Kahramanmaraş'ın en etkin haber sitesi Genel Yayın Yönetmeni ve köşe yazarı Mustafa Karaaslan bugünkü yazısında ''Bir bir gidiyorlar… Biz de bir bir eksiliyoruz'' diye yazdı.
FERDİ TAYFUR'un o insanın içine işleyen şarkı sözlerinden biri gelir ya bazen aklına:
“Hani insan en sevdiğini kaybettiğinde içi yanar ya…”
★
Bu şarkıdaki söz gibi bazı cümleleri dinlersin, geçersin.
Bazılarını ise ancak yaşadığında anlarsın.
Dün ben anladım.
Sevgili dayım Fahri Büyüksakallı’yı kaybettim.
İçim yandı.
Öyle ateşle, alevle anlatılabilecek bir yanmak değil bu…
İnsanın göğsünün tam ortasında tarif edemediği bir boşluk açılıyor.
Bir telefon geliyor.
Bir cümle söyleniyor.
Ve dünya, kaldığı yerden dönmeye devam ederken sizin dünyanızda bir şey eksiliyor.
Bir insan gidiyor.
Ama aslında onunla çocukluğunuzdan bir parça da gidiyor.
Telefon rehberinizde artık arayamayacağınız bir isim kalıyor.
★
Ve insan o zaman fark ediyor:
Bir bir gidiyorlar diyorsunuz…
Dedelerimiz…
Ninelerimiz…
Amcalarımız…
Dayılarımız…
Teyzelerimiz…
Halalarımız…
Çocukken bize kocaman görünen o insanlar, yıllar geçtikçe birer birer hayattan çekiliyor.
Biz büyüdük zannederken meğer onlar yaşlanıyormuş.
Çünkü büyükleriniz gittikçe çocukluğunuz da sizden uzaklaşıyor.
Geride birkaç fotoğraf, birkaç hatıra ve insanların bizim için söylediği birkaç cümle kalıyor.
Bir cenazenin insana öğrettiğini bazen yüz kitap öğretemiyor.
Dünya telaşı içerisinde ne kadar gereksiz şeyleri büyüttüğümüzü o gün anlıyoruz.
Üç kuruşluk mesele için kardeş kardeşe küser.
Bir miras yüzünden yıllarca konuşmayız.
Bir söz yüzünden amcamızı aramayız.
Bir tartışma nedeniyle dayımızın kapısını çalmayız.
“Bir ara giderim.”
“Sonra ararım.”
“Bayramda görüşürüz.” deriz.
Ama bazen o “sonra” hiç gelmez.
Telefon elinizde kalır.
Aramak istediğiniz insan artık yoktur.
Kapısını çalmak istediğiniz ev vardır ama o kapıyı açacak kişi yoktur.
İnsanın en ağır pişmanlığı da burada başlıyor.
Keşke arasaydım…
Keşke gitseydim…
Keşke sarılsaydım…
Keşke o meseleyi bu kadar büyütmeseydim…
Hayat keşkelere bırakılacak kadar uzun değil.
★
Buradan herkese küçük ama gönülden bir sözüm olsun.
Anneniz hayattaysa arayın.
Babanız hayattaysa elini öpün.
Dayınız varsa kapısını çalın.
Amcanız varsa hâlini sorun.
Teyzeniz, halanız, dedeniz, nineniz hayattaysa vakit ayırın.
“İşim var” demeyin.
Çünkü iş bitmiyor.
Para kazanma telaşı bitmiyor.
Ama insan ömrü bitiyor.
Bir gün “çok yoğunum” dediğiniz insanların cenazesine bütün işinizi bırakıp gidebiliyorsunuz.
Keşke onları kaybetmeden önce de işlerimizi bırakıp yanlarına gidebilsek.
Bir kahve içebilsek.
Bir saat sohbet edebilsek.
Eski hikâyelerini yüzüncü kez anlatsalar da dinleyebilsek.
Çünkü bir gün o hikâyeleri anlatacak kimse kalmıyor.
Ve inanın bana…
İnsan bir süre sonra aynı hikâyeyi yüz birinci kez duyabilmek için neler vermez ki…
★
Dayım Fahri Büyüksakallı artık aramızda değil.
Bunu yazmak bile insanın boğazına düğümleniyor.
Ama biliyorum ki insan sadece bedeniyle yaşamıyor.
Bir insan, ardından onu hatırlayan biri varsa yaşamaya devam ediyor.
Bir sofrada adı anıldığında…
Bir eski fotoğraf çıktığında…
“Dayım şöyle derdi” diye başlayan bir cümlede…
Bir bayram sabahında…
Bir aile sohbetinde…
Bir tebessümün içinde yaşamaya devam ediyor.
★
Ölüm hayatın son gerçeği.
Bundan kaçabilen olmadı.
Zengini de gitti.
Fakiri de.
Makam sahibi de.
İsimsiz yaşayanı da.
Hepimizin gideceği adres aynı.
Öyleyse mesele uzun yaşamak değil.
Mesele güzel yaşamak.
İnsan kırmadan…
Gönül yıkmadan…
Arkasından güzel söz söyletmeyi başararak yaşamak.
★
Evet…
Bir bir gidiyorlar.
Ve onlar gittikçe biz biraz daha büyüyor, biraz daha yalnızlaşıyor, biraz daha eksiliyoruz.
Takvim yaprakları yalnızca günleri götürmüyor.
İnsanlarımızı da götürüyor.
Bugün sevgili dayım Fahri Büyüksakallı’nın ardından içim yanıyor.
Ama onun ardından bana kalan hüznün yanında bir ders de var:
Sevdiklerimizin kıymetini cenazelerinde değil, hayattayken bilelim.
Hayat kısa…
Hem de sandığımızdan çok daha kısa.
Bugün varsın.
Yarın bir fotoğraftasın.
Bugün birilerini uğurluyorsun.
Yarın birileri seni uğurlayacak.
Geriye ne kalacak?
Mal mı?
Makam mı?
Para mı?
Hayır.
★
Bir insanın ardından kalan en büyük servet şudur:
“İyi insandı…”
Allah sevgili dayım Fahri Büyüksakallı’ya rahmet eylesin.
Mekânı cennet olsun.
Geride kalan ailesine, sevenlerine ve bütün yakınlarımıza sabır versin.
Ve Rabbim bize de büyüklerimizi kaybetmeden önce onların kıymetini bilmeyi nasip etsin.
Çünkü bazı insanların yokluğunu ancak gittiklerinde değil…
Onlarla çocukluğumuzun da gittiğini fark ettiğimizde anlıyoruz.
★
Sözün özü şu:
Bir bir gidiyorlar...
Ve aslında,
Biz de bir bir eksiliyoruz.