Kahramanmaraş'ın en etkin haber sitesi Genel Yayın Yönetmeni ve köşe yazarı Mustafa Karaaslan bugünkü yazısında ''Asıl tehlike AK Parti’den vazgeçenler değil, hiç yaklaşmayanlar!'' diye yazdı.

Dün akşam bir açık oturumda moderatörün yönelttiği soru, Türkiye siyasetinin önemli bir gerçeğini yeniden gündeme taşıdı:

“Bunca ekonomik kriz, hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı ve adaletsizlik tartışmasına rağmen yaklaşık 25 yıldır AK Parti’ye oy veren seçmen neden partisinden vazgeçmiyor?”

★

Aslında bu sorunun cevabı yalnızca ekonomide ya da günlük siyasette aranamaz.

Çünkü mesele biraz da alışkanlık, aidiyet, güven ve yıllar içerisinde oluşan siyasi sadakat meselesidir.

Ancak ben asıl tehlikenin başka bir yerde olduğunu düşünüyorum.

AK Parti açısından asıl mesele, yıllardır kendisine oy verenlerin neden vazgeçmediği değil, yeni yetişen kuşakların neden aynı bağlılığı hissetmediğidir.

Çünkü yeni neslin AK Parti ile geçmişe dayanan bir hatırası yok!

Bugün 18 yaşındaki bir genç, AK Parti’nin 2002 yılında iktidara gelişini hatırlamıyor. O dönemde henüz dünyaya bile gelmemişti.

Koalisyon hükümetlerini, siyasi yasakları, eski ekonomik krizleri kendi hayatında yaşamadı.

Onun gözünde AK Parti, geçmişin sorunlarına çözüm üretmek için yola çıkan yeni bir siyasi hareket değil; doğduğu günden beri ülkeyi yöneten iktidardır.

Dolayısıyla bu genç, geçmişte neler yapıldığına değil, bugün nasıl yaşadığına ve yarın nasıl yaşayacağına bakıyor.

Üniversiteyi bitirdiğinde iş bulabilecek mi?

Aldığı maaşla ev kiralayabilecek mi?

Bir otomobil ya da ev sahibi olabilecek mi?

Liyakatiyle hak ettiği yere gelebilecek mi?

Yoksa geleceğini başka ülkelerde mi arayacak?

Gençlerin zihnindeki bu sorulara ikna edici cevaplar verilemediğinde, geçmişin başarılarını anlatmak tek başına yeterli olmuyor.

★

Eskiden ailelerin siyasi tercihleri çocukların tercihlerini de büyük ölçüde etkilerdi.

Babanın desteklediği partiye oğlunun da oy vermesi sık rastlanan bir durumdu.

Ama artık dünya değişti.

Gençler yalnızca ailelerinin anlattıklarıyla değil, sosyal medyada gördükleriyle, başka ülkelerdeki yaşıtlarının yaşam koşullarıyla ve kendi deneyimleriyle siyasi kanaat oluşturuyor.

Dünyanın başka bir köşesindeki gencin imkânlarını görüyor ve ister istemez soruyor:

“O, bütün bu imkânlara sahip olabiliyorsa ben neden olamıyorum?”

İşte bu soruya yalnızca geçmişte yapılan yolları, hastaneleri, köprüleri anlatarak cevap vermek giderek zorlaşıyor.

Çünkü bir kuşağın minnet duygusu, başka bir kuşağın gelecek beklentisinin yerini tutmuyor.

★

Elbette bütün gençlerin AK Parti’den uzaklaştığını söylemek doğru olmaz. Partiyi destekleyen, politikalarını benimseyen ve aktif siyaset yapan gençler de var.

Ancak görülmesi gereken gerçek şu:

Genç seçmen, ailesinin siyasi hatıralarından çok kendi hayatının gerçekleriyle karar veriyor.

Üstelik mesele yalnızca AK Parti’nin meselesi de değil.

Bugün muhalefet partileri de gençlerin gelecek kaygılarına inandırıcı cevaplar üretemedikleri takdirde aynı sorunla karşılaşabilir.

Gençlere ulaşmak, sosyal medyada daha fazla paylaşım yapmakla ya da seçim dönemlerinde birkaç vaat sıralamakla mümkün değil.

Asıl mesele; adalet, liyakat, fırsat eşitliği ve ekonomik bağımsızlık beklentilerine somut karşılık verebilmektir.

Ve burada altını özellikle çizmek istediğim bir gerçek var:

DÜNÜN OYLARI, YARININ GARANTİSİ DEĞİL!

★

Dün akşam moderatörün sorusunu dinlerken aklımdan şu geçti:

“25 yıldır AK Parti’ye oy verenler neden vazgeçmiyor?” diye sormak yerine, “Önümüzdeki 25 yıl boyunca sandığa gidecek gençler neden AK Parti’ye oy versin?” diye sormak gerekmez mi?

Bence siyasetin asıl cevap araması gereken soru budur.

Çünkü bir siyasi hareket için en büyük tehlike, eski seçmeninin kendisine kızması değil; yeni yetişen seçmenin kendisini o siyasi hareketin geleceğinde görememesidir.

Unutulmamalı ki geçmişte kazanılan seçimler siyasi güç sağlar ama gelecekte kazanılacak seçimlerin teminatı olamaz.

Dünün başarıları hatırlanır, yarının oyları ise bugünün icraatlarıyla kazanılır.

★

Ve son sözüm yalnızca AK Parti’ye değil, bütün siyasi partilere:

BABASININ SADAKATİ, OĞLUNUN OYU DEMEK DEĞİLDİR!

Bunu görmezden gelen her siyasi parti, bir gün sandıkta genç kuşakların sessiz ama güçlü cevabıyla karşılaşabilir.

Bu da böyle biline!

★★★

ZUHAL KARAKOÇ'A HERKES GEÇMİŞ OLSUN DEDİ, BİR İSİM SESSİZ KALDI!

MHP Kahramanmaraş Milletvekili Zuhal Karakoç’un geçirdiği trafik kazası, siyaset dünyasında geçmiş olsun mesajlarını beraberinde getirdi.

Siyasi görüş ayrılığı gözetmeksizin birçok isim iyi dileklerini paylaştı.

Ancak dikkat çeken bir sessizlik vardı!

AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Tuba Köksal’dan kamuoyuna yansıyan bir geçmiş olsun mesajı görülmedi.

Veya ben mi göremedim?

Üstelik söz konusu isim, Cumhur İttifakı’nın ortağı MHP’nin milletvekiliydi.

Elbette herkes sosyal medyada paylaşım yapmak zorunda değil.

Ama siyasette bazen söylenenler kadar söylenmeyenler de dikkat çeker.

Şimdi insan ister istemez soruyor:

Tuba Köksal’ın sessizliği sadece bir tesadüf mü, yoksa bu suskunluğun başka bir nedeni mi var?

Bilemiyoruz… Ama merak ediyoruz!

Umarım bu soruyu sorduğumuz için hanımefendi bize kızmaz!