Kahramanmaraş'ın en etkin haber sitesi Genel Yayın Yönetmeni ve köşe yazarı Mustafa Karaaslan bugünkü yazısında ''Nasreddin hoca ve şantajcı gazeteci'' diye yazdı.

Hep Mehmet Fiskeci abimiz yazılarında hikaye anlatacak değil ya!

Bugün ben de sizlere duyulmamış, bir Nasreddin Hoca fıkrası anlatayım.

★

Bir gün Akşehir’e bir gazeteci gelmiş. Ama bu gazetecinin huyu biraz bozukmuş. Haber yapmaktan çok, senaryo yazar, kameralı gözlük takar, siyasilerin ve iş insanlarının kaydını gizli gizli alır, sonra şantaj kaydını gösterip haber yapmamak için para alırmış.

Kimin kapısını çalsa aynı sözü söylermiş:

— Ya bana üç beş altın verirsin ya da yarın seni manşete taşırım!

Esnaf korkmuş, tüccar korkmuş, kasabanın zenginleri korkmuş, siyasetle uğraşanlar korkmuş, ne istediyse vermişlerde vermişler.

Sonunda sıra Nasreddin Hoca’ya gelmiş.

Gazeteci, Hoca’nın kapısını çalmış:

— Hoca! Senin hakkında çok önemli bilgiler öğrendim!

Hoca sakalını sıvazlamış:

— Hayırdır evladım, ben kendim hakkında o kadar bilgi sahibi değilim. Sen ne öğrendin?

Gazeteci:

— Hoca, senin eşeğinle konuştuğunu duydum. Bunu gazeteye yazarsam bütün memlekete rezil olursun!

Hoca gülümsemiş:

— Doğrudur evladım, eşekle konuşurum.

Gazeteci şaşırmış:

— Demek inkâr etmiyorsun! O hâlde bana on altın vereceksin, ben de bu haberi yazmayacağım!

Hoca:

— On altın az evladım. Sana yirmi altın vereyim ama bir şartım var.

Gazetecinin gözleri parlamış:

— Neymiş o şart?

— Önce gel, eşeğimle sen de konuş!

Gazeteci sevinerek ahıra girmiş.

Hoca eşeğin kulağına eğilip bir şeyler fısıldamış. Sonra gazeteciye dönmüş:

— Sor bakalım, benim hakkımda ne biliyormuş?

Gazeteci eşeğe yaklaşmış:

— Söyle bakalım, Hoca hakkında ne biliyorsun?

Eşek kafasını kaldırmış:

— Aİİİİİİ!

Gazeteci sinirlenmiş:

— Hoca! Bu hayvan konuşmuyor ki, anırıyor!

Hoca ellerini iki yana açmış:

— Evladım, eşeğin hiç olmazsa anırdığı belli oluyor. Sen hem anırıyorsun hem de adına gazetecilik diyorsun!

Gazeteci kıpkırmızı olmuş:

— Hoca, bu söylediğini de yazarım!

Hoca gülerek cevap vermiş:

— Yaz evladım, yaz! İlk defa para almadan doğru bir haber yapmış olursun!