Kahramanmaraş'ın en etkin haber sitesi Genel Yayın Yönetmeni ve köşe yazarı Mustafa Karaaslan bugünkü yazısında ''Hasırcıoğlu AVM’yi yazdık, telefonlar susmadı!'' diye yazdı.
Dün Hasırcıoğlu AVM ile ilgili bir köşe yazısı kaleme aldım.
Ne olduysa ondan sonra oldu!
Telefonlar susmadı.
Arayan arayana, anlatan anlatana…
Meğer bu şehirde ne kadar çok derdi olan, ne kadar çok içine atan, ne kadar çok konuşmak isteyip de susan insan varmış!
Bir vatandaş aradı.
“Abi, bir ay taksidim gecikti. Hemen icraya verdiler.” dedi.
Bir başkası aradı.
“Benim de depremde iş yerim yıkıldı. Üstelik tam beş iş yerim vardı. Şimdi bana ayrı ayrı yerlerde, küçük küçük iş yerleri verdiler.” diye dert yandı.
Dinledim…
Her birinin ayrı hikâyesi, ayrı sıkıntısı, ayrı isyanı vardı.
Ama asıl dikkatimi çeken başka bir telefondu!
★
BİR TELEFON, BİR FOTOĞRAF, BİR DE DOKUZ KAT MESELESİ!
Arayan kişi, adının Gürbüz olduğunu ve muhasebe müdürü olarak görev yaptığını söyledi.
Anlatmaya başladı:
“Bizim eski binamız dokuz katlıydı. Şimdi bize beş katlı bina verdiler.”
Dokuz kat mı?
Bir an duraksadım.
Yanlış mı duydum acaba?
Tekrar sordum.
Dokuz katlı olduğunu söyledi.
Ardından da ekledi:
“Bakın, size fotoğraf gönderiyorum.”
Gönderdi.
Açtım, baktım.
Bir daha baktım.
Fotoğrafı büyüttüm, dikkatlice inceledim.
Ama ne yalan söyleyeyim…
Ben o fotoğrafta dokuz kat göremedim!
Belki benim gözümden kaçmıştır.
Belki kat saymayı unutmuşumdur.
Belki de Kahramanmaraş’ta binaların katlarını saymanın bizim bilmediğimiz başka bir yöntemi vardır!
Bilemiyorum!
Şimdi o fotoğrafı sizlerle de paylaşacağım.
Ben dokuz kat göremedim. Peki, siz gördünüz mü?

BU ŞEHİRDE HERKESİN BİR HİKÂYESİ VAR AMA HERKESİN HESABI AYNI MI?
Bakın…
Deprem bu şehri yerle bir etti.
İnsanlar evlerini, iş yerlerini, birikimlerini, yıllarca verdikleri emeklerini kaybetti.
Kimi tek dükkânının enkazı başında ağladı.
Kimi beş iş yerinin yerine verilen küçük dükkânlarla hayatını yeniden kurmaya çalıştı.
Kimi borcunu ödeyemedi.
Kimi taksitini geciktirdiği için icra takibiyle karşı karşıya kaldığını anlattı.
Peki, bu insanların yaşadıkları ne olacak?
Onların kayıplarını kim dinleyecek?
Onların mağduriyetlerini kim gündeme taşıyacak?
Bir tarafta yılların emeğini kaybetmiş esnaf…
Diğer tarafta yeniden yapılan binalar, değişen metrekareler, kat hesapları ve cevap bekleyen sorular…
Mesele tam da burada başlıyor!
Bu şehirde herkes depremzede olabilir.
Ama herkesin yeniden ayağa kalkma imkânı aynı mı?
Herkese aynı ölçüde hak mı tanındı?
Herkese aynı hassasiyet mi gösterildi?
İşte biz bunları soruyoruz!
★
KİMSE KUSURA BAKMASIN, SORULARIMIZ DEVAM EDECEK!
