Kanal Maraş köşe Yazarı Ali Akkurt, bugünkü yazısında "Toprak masa başında değil, toprağın başında korunur" diye yazdı.

Tarım politikalarını belirleyen, toprak koruma mevzuatını düzenleyen ve yeni kararları masaya yatıran komisyonlara açık bir çağrım var:

Gelin, kararlarınızı masa başında değil, toprağın başında verin.

Kahramanmaraş’ın en verimli tarım arazileri bir bir betonlaşırken, kuru ve taşlı arazilerin tarım ovası ilan edilmesi artık şehirde ciddi soru işaretleri oluşturuyor.

Birinci sınıf tarım arazilerinin üzerinde yükselen yapılar, gelişi güzel yapılaşmalar, tarım alanlarının içerisine kadar uzanan kır düğün salonları ve farklı amaçlarla kullanılan yapılar ortadayken, şehrin gelecekte tarımla anılmasını nasıl bekleyeceğiz?

KURTLAR, ÖNSEN VE CÜCELİ’DE SORU ÇOK

Kurtlar, Önsen ve Cüceli mahallelerinin güneydoğusundaki alanların tarım ovası ilan edilmesiyle birlikte akıllara tek bir soru geliyor:

Bu bölgelerde yerinde ve bilimsel bir toprak analizi yapıldı mı?

Toprağın yapısı, verimliliği, sulama imkânı, tarımsal üretim kapasitesi ve geçmişten bugüne kullanım durumu sahada incelendi mi?

Yoksa karar yine masa başında mı alındı?

Eğer gerçekten bilimsel bir çalışma yapıldıysa, bu raporların kamuoyuyla paylaşılmasını istiyoruz.

Çünkü tarım arazisini korumak, harita üzerinde bir sınır çizmekten ibaret değildir.

Toprağın kendisini görmek gerekir.

BELEDİYELERİN SORUMLULUĞU NEREDE?

Kırsalda imar planı ve yapılaşma sorunlarını çözemeyen belediyeler, şimdi “tarım ovası ilan edelim, bizden çıksın” anlayışına mı yöneliyor?

Bu şehirde herkes sorumluluğu birbirinin üzerine atarsa, kaybeden yine Kahramanmaraş olur.

Bir tarafta tarım arazilerini koruma söylemleri…

Diğer tarafta tarım arazilerinin üzerinde yükselen beton yapılar…

Bu çelişkiyi artık kimse görmezden gelmemeli.

KAHRA­MANMARAŞ OVASI BETONLAŞIRKEN…

Eskiden tren yolunun alt taraflarını tarım arazisi olarak biliyorduk.

Bugün ise aynı bölgelerde beton yapılar yükseliyor.

Geçmiş dönem tapu kayıtlarında demiryolu arazisi olarak görülen bazı alanların bugün arsa niteliğine dönüşmesi ve çok sayıda kişinin hissedar olması da ayrıca incelenmesi gereken bir konu.

Toprak kimin?
Nasıl değişti?
Hangi kararla değişti?
Tarım arazisi nasıl yapılaşmaya açıldı?

Bunların tamamı kamuoyunun önünde cevaplanmalıdır.

TOPRAK KORUMA KANUNU HER YERDE AYNI MI UYGULANIYOR?

Geçtiğimiz günlerde düzenlenen ve tartışılan Toprak Koruma Kanunu kapsamında yapılan düzenlemelerin sahadaki karşılığını görmek istiyoruz.

Bu kanun sadece belirli mahallelerde mi uygulanacak?

Yoksa Kahramanmaraş’ın tamamında, aynı hassasiyetle mi uygulanacak?

Eğer amaç gerçekten toprağı korumaksa, birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşmasına da aynı kararlılıkla müdahale edilmelidir.

Çünkü tarım arazisini korumak; sadece yeni bir bölgeye “tarım ovası” tabelası dikmek değildir.

Asıl mesele, mevcut verimli toprağı kaybetmemektir.

ÜRETİCİYİ KORUMAZSAK İTHALATA MAHKÛM OLURUZ

Bugün üreticiyi desteklemek yerine verimli tarım arazilerini kaybedersek, yarın soframızdaki ürünü başka ülkelerden almak zorunda kalırız.

Bir şehir kendi verimli toprağını betonlaştırıp sonra tarım ürünlerini ithal ediyorsa burada ciddi bir politika hatası vardır.

Kahramanmaraş’ın tarım arazilerini korumak yalnızca çiftçinin meselesi değildir.

Bu, şehrin geleceği, gıda güvenliği ve çocuklarımızın geleceğidir.

ÇAĞRIM AÇIKTIR

Tarım politikalarını hazırlayan komisyonlara, ilgili kurumlara, milletvekillerine ve yerel yöneticilere çağrımdır:

Masa başından kalkın.

Kahramanmaraş’ın tarım arazilerine gelin.

Toprağa basın.

Toprak analizi yapın.

Üreticiyle konuşun.

Tarlayı görün.

Sonra karar verin.

Çünkü toprak haritada aynı görünür ama her toprağın değeri aynı değildir.

Kahramanmaraş’ın en verimli arazilerini betonlaştırıp, kuru ve taşlı arazileri tarım ovası ilan etmek tarım politikası değil; şehir planlaması açısından da sorgulanması gereken bir çelişkidir.

Bu şehrin yöneticilerine bir kez daha soruyorum:

Kahramanmaraş nereye gidiyor?

Tarım şehri olmaktan uzaklaşıp beton şehir mi oluyoruz?

Benim talebim çok net:

Toprak Koruma Kanunu masa başında değil, toprak başında uygulanmalıdır.