Kahramanmaraş'ın en etkin haber sitesi köşe yazarı Mustafa Karaaslan bugünkü yazısında "Gidiyorum dedi... Peki gerçekten gidecek mi?'' diye yazdı.

ÖNCEKİ gün Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Mehmet Hanefi Öksüz, KMTSO'nun 34. Meclis Toplantısı'nda yaptığı veda konuşmasıyla dikkatleri üzerine çekti. Sonbaharda yapılacak genel kurulda yeniden aday olmayacağını açıklayan Öksüz, gerekçesini ise "gençlerin önünü açmak" olarak ifade etti.

Elbette bu açıklama, iş dünyasında ve şehir kamuoyunda yankı uyandırdı.

Ancak şimdi herkesin aklındaki soru aynı:

Gerçekten gidiyor mu?

Çünkü Türkiye'de siyasette de, sivil toplum kuruluşlarında da, meslek örgütlerinde de çok sık karşılaştığımız bir tablo vardır. Bir yönetici ayrılık kararını açıklar, ardından etrafından yükselen "Gitme", "Sen olmadan olmaz", "Bir dönem daha devam et" sesleri gelir. Sonra da karar gözden geçirilir.

Acaba Mehmet Hanefi Öksüz için de benzer bir süreç mi yaşanacak?

Yıllardır iş dünyasının önemli isimlerinden biri olan Öksüz, yalnızca bir meclis başkanı değil; aynı zamanda şehir ekonomisinin hafızasını taşıyan isimlerden biri. Böylesine uzun yıllar görev yapan bir yöneticinin ayrılık kararının ardından destekçilerinin sessiz kalması beklenemez.

Önümüzdeki günlerde birçok iş insanının, sektör temsilcisinin ve oda üyesinin kendisine "Bir dönem daha devam etmeniz gerekir" yönünde telkinlerde bulunması sürpriz olmaz.


Peki, o zaman ne olacak?

İşte asıl merak edilen nokta burası.

Öksüz, yaptığı açıklamada kararlı bir duruş sergiledi. Gençlere alan açılması gerektiğini söyledi. Eğer bu sözlerinin arkasında durursa, Kahramanmaraş iş dünyasında örnek gösterilecek bir devir teslim sürecine imza atmış olacak.

Ancak diğer ihtimal de masada duruyor.

Ya talepler büyürse?

Ya "Henüz zamanı değil" diyenlerin sayısı artarsa?

Ya "Birlik ve istikrar için devam etmelisiniz" baskısı oluşursa?

İşte o zaman kamuoyu şu sorunun cevabını arayacak:

Bu karar kesin bir veda mı, yoksa güçlü bir ısrar karşısında yeniden değerlendirilebilecek bir karar mı?

Bugün için bunu yalnızca Mehmet Hanefi Öksüz biliyor.

Fakat kesin olan bir gerçek var:

Bazen gitmek kadar kalmak da cesaret ister.

Bazen gençlerin önünü açmak için çekilmek büyük bir erdemdir.

Bazen de tecrübenin devam etmesi gerektiğine inanılır ve görev sürdürülür.

Son sözü, sonbahar yaklaşırken Mehmet Hanefi Öksüz'ün kendisi söyleyecek.

Ve o gün geldiğinde hepimiz şu sorunun cevabını öğrenmiş olacağız:

"Gidiyorum" diyen gerçekten gidecek mi, yoksa "Madem bu kadar ısrar ediyorsunuz, devam ediyorum" mu diyecek?