bir üçüncüsüne dokundum.
Modem sustu.
Evde üç dakika içinde teknolojiyi 1994 yılına geri götürdüm.
Kızım baktı:
“Baba, sen ne yapıyorsun?”
Dedim:
“Arızayı daraltıyorum.”
Aslında arızayı çoğaltıyordum.
Tam o sırada kapı çalındı.
Açtım komşu Abuzettin:
“Abi, sizde de elektrik mi gitti?”
Göğsümü kabarttım:
“Bizde çalışma var.”
Adam da saygıyla başını salladı.
İşte elektrikçilik budur.
Ne yaptığını bilmiyorsan “çalışma var” dersin.
Bizim Ali ustaya telefon açtım, çağırdım.
Gelip panoya baktı.
İki saniye sonra:
“Otomatik sigortalardan biri yanmış,” dedi.
Ben de ciddi ciddi başımı salladım:
“Ben de tam onu diyecektim.”
Kızım arkadan:
“Baba, sen az önce modemi de kapattın,” deyince Ali usta bana baktı.
Ben ona baktım.
Meslek hayatım o anda sona erdi.
★
GÜNÜN MUHASEBESİ
Bir günde ekonomiyi yorumladık.
Hastaya akıl verdik.
Kavşak çözdük.
Milli takımı yönettik.
Fay hattını analiz ettik.
Elektrik tamiratı yaptık.
★
Sonunda şunu öğrendim:
Bizim memlekette insan bir günde altı ayrı mesleğe soyunabilir.
Yeter ki yanında iki bardak çay, üç fikir ve “Ben olsam…” diye başlayan bir cümle olsun.
Ben iyisi mi bildiğim işi yapayım.
Ha, sen ne dersin Yener Atlı?