Kahramanmaraş'ın en etkin haber sitesi köşe yazarı Mustafa Karaaslan bugünkü yazısında ''Verem dispanseri kimin çiftliği?'' diye yazdı.

Sevgili okuyucularım...

Kahramanmaraş'ta tek bir Verem Savaş Dispanseri var.

Tek dispanser…

Tek doktor… (Omar’cığımın arkadaşının eşi olduğu ifade ediliyor.)

Ama iddialara bakılırsa, denetleyen tek bir kişi bile yok!

Personel şikâyetçi.

Hastalar şikâyetçi.

Dispanserde görev yapmak isteyen sağlık çalışanlarının dışlandığı, gelen doktorların hakaretlerle bezdirildiği, kurumun adeta bir kişinin kontrolüne bırakıldığı ileri sürülüyor.

Daha vahimi de var…

Şikâyetlere göre, yetkili doktor hanımın bir milletvekilinin adını kullanarak çalışanları tehdit ettiği iddia ediliyor.

Doğruysa skandal.

Yanlışsa da çıkılır, açıklama yapılır.

Çünkü burası sıradan bir poliklinik değil.

Burası Verem Savaş Dispanseri!

Kimse sorumluluktan kaçmasın...

Verem bulaşıcı bir hastalık.

Tedavisi uzun.

İlaçları ağır.

Yan etkileri ciddi.

Dolayısıyla burada yapılacak en küçük hata bile ''olur böyle şeyler'' denilerek geçiştirilemez.

İddiaya göre kurum içerisinde, iki çocuğa yanlış tedavinin başlandığı ve boş yere ilaç kullandırıldığı konuşuluyor…

Bu iddia doğruysa yalnızca idari bir yanlış değil, çocukların sağlığını doğrudan ilgilendiren çok ciddi bir ihmaldir.

Peki, kim araştırdı?

Kim dosyaları inceledi?

Kim hastalarla konuştu?

Kim reçeteleri kontrol etti?

Yoksa yanlışı düzeltmek yerine kurumun müdürünü görevden almak, kurumun tabelasını değiştirmek ve yönetimi Halk Sağlığına bağlamak sonucunda sorunu halının altına süpürmek daha mı kolay geldi?

Bir kamu kurumu kimsenin özel mülkü değildir.

Bir doktor veya bir siyasetçi istedi diye sağlık kurumu kapalı kapılar ardında yönetilemez.

Verem Dispanseri doktorunun güç aldığı, Milletvekili olan zat-ı muhtereme buradan soruyoruz:

Adınız gerçekten personeli susturmak için kullanılıyor mu?

Kullanılıyorsa neden sessizsiniz?

Kullanılmıyorsa neden çıkıp açıkça yalanlamıyorsunuz?

Kahramanmaraş İl Sağlık Müdürlüğü’ne de soruyoruz:

Bu dispanser en son ne zaman denetlendi?

Hasta dosyaları incelendi mi?

Yanlış tedavi iddiaları araştırıldı mı?

Personelin şikâyeti alındı mı?

İddialarda adı geçen doktor hakkında idari inceleme başlatıldı mı?

Çünkü mesele kişisel kavga değil.

Mesele halk sağlığıdır.

Mesele veremdir.

Mesele çocuklardır.

Mesele, vatandaşın canını emanet ettiği sağlık kurumlarına güvenip güvenemeyeceğidir.

Yetkililer görevini yaparsa kimsenin çıkıp sağlık skandallarını tek tek anlatmasına gerek kalmaz.

Ama denetim yapılmazsa…

Şikâyetler susturulursa…

Yanlışları düzeltmeye çalışanlar engellenirse…

O zaman vatandaşın soracağı tek soru kalır:

Biz kimlere emanetiz?