Kahramanmaraş'ın en etkin haber sitesi köşe yazarı Mustafa Karaaslan bugünkü yazısında "Erdem Bayazıt’ı anlamak, sadece onu anmak değildir'' diye yazdı.
Bazı insanlar yaşarken konuşur, öldükten sonra susarlar.
Bazıları ise öldükten sonra daha çok konuşmaya başlar.
Çünkü onların sesi kelimelerden değil, vicdandan yükselir.
İşte Erdem Bayazıt da onlardan biriydi.
Bugün onun aramızdan ayrılışının 18.yıl dönümü.
Takvimler bir tarihi gösteriyor olabilir.
★
Ancak asıl soru şu:
Biz Erdem Bayazıt'ın bıraktığı emanete ne kadar sahip çıkıyoruz?
★
Erdem Bayazıt, yalnızca şiir yazan bir edebiyatçı değildi.
O, yaşadığı çağın sancılarını omuzlarında taşıyan bir fikir adamıydı.
Şiiri; süslü cümleler kurmak için değil, insanı ayağa kaldırmak için yazdı.
★
Onun dizelerinde yalnızca aşk yoktu.
İnanç vardı.
Direniş vardı.
Ümmet bilinci vardı.
Mazlumların çığlığı vardı.
Ve en önemlisi, umut vardı.
★
Bugün yeniden "Sebep Ey", "Risaleler", "Gelecek Zaman Risalesi" ya da "İpek Yolundan Afganistan'a" sayfalarını açtığınızda göreceksiniz ki, yazılanların büyük bölümü hâlâ güncelliğini koruyor.
Çünkü hakikat eskimez.
Vicdanın modası geçmez.
Adalet hiçbir çağda değerini kaybetmez.
★
Erdem Bayazıt'ın şiirlerinde insan, yalnızca etten ve kemikten oluşan bir varlık değildir.
İnsan; sorumluluk yüklenen, yeryüzünü imar etmekle görevli, acıya duyarsız kalmaması gereken bir emanettir.
Belki de bu yüzden onun şiirleri kolay okunur ama kolay unutulmaz.
Her mısra okuyucunun omzuna görünmeyen bir yük bırakır.
★
"Sen ne yapıyorsun?" diye sorar.
★
"Hangi acıya sessiz kalıyorsun?" diye sorgular.
★
"Konforun için hangi değerlerinden vazgeçtin?" diye insanı kendi vicdanıyla baş başa bırakır.
★
İşte gerçek edebiyat tam da budur.
İnsanı eğlendirmekten önce düşündürmek...
Düşündürmekten önce uyandırmak...
★
Bugün hızlı tüketilen cümlelerin çağındayız.
Bir dakikada okunup unutulan yazılar...
Birkaç saniyelik videolar...
Bir sonraki paylaşıma kadar yaşayan gündemler...
Fakat Erdem Bayazıt'ın metinleri bunun tam karşısında durur.
Onun şiiri aceleye gelmez.
Durmayı ister.
Sessizliği ister.
Tefekkürü ister.
Çünkü insan, en doğru kararlarını gürültünün içinde değil; sessizliğin derinliğinde verir.
★
Erdem Bayazıt, sadece Türkiye'nin değil, İslam coğrafyasının da acısını kendi acısı bilen ender kalemlerden biriydi.
Afganistan'ın işgalini yazarken de...
Filistin'in gözyaşını anlatırken de...
Bosna'nın çığlığını hissederken de...
Aslında tek bir şey söylüyordu:
"Bir yerde insanlık ağlıyorsa, orası bize uzaktır diyemeyiz."
★
Bugün dünyanın dört bir yanında yaşanan zulümlere baktığımızda onun şiirlerinin neden hâlâ diri kaldığını daha iyi anlıyoruz.
Çünkü zulüm değişse de vicdanın görevi değişmiyor.
Belki de bugün Erdem Bayazıt'ı anmanın en doğru yolu, sosyal medyada birkaç alıntı paylaşmak değildir.
Onun bir şiirini sindirerek okumaktır.
Bir kitabını yeniden elimize almaktır.
Mazlum için dua etmektir.
Haksızlık karşısında susmamaktır.
İnsana yeniden insan olduğu için değer vermektir.
Çünkü Erdem Bayazıt'ın bize bıraktığı miras, yalnızca şiir kitaplarından oluşmuyor.
O miras; ahlaklı duruş, sağlam karakter, inançla yoğrulmuş bir fikir dünyası ve sorumluluk sahibi bir vicdandır.
★
Bugün onun vefat yıl dönümünde rahmetle anıyoruz.
Fakat onu gerçekten yaşatmak istiyorsak, şiirlerini ezberlemek yetmez.
Onun inandığı değerlere sahip çıkmak gerekir.
Çünkü bazı insanlar mezarlarında değil, fikirlerinde yaşamaya devam eder.
Erdem Bayazıt da işte o insanlardan biridir.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun.