Kahramanmaraş'ın en etkin haber sitesi Genel Yayın Yönetmeni ve köşe yazarı Mustafa Karaaslan bugünkü yazısında ''Bir karışlık kalem, beş binlik planı değiştirir mi?'' diye yazdı.

Vatandaşın biri yazmış…

Mektubuna “Mustafa Abi” diye başlamış.

Anlattıkları doğruysa ortada yalnızca bir imar tartışması değil; kurumlar arasında yıllardır gidip gelen bir vatandaş, 46 yıldır çözülemeyen bir mülkiyet sorunu ve cevap bekleyen ciddi iddialar var.

Mesele, Onikişubat ilçesinde yaklaşık 46 yıldır “eğitim alanı” olarak planda tutulan bir taşınmazla ilgili.

Vatandaş, 2025 yılında Kahramanmaraş İl Millî Eğitim Müdürlüğüne başvurarak taşınmazın kamulaştırılmasını, eğitim alanı kararının kaldırılmasını ya da özel eğitim alanına dönüştürülmesini istiyor.

İl Millî Eğitim Müdürlüğü:

“Bu iş belediyede biter.” diyor.

Bu söz üzerine vatandaş, 29 Ağustos 2025 tarih ve 95333 sayılı dilekçeyle Onikişubat Belediyesine başvuruyor.

Belediye ise:

“Bizimle işiniz yok, Millî Eğitime gidin.” cevabını veriyor.

Biri belediyeye, diğeri Millî Eğitime gönderiyor.

Arsa yerinde duruyor, vatandaş kurumlar arasında mekik dokuyor!

Her neyse vatandaş, 15 Ekim 2025’te yeniden İl Millî Eğitim Müdürlüğüne başvuruyor. Yaklaşık üç ay sonra verilen cevapta, taşınmazın ilerleyen yıllarda ihtiyaç ve ödenek durumuna göre kamulaştırılabileceği bildiriliyor.

Vatandaş da haklı olarak soruyor:

“46 yıldır kamulaştırmadığınız arsayı, ‘ileride bir gün’ diyerek 50 yıl daha mı bekleteceksiniz?”

Cidden anlamak mümkün değil…

Bir taşınmazı onlarca yıl kamu hizmetine ayırıp kamulaştırmamak, mülk sahibinin tasarruf hakkını fiilen sınırlandırmaktır.

Yapılması gereken; ya kamu ihtiyacı gözetilip kamulaştırma süreci başlatılır ya da vatandaşın mülkiyet hakkını kullanmasının önü açılır.

Çilekeş vatandaşın anlatımına göre; 2026 yılında hazırlanan Onikişubat Revizyon İmar Planı sırasında yeniden itiraz başvurusu yapılıyor. Taşınmazın eğitim alanından çıkarılması veya “özel eğitim alanı” olarak düzenlenmesi talep ediliyor.

İtirazın Büyükşehir Belediyesi tarafından kabul edildiği, 1/5000 ölçekli nazım imar planında değişiklik yapıldığı, 1/1000 ölçekli uygulama imar plan notlarının dahi 1/5000 planda yer aldığı, 1/1000 planın bu notlara göre düzenleneceği belirtiliyor ve onanıyor.

Plan askıya çıkarılıyor. Askı süresi 1 Haziran 2026’da sona eriyor. Vatandaşa göre bu süre içerisinde herhangi bir itiraz yapılmıyor ve sürecin tamamlandığı taşınmaz sahiplerine yazı ile bildiriliyor.

İşte asıl tartışma bundan sonra başlıyor.

Vatandaşın iddiasına göre 1/1000 ölçekli planın komisyon görüşmeleri sırasında, Millî Eğitim Bakanlığı Emlak İşleri Genel Müdürlüğüne ait 2 Aralık 2025 tarihli eski bir yazı dosyaya yeniden konuluyor ve:

“Bakanlık, özel eğitim alanı talebine olumsuz görüş verdi.” deniliyor.

Ancak söz konusu yazının 2026 yılı revizyon imar planına yönelik, askı süresi içerisinde yapılmış yeni bir itiraz olmadığı öne sürülüyor.

Burada cevap bekleyen soru açık:

Askı süresi içerisinde yapılmayan bir itiraz, süre bittikten sonra hangi gerekçeyle dosyaya dâhil ediliyor?

Süreç bu şekilde devam ederken vatandaşın en ciddi iddiası ise onaylanan plan paftası üzerine tükenmez kalemle not düşülerek planın düşülen nota göre değiştirilmek istendiği yönünde.

Bu iddia doğruysa mesele, basit bir yazım hatası veya teknik düzeltme değildir.

İmar planları; meclis kararları, plan paftaları, plan notları, kurum görüşleri ve askı süreçleriyle bir bütündür. Planın esasını etkileyen bir değişiklik yapılacaksa yetkili organ yeniden karar almalı, gerekçesini açıklamalı ve gerekli hâllerde planı yeniden askıya çıkarmalıdır.

Çünkü imar planları, kişilerin masasındaki müsvedde kâğıtları değildir.

İddialarda adı geçen Belediyelerimizdeki imar görevlileri başta olmak üzere, İmar Komisyonunun üyeleri, başkanı her kimse, kamuoyuna yönelik açık ve belgeli bir açıklama yapması gerekir.

Sorular belli:

- Plan paftasına tükenmez kalemle herhangi bir not yazıldı mı?

- Yazıldıysa bunun hukuki ve idari dayanağı nedir?

- Millî Eğitim Bakanlığının veya İl Müdürlüğünün 2026 yılı revizyon planına yönelik, süresi içerisinde yapılmış yeni bir itirazı var mıdır?

- 2 Aralık 2025 tarihli yazı, hangi gerekçeyle 2026 yılındaki plan sürecine dâhil edilmiştir?

- Planın işlem dosyasındaki ilk ve son hâli kamuoyuyla paylaşılacak mıdır?

Bu sorulara “teknik mesele”, “komisyon takdiri” veya “sehven yapılmış” gibi yuvarlak ifadelerle cevap verilemez.

İlk pafta da son pafta da açıklanmalıdır.

Meclis kararı da kurum yazısının belediyeye giriş tarihi de gösterilmelidir.

Çünkü bir kalem darbesi, yapılması istenilen plan değişikliği önerisi, milyonlarca liralık değer oluşturabilir veya bir vatandaşın mülkiyet hakkını yıllarca kullanmasını engelleyebilir.

Sözün hülasası…

Mustafa Poyraz Başkan'ın aday gösterilmediği o son günlerinde yani 2014 yılında seçime giderken yürürlüğe giren imar planıyla ilgili kamuoyunda konuşulan iddiaları unutmadık.

O dönemde dokuz ayrı “İmar Skandalı” yazısı kaleme almış; Alirıza Büyükdereli’nin Alıç Sekisi’nde yer alan taşınmazındaki yoğunluk ile ilgili mağduriyeti ve Kuzey Çevre Yolu bölgesindeki plan tadilatları ile yapılan değişikliklere ilişkin iddiaları gündeme taşımıştım.

Ne yazık ki o dönemdeki yetkililerden tatmin edici bir açıklama gelmemişti.

O günkü sessizliği bugün de kabul etmeyiz, edemeyiz.

Sessizlik, soruları ortadan kaldırmaz; aksine büyütür.

O dönemde, plan üzerinde değişiklik yapanlar, yani bu şehre ihanet edenler, bugün hala aynı görevdeler. Hatta ünvanları bile artmış vaziyette.

2014 yılındaki imar planında, kötü zeminlere yüksek kat izni verenler bugün yatay yapılaşmadan bahsediyor. (Örneğin; Kocabaş Konutları imar planında 2014 öncesi kaç kattı? Sonra kaç kat oldu?)

Vatandaşın bana gönderdiği mektubu okuyunca süreci Nasreddin Hoca’nın bir hikâyesine çevireyim dedim.

Az biraz tebessüm edelim değil mi?

Nasreddin Hoca’nın köyünde yeni bir imar planı hazırlanmış. Plan, kent meclisinde kabul edildikten sonra köy meydanında askıya çıkarılmış.

Gece vakti Hoca, bir görevlinin elinde tükenmez kalemle planın başında uğraştığını görmüş:

— Evlat, bu saatte ne yapıyorsun?

Görevli cevap vermiş:

— Bir şey yaptığım yok Hoca’m. Şurada bir yolu kaydırıyor, burada bir sınırı değiştiriyorum. Küçük birkaç düzeltme yapıyorum!

Hoca, planın üzerindeki “1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı” yazısına bakmış, ardından görevlinin elindeki kalemi ölçmüş:

— Yahu, planın ölçeği beş bin, senin kalemin bir karış… Fakat görüyorum ki bir karışlık kalem, beş binlik planı istediği yere götürüyor!

Sonra planı duvardan indirip koltuğunun altına almış.

Görevli telaşla sormuş:

— Hoca, planı nereye götürüyorsun?

Hoca gülümsemiş:

— Bu artık plan değil, yazboz tahtası olmuş! Madem meclisin kararı duvarda, asıl yetki senin kaleminin ucunda; bari çocuklar oynasın diye kahvehaneye götüreyim!

Hikâye bu ya…

Ancak vatandaşın iddiaları hikâye değil.

Yaşanmış birebir gerçekler.

Şimdi söz sırası tüm İmar Komisyonu ve üyelerinde…

Hukuka uygun bir işlem varsa belgeleriyle açıklayın. Yanlışlık varsa düzeltin. Yetki aşımı varsa gereğini yapın.

Çünkü bu şehirde imar planlarına birilerinin kalemi değil, hukuk hükmetmelidir.

★★★

DİP NOT: O bu değil de şimdi bu mektubu gönderen vatandaş imar plan değişikliğini süre geçmemişse idare mahkemesine götürüp yürütmeyi durdurma kararı alırsa seyreyleyin siz o zaman cümbüşü?

Ben demiş olayım da… Sonra demedi demeyin.