Dünkü yazımda Hasırcıoğlu AVM ile ilgili bazı sorular sordum.
Bugün de soruyorum.
Yarın da gerekirse soracağım.
Çünkü gazetecilik, birilerinin anlattıklarını sorgulamadan kabul etmek değildir.
Ortada bir iddia varsa araştırılır.
Bir belge varsa incelenir.
Bir fotoğraf varsa bakılır.
Bir açıklama varsa doğruluğu sorgulanır.
Kimsenin ticaretinde, kazancında, malında mülkünde gözümüz yok.
Ama bu şehirde bir esnaf bir aylık gecikme nedeniyle icraya verildiğini anlatırken, başka bir esnaf beş iş yerinin karşılığında küçük dükkânlar aldığını söylerken, bazı yapıların nasıl ve hangi şartlarda yeniden inşa edildiğini sormak da bizim görevimizdir.
Kimse bu sorulardan rahatsız olmasın!
Çünkü sorularımız şahıslara değil, açıklığa kavuşturulması gereken konularadır.
Varsa bir hak, herkes için olmalı!
Varsa bir kural, herkese uygulanmalı!
Varsa bir ayrıcalık iddiası, belgelerle açıklığa kavuşturulmalı!
★
DOKUZ KAT NEREDE, BEŞ KAT NEREDE?
Gelelim yeniden o telefon görüşmesine…
Sayın Gürbüz!
Söylediklerinizi dinledim.
Gönderdiğiniz fotoğrafa da baktım.
Eski binanızın dokuz katlı olduğunu ifade ettiniz.
Olabilir.
Ben fotoğrafta görememiş olabilirim.
O hâlde mesele çok basit!
Eski binanın ruhsatı ortadadır.
Mimari projesi ortadadır.
Yapı kayıtları ortadadır.
Açılır, bakılır, kaç katlı olduğu anlaşılır.
Biz de öğreniriz.
Kamuoyu da öğrenir.
Hatta yalnızca kat sayısını değil, eski binanın TOPLAM İNŞAAT ALANINI ve yeni yapının TOPLAM İNŞAAT ALANINI ve hangi haklar çerçevesinde inşa edildiğini de öğrenmiş oluruz.
Bundan daha doğal ne olabilir?
Dokuz kat diyorsanız, buyurun belgesiyle ortaya koyun!
Biz de yanlış biliyorsak düzeltelim.
Ama kimse kusura bakmasın…
Bir telefon görüşmesinde söylenen sözleri, gönderilen bir fotoğrafı ya da yapılan açıklamayı tek başına kesin gerçek kabul edecek değiliz.
Hele ki konu depremde yıkılmış bir şehrin yeniden imarıysa!
Hele ki konu esnafın hakkıysa!
Hele ki konu kamu vicdanıysa!
★
SON SÖZÜM ŞUDUR!
Bu şehirde artık insanların süslü cümlelere değil, açık ve net cevaplara ihtiyacı var.
Depremde beş iş yerini kaybeden de konuşacak.
Bir taksit yüzünden icraya verildiğini söyleyen de konuşacak.
Eski binasının dokuz katlı olduğunu iddia eden de konuşacak.
Biz de hepsini dinleyeceğiz.
Ama dinlemek başka, sorgulamak başka!
Kimsenin sözüne peşinen doğru ya da yanlış demeyeceğiz.
Belgeler konuşacak!
Ruhsatlar konuşacak!
Projeler konuşacak!
Ve biz sormaya devam edeceğiz!
Çünkü bu şehirde mesele yalnızca kaç kat bina yapıldığı değildir.
Asıl mesele, kimin hakkının ne kadar korunduğu ve kuralların herkese eşit uygulanıp uygulanmadığıdır!
★
Şimdi tekrar soruyorum:
Ben gönderilen fotoğrafta dokuz kat göremedim.
SİZLER GÖRDÜNÜZ MÜ?
★★★