Kahramanmaraş'ın en etkin haber sitesi köşe yazarı Mustafa Karaaslan bugünkü yazısında "Pabuç pahalı beyler! Artık millet kapıya gelmiyor, siz milletin kapısına gideceksiniz'' diye yazdı.
Bir gün ahali, telaş içinde Nasreddin Hoca'nın yanına koşar.
"Hocam, pabuç pahalı!" der.
Hoca ise hiç istifini bozmadan şu cevabı verir:
"Milletin sözüne bakıp telaş etmeyin. Pahalı olursa olsun, dünyada bir tek pabuç bizim ayağımıza uyacak değil ya. Başka ayağa uyacak bin bir çeşit pabuç vardır."
★
İşte bugün bu fıkrayı hatırlatan bir tabloyla karşı karşıyayız.
Çünkü siyasetin de bir gerçeği vardır:
Millet, kendisini unutanı günü geldiğinde sandıkta unutur.
★
Ve Erdoğan tehlikeyi gördü, düğmeye bastı…
★
AK Parti, kurulduğu günden itibaren sadece seçim kazanan bir parti olmadı.
Mahalle mahalle dolaşan, köy köy gezen, vatandaşın evine giren, cenazesine katılan, düğününde bulunan teşkilat anlayışıyla büyüdü.
Bu anlayışın mimarı da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan oldu.
Ancak son yıllarda aynı tabloyu görmek mümkün mü?
Ne yazık ki hayır...
★
Milletvekilleri ile vatandaş arasındaki mesafe her geçen gün açıldı.
- Telefonlara çıkmayanlar...
- Randevu vermeyenler...
- Seçimden seçime şehre uğrayanlar...
- Sokakta tanınmayanlar...
- Vatandaşa yukarıdan bakanlar...
- Kibir kulelerinde siyaset yaptığını zannedenler...
★
İşte son yerel seçim, bunun ilk faturası oldu.
Oldu değil mi?
Kimse inkâr edemez…
★
Belli ki Sayın Erdoğan da bu kopuşu gördü.
Bu yüzden milletvekilleri için adeta bir performans denetimi niteliğinde olan 12 maddelik saha çalışma programını devreye soktu.

Artık masa başında siyaset dönemi bitiyor.
Herkes yaptığı çalışmayı raporlayacak.
Herkes hesabını verecek.
★
Şimdi aynaya bakma zamanı…
Program açık.
İlçeler gezilecek...
Mahalleler dolaşılacak...
Köylere gidilecek...
Ev ziyaretleri yapılacak...
İstifa eden üyeler ziyaret edilecek...
Esnafın kapısı çalınacak...
Şehit aileleri unutulmayacak...
Gaziler dinlenecek...
Kadınlarla, gençlerle buluşulacak...
Sivil toplum kuruluşlarının görüşü alınacak...
Basın kuruluşları ziyaret edilecek...
Vatandaş parti binasında dinlenecek...
Vallahi kulağa çok güzel geliyor...
★
Peki, şimdi sormak gerekiyor...
Üç yıldır vatandaşın kapısını çalmayanlar...
Telefonlara dönmeyenler...
Gazetecileri yalnızca seçim dönemlerinde hatırlayanlar...
Şimdi hangi yüzle kapıları çalacak?
Hangi cümleyle başlayacak?
"Bugüne kadar fırsat bulamadık..."
Öyle mi?
Millet buna inanır mı?
İnanmaz.
★
Basının kapısını hangi yüzle çalacaksınız?
En çok merak ettiğim başlıklardan biri de bu.
"Basın ve Medya Kuruluşları Ziyaretleri..."
Doğrusu çok ilginç...
Üç yıldır yerel basını yok sayanlar...
Telefon açmayanlar...
Bir selamı çok görenler...
Şimdi hangi yüzle gazetecilerin kapısını çalacak?
"Kolay gelsin."
"Halinizi hatırınızı soralım."
"Bir çayınızı içelim."
Diyecekler öyle mi?
Hadi oradan...
★
Samimiyet, seçim takvimine göre hatırlanacak bir duygu değildir.
Vatandaş da gazeteci de bunu çok iyi bilir.
Rapora ne yazacaksınız?
Asıl mesele burada başlıyor.
Sayın Erdoğan'ın önüne gidecek raporlarda...
"Kahramanmaraş'ta her şey yolunda."
"Vatandaş memnun."
"Hiçbir sorun yok."
Bunu mu yazacaksınız?
Depremin yaralarını tam saramamış...
İş yeri teslimatını bekleyen...
Konutunu dahi tam teşekküllü teslim alamayan...
Ekonomik sıkıntılarla boğuşan...
Çiftçisi, esnafı, emeklisi, işçisi, sesini duyurmaya çalışan bir şehir için gerçekten bunu söyleyebilir misiniz?
Yoksa milletin gerçeklerini olduğu gibi aktaracak cesareti gösterebilecek misiniz?
★
Buradan Kahramanmaraş AK Parti milletvekillerine açıkça sesleniyorum:
Vahit Kirişçi...
Ömer Bilal Debgici...
Mehmet Şahin...
Mevlüt Kurt...
Tuba Köksal...
Ve sonradan katılsa da İrfan Karadutlu...
Artık mazeret üretme döneminiz bitti.
Millet sizi yanında görmek istiyor.
Söyleyecek sözünüz yok ama yine de dinlemek ister...
Sahiden ister mi?
İşte orası tam bir muamma…
Çünkü sorunlarının Ankara'ya eksiksiz taşınmasına inanmaz ki...
Allayıp pullayıp raporu öyle sunacaklarına inanır.
★
Bakın; Vahit'i, Ömer'i, Mehmet'i, Mevlüt'ü, İrfan'ı ve Tuba Köksal hanımefendi…
Bu çalışma programı sizin için bir formalite değil, bir sınavdır.
Ve bu sınavın notunu ne il başkanı verir...
Ne ilçe başkanı...
Ne de teşkilatlar...
Bu sınavın tek notunu millet verir millet.
Nerde mi verir?
Sandıkta verir.
★
Ez cümle...
Nasreddin Hoca'nın dediği gibi...
Pabuç gerçekten pahalı.
Çünkü artık millet eskisi gibi sabretmiyor.
Milletvekillerine inanmıyor.
Kapısını çalmayanı, derdini dinlemeyeni, seçimden seçime hatırlayanı affetmiyor.
Ki affetmeyecektir.
Siyasette koltuklar kalıcı değildir.
Milletin gönlü kazanılmadığında, en sağlam görünen koltuk bile bir gün boşalır.
Bu kez pabuç gerçekten pahalı beyler ve Tuba hanımefendi...
Ve görünen o ki, bu sınavdan kopyayla geçmek de mümkün olmayacaktır.
Hadi zil çaldı, ödevinizi yerine getirin.
★★★
DİPNOT: Dün; ‘’Vatandaşlar soruyor, Başkan Görgel cevaplıyor’’ programında dikkatimi çeken detay şu oldu. En ön sırada vatandaşlar olacağına Genel Sekreter, teşkilat mensupları ve belediye çalışanlarını gördüm. Vatandaşların olmadığı bir programı düzenleyen Dulkadiroğlu İlçe Başkanı Ali Çam’ın ivedilikle istifası istenmelidir.