Kahramanmaraş'ın en etkin haber sitesi Genel Yayın Yönetmeni ve köşe yazarı Mustafa Karaaslan bugünkü yazısında ''Ali Öztunç’un Maraş sınavı…'' diye yazdı.

Kırgınlık mı, siyasi hesap mı?

Siyasette bazen bir cümle söylenir…

Ardından yüzlerce soru gelir.

CHP’nin eski Kahramanmaraş milletvekillerinden Mehmet Parlakyiğit’in, Ali Öztunç’un Kemal Kılıçdaroğlu’na “çok kızgın ve kırgın” olduğunu açıklaması da böyle oldu.

Bir anda gündemin merkezine oturdu.

Herkes aynı soruyu sormaya başladı:

Ali Öztunç gerçekten Kılıçdaroğlu’na kızgın mı?

Yoksa kamuoyuna açıklanan bu kırgınlık, yeni bir siyasi yolculuğun hazırlığı mı?

Siyasette kırgınlık doğaldır.

Parti içinde görüş ayrılığı da doğaldır.

Liderle ters düşmek, eleştirmek, hatta yolları ayırmak da siyasetin içindedir.

Fakat asıl mesele şudur:

Bu kırgınlık ne zaman başladı?

Neden daha önce kamuoyuna açıklanmadı?

Neden Kahramanmaraş’taki siyasi dengeler değiştikten sonra gündeme getirildi?

Neden CHP’nin il ve ilçe teşkilatlarının istifa ederek yeni bir siyasi yapıya katılmasının ardından konuşulmaya başlandı?

Sorular bunlar.

Hem de cevap bekleyen sorular…

Çünkü siyasette zamanlama önemlidir.

Bir itiraz, olayların yaşandığı gün dile getiriliyorsa siyasi tavırdır.

Aylar sonra, dengeler değiştiğinde açıklanıyorsa ister istemez siyasi hesap tartışmasını doğurur.

Mehmet Parlakyiğit’in açıklaması yalnızca Kılıçdaroğlu’na duyulan bir kırgınlığın ilanı değildir.

Aynı zamanda Ali Öztunç’un bundan sonra izleyeceği yolun da işareti olarak görülmektedir.

Peki, bu işaret hangi yönü göstermektedir?

CHP’de kalıp mücadele etmek mi?

Kahramanmaraş’taki eski yol arkadaşlarının peşinden gitmek mi?

Yoksa iki tarafla da köprüleri atmadan, siyasi şartların netleşmesini beklemek mi?

Kahramanmaraş’taki tablo Ali Öztunç açısından kolay değildir.

Bir tarafta yıllardır siyaset yaptığı CHP…

Diğer tarafta istifa ederek farklı bir siyasi yola yönelen il ve ilçe teşkilatları…

Bir tarafta parti yönetimi…

Diğer tarafta seçim bölgesindeki eski yol arkadaşları…

Hangi yolu seçerse seçsin, siyasi bir bedelle karşılaşacaktır.

Sessiz kalırsa da kararsızlıkla suçlanacaktır.

Yani mesele yalnızca Kılıçdaroğlu’na kızgın olup olmaması değildir.

Mesele, Ali Öztunç’un siyasi geleceğini hangi zeminde kuracağıdır.

Ancak unutulmaması gereken bir gerçek var:

Ali Öztunç’un önündeki asıl sınav Ankara’da değildir.

Genel merkez koridorlarında veya parti yöneticilerinin odalarında hiç değildir.

Asıl sınav Kahramanmaraş’tadır.

Kendisini yıllardır takip eden seçmenin karşısındadır.

Çünkü seçmen artık fotoğrafa değil, tavra bakmaktadır.

Söze değil, sözün ne zaman söylendiğini sorgulamaktadır.

Kırgınlığa değil, o kırgınlığın arkasındaki siyasi tercihi merak etmektedir.

Soru açıktır:

Ortada ilkesel bir siyasi duruş mu vardır?

Yoksa değişen şartlara göre kurulmuş yeni bir siyasi hesap mı?

Bu sorunun cevabını Mehmet Parlakyiğit veremez.

Parti kulisleri veremez.

Sosyal medya paylaşımları da veremez.

Cevabı yalnızca Ali Öztunç verebilir.

Hem de dolandırmadan…

Hem de beklemeden…

Hem de başkasının ağzından değil, kendi ağzından.

Çünkü siyasetçinin gerçek sınavı, şartlar değiştiğinde nerede durduğuyla belli olur.

Şimdi söz Ali Öztunç’ta; konuşmazsa, suskunluğu onun adına hüküm verecek.