Kahramanmaraş'ın en etkin haber sitesi köşe yazarı Mustafa Karaaslan bugünkü yazısında ''AK Parti’nin kalesinde sessiz mesaj'' diye yazdı.

15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden tam 10 yıl geçti.

Türkiye’nin yakın tarihindeki en karanlık gecelerden biri olan 15 Temmuz’un yıl dönümünde, dün Kahramanmaraş’ta Demokrasi Meydanı’ndan Büyükşehir Belediyesi önüne kadar bir yürüyüş gerçekleştirildi.

Ancak yürüyüşten geriye kalan fotoğraflara bakıldığında insanın zihninde bazı sorular beliriyor.

15 Temmuz Yürüyüşü 10 Yıl.

Fotoğrafa yansıyan bölümde yaklaşık 300-400 kişinin bulunduğu görülüyor. Elbette bir etkinliğin tamamını yalnızca tek bir fotoğraf karesi üzerinden değerlendirmek doğru olmayabilir. Ancak söz konusu şehir Kahramanmaraş, söz konusu tarih ise 15 Temmuz olunca ortaya çıkan görüntü üzerinde düşünmek gerekiyor.

Çünkü Kahramanmaraş, yıllardır AK Parti’nin en güçlü olduğu şehirlerden biri olarak gösteriliyor. Seçim sonuçlarında iktidara verdiği yüksek destek nedeniyle “AK Parti’nin kalesi” olarak tanımlanıyor.

Peki, böylesine önemli bir yıl dönümünde düzenlenen yürüyüş neden beklenen ilgiyi görmedi?

10 YIL NEYİ ALIP GÖTÜRDÜ?

15 Temmuz gecesi meydanları dolduran, tankların önüne çıkan ve demokrasi nöbetlerine katılan insanların coşkusu aradan geçen 10 yılda neden azaldı?

Vatandaş artık aynı heyecanı mı duymuyor?

Ekonomik sıkıntılar, hayat pahalılığı, deprem sonrasında yaşanan sorunlar, işsizlik, şehirde devam eden altyapı problemleri ve siyasete karşı büyüyen güvensizlik toplumun duygu dünyasını mı değiştirdi?

Yoksa sorun vatandaşta değil, organizasyonu gerçekleştirenlerde mi?

Duyurular yeterince yapılmadı mı? Teşkilatlar vatandaşla bağını mı kaybetti? Yoksa insanlar artık yalnızca belirli günlerde hatırlanan millî duyguların siyasi söylemler içerisinde kullanılmasından mı rahatsız oluyor?

Bu soruların tamamı cevap bekliyor.

Elbette bir yürüyüşe katılan insanların sayısından hareketle “Kahramanmaraş AK Parti’den tamamen uzaklaşıyor” sonucuna varmak için henüz erken olabilir. Ancak siyasette bazen küçük ayrıntılar büyük değişimlerin habercisi olur.

Meydanların dili vardır.

Kalabalıklar kadar boşluklar da konuşulur.

ORTAYA ÇIKAN TABLO BİR FİYASKO MU?

Kahramanmaraş gibi 15 Temmuz hassasiyetinin yüksek olduğu ve iktidar partisinin güçlü destek aldığı bir şehirde ortaya çıkan bu katılım görüntüsü, bana göre ciddi bir başarısızlıktır.

İktidar partisinin temsilcileri bu görüntüyü küçümsemek veya çeşitli gerekçelerle açıklamaya çalışmak yerine doğru şekilde değerlendirmelidir.

Çünkü vatandaşın ilgisizliği bazen sessiz bir mesajdır.

İnsanlar her zaman tepkilerini bağırarak, pankart açarak veya