Kahramanmaraş'ın en etkin haber sitesi köşe yazarı Mustafa Karaaslan bugünkü yazısında "Kılavuzlu yolu krizi: sorumlu kim, hesap verecek olan kim?'' diye yazdı.

Günlerdir Kahramanmaraş'a Karayolları Bölge Müdürlüğü kurulması gerektiğini söyleyenler, bu konuda kamuoyu oluşturmaya çalışanlar ve her söyleneni alkışlayanlar… Önce şapkanızı önünüze koyup şu soruyu kendinize sorun:

Biz gerçekten neyi tartışıyoruz?

Daha şehrin en önemli ulaşım damarlarından biri olan Kılavuzlu Yolu'nda, bir çalışmanın nereden başlayacağı, nasıl yürütüleceği ve trafiğin nasıl yönetileceği konusunda sağlıklı bir planlama yapılamıyorsa, bugün çıkıp "Kahramanmaraş'a Karayolları Bölge Müdürlüğü istiyoruz" demek ne kadar gerçekçi?

Önce mevcut sistemi sorgulamak gerekmez mi?

Mersin Karayolları Bölge Müdürlüğü'nü görmeden, nasıl bir altyapıya, kaç dönümlük bir yerleşkeye, kaç bin araçlık makine parkına ve nasıl bir organizasyon yapısına sahip olduğunu bilmeden, sadece sloganlarla "Bölge Müdürlüğü istiyoruz" demekle bu işler olur mu?

Ben bugün çıkıp "Vehbi Koç olacağım" desem olur muyum?

İşte mesele tam da budur.

Önce mevcut kapasitemizi, eksiklerimizi ve yönetim anlayışımızı sorgulamak zorundayız.

Kılavuzlu Yolu Neden Bu Hale Geldi?

Bugün şehirde herkes Kılavuzlu Yolu'nun kapanmasını konuşuyor.

Ancak kamuoyunda tek bir isim hedef gösteriliyor:

Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel.

Peki soruyorum…

Bu yolun kapanmasına gerçekten kim sebep oldu?

Karayolları Genel Müdürlüğü'nün sorumluluğunda bulunan bir güzergâhta, Türkiye'nin herhangi bir yerinde gerekli trafik tedbirleri alınmadan, alternatif servis yolları oluşturulmadan, vatandaş mağdur edilmeyecek planlama yapılmadan bir müteahhide kolay kolay kazma vurdurulur mu?

Eğer bu şehirde böyle bir çalışma yeterli hazırlık yapılmadan başlatıldıysa, buna kim onay verdi?

Kimler bu sürecin bu şekilde ilerlemesine göz yumdu?

Ve en önemlisi…

Bu yaşananların siyasi faturasının sadece Fırat Görgel'e kesilmesi için perde arkasında kimler sessiz kaldı?

Bunlar cevabı verilmesi gereken sorulardır.

Vekiller Nerede?

Sayın milletvekilleri…

Her platformda yapılan hizmetleri anlatıyorsunuz.

Peki, bu şehrin ana ulaşım arterlerinden biri, yeterli önlem alınmadan trafiğe kapatılırken siz neredeydiniz?

Şehrin can damarını ilgilendiren böylesine önemli bir konuda neden devreye girmediniz?

Eğer böylesine kritik bir çalışmada koordinasyon eksikliğini önleyemiyorsanız, vatandaş doğal olarak şu soruyu sorar:

Milletvekilliği sadece açılışlara, törenlere ve düğünlere katılmaktan mı ibaret?

Çünkü vatandaş artık fotoğraf değil, çözüm görmek istiyor.

Ya Bir Facia Yaşansaydı?

Hiç düşündünüz mü?

Kilitlenen bu yolda bir ambulansın acil hastaya ulaşamadığını…

Bir itfaiyenin yangına yetişemediğini…

Saman yüklü tırların bulunduğu o yoğun trafikte küçücük bir ihmalin büyük bir yangına dönüştüğünü…

Bunun hesabını kim verecekti?

Sorumluluk kimde olacaktı?

Bugün bunlar yaşanmadığı için şanslı olabiliriz.

Ama kamu yönetimi, "Bir şey olmadı." mantığıyla değil, "Olursa ne olur?" anlayışıyla hareket etmek zorundadır.

Sorumluluk Paylaşılmalı, Günah Keçisi Aranmamalı.

Bu şehirde yaşanan her sorunun tek sorumlusu olarak bir kişiyi göstermek kolaycılıktır.

Karayolları'nın sorumluluğu varsa konuşulmalıdır.

Trafik planlamasında eksiklik varsa sorgulanmalıdır.

Koordinasyon zaafı yaşandıysa bunun hesabı sorulmalıdır.

Milletvekillerinin yapması gereken girişimler yapılmadıysa vatandaş bunu da bilmelidir.

Kimsenin eleştiriden muaf olduğu bir düzen sürdürülebilir değildir.

Burak Gül'e Çağrımdır…

AK Parti Kahramanmaraş İl Başkanı Sayın Burak Gül…

Siz bu şehirde Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi temsilcisisiniz.

Dolayısıyla şehirde kurumlar arasında yaşanan koordinasyon sorunlarının çözümünde de sorumluluk üstlenmeniz beklenir.

Sayın Cumhurbaşkanı'nın Sapanca'da yaptığı konuşmada kullandığı şu ifadeler aslında herkese mesaj niteliğindedir:

"Yapmanız gereken davanıza dört elle sarılmak, üzerinizdeki emanetin hakkını vermek, daha çok çalışmak, daha çok gayret etmektir. Yorulan varsa buyursun kenara gelsin dinlensin. Kenara gelmeyen de meydanın hakkını versin. Boşa harcayacak tek bir saniyemiz bile yok."

Bu sözler sadece teşkilatlara değil, görev ve sorumluluk taşıyan herkese verilmiş bir uyarıdır.

Son söz…

Karayolları Genel Müdürlüğü'ne…

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Sayın Abdulkadir Uraloğlu'na…

Ve Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a sesleniyorum:

Kahramanmaraş'ın ulaşım sorunlarına artık kalıcı çözümler üretilmelidir.

Kurumlar arasında koordinasyon eksikliği varsa giderilmeli, vatandaşın mağduriyetine neden olan uygulamalar tekrar etmemelidir.

Bu şehir, birbirini suçlayan kurumlar değil; birlikte çalışan, planlama yapan ve hesap verebilen yöneticiler görmek istiyor.

Çünkü mesele siyaset değil, mesele Kahramanmaraş'tır.

Ve unutulmamalıdır ki; vatandaş günü geldiğinde sadece söylenenleri değil, yapılanları da sandıkta değerlendirecektir.