Kahramanmaraş'ın en etkin haber sitesi Genel Yayın Yönetmeni ve köşe yazarı Mustafa Karaaslan bugünkü yazısında ''Kahramanmaraş’ın milletvekillerini gören var mı?'' diye yazdı.
Bugün günlerden pazar…
Her hafta olduğu gibi bugün de okuru gülümsetecek bir hikâyeye ya da fıkraya yer verme günü.
Ancak bu kez yazının yönü değişti.
Kahramanmaraş milletvekillerine yönelik eleştiriler artık gülüp geçilecek gibi değil. Vatandaşla yeterince temas kurmadıkları, sorunlara tepeden baktıkları, somut projeler üretmekte yetersiz kaldıkları ve kendi aralarındaki anlaşmazlıkların kamuoyuna yansıdığı sıkça dile getiriliyor.
Üstelik milletvekillerinin Vahit Kirişçi’den bağımsız hareket edemedikleri yönünde kamuoyunda oluşan bir izlenim var. Kurum temsilcilerinin ve vatandaşların sorunlarının yeterince dinlenmediğine ilişkin eleştiriler de cabası…
Ben de bu pazar kalemi biraz sivriltmeye karar verdim.
Bakalım, ilk ses kimden gelecek?
★
Fıkra bu ya…
Nasreddin Hoca bir gün anahtarını evinin önünde kaybetmiş, ancak gidip sokak lambasının altında aramaya başlamış.
Komşusu sormuş:
“Hoca, anahtarı burada mı kaybettin?”
Hoca cevap vermiş:
“Hayır, evin önünde kaybettim ama burası daha aydınlık!”
★
Bizim milletvekillerimizin hâli de biraz buna benziyor.
Kahramanmaraş’ın sorunları şehirde duruyor; onlar ise çözümü Ankara’daki kameraların önünde arıyor. Çünkü orası daha aydınlık, fotoğraflar daha net çıkıyor!
Genel merkez toplantısı varsa en ön sıradalar. Bir bakan şehre gelirse fotoğraf karesine girmek için hazırlar. Kurdele kesilecekse makas ellerinde, temel atılacaksa baretler başlarında…
Peki, ortada tamamlanmış bir eser var mı?
Şehrin kaderini değiştirecek bir yatırım, Kahramanmaraş’ın adını gururla anacağı büyük bir proje var mı?
İşte bu sorular sorulunca görüntü gidiyor, ses kesiliyor!
★
Bir başka fıkrada adamın biri doktora gitmiş.
Doktor sormuş:
“Anlat bakalım, derdin ne?”
Adam, oflayıp puflayarak cevap vermiş:
“Doktor Bey, kolumu kaldırınca ağrıyor.”
Doktor, hastanın gözlerinin içine bakmış ve hiç düşünmeden cevap vermiş:
“O zaman kaldırma!”
★
Bizdeki siyaset anlayışı da ne yazık ki buna dönmüş durumda.
Vatandaş geçim sıkıntısını anlatıyor, duymuyorlar. Esnaf sorununu söylüyor, konuyu değiştiriyorlar. Şehir yatırım bekliyor; karşılığında sosyal medyadan “Çalışmalarımız devam ediyor” paylaşımı geliyor.
Ortada proje yok ama “Takip ediyoruz” var.
Sonuç yok ama “Görüşmelerimiz sürüyor” var.
Takvim yok ama “En kısa zamanda” sözü var.
Sayın milletvekilleri, kusura bakmayın ama bu şehir sizden hatıra fotoğrafı istemiyor.
Bu şehir yatırım, eser ve sonuç istiyor.
Deprem konutlarının ve iş yerlerinin hak sahiplerine adil, şeffaf ve gecikmeden teslim edilmesini istiyor.
Köy evlerinin yol, su ve elektrik altyapısının tamamlanmasını; bu alanların yaşanabilir yerleşimlere dönüştürülmesini istiyor.
Sorunlara kulak tıkamamanızı, yaşananları görmezden gelmemenizi istiyor.
★
Bu şehirden oy aldınız.
Peki, siz bu şehre ne verdiniz?
Hızlı tren mi?
Kapıçam ile EXPO’yu birbirine bağlayacak raylı sistem mi?
Bertiz’i şehir merkezine bağlayacak Ahır Dağı Tüneli mi?
Tekke, Serintepe, Mağralı ve Yörükselim’deki yerinde dönüşüm çalışmaları için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından aldığınız somut bir karar mı?
Güçlü bir sağlık yatırımı mı?
Deprem sonrasında Türkiye’ye örnek gösterilecek bir şehirleşme modeli mi?
Gençlerin göçünü durduracak büyük bir istihdam projesi mi?
“Şunu biz takip ettik, bunu biz sonuçlandırdık, bu eseri Kahramanmaraş’a biz kazandırdık” diyebileceğiniz ne var?
Varsa çıkın, anlatın.
Ama yoksa vatandaştan sessiz kalmasını beklemeyin.
Unutmayın; milletvekilliği bir makam değil, emanettir.
Bu şehir sizi Ankara’nın konforlu koridorlarında kaybolmanız için seçmedi. Kahramanmaraş’ın hakkını savunmanız, sorunlarını çözmeniz ve bu memlekete eser kazandırmanız için seçti.
Şimdi Kahramanmaraş iki açık soruya cevap bekliyor:
Milletvekillerimiz nerede?
Bu şehir için bugüne kadar ne yaptılar?
Eğer “Açıklamalarımızı sokak lambasının altında yapacağız” derseniz, açıklama yapacağınız alanları sokak lambalarıyla donatmasını AKEDAŞ’tan istemek de benden olsun!
★★★
DİP NOT: 30 Ağustos; bir milletin bağımsızlık uğruna yazdığı en büyük zaferin adıdır. Zafer Bayramımız kutlu olsun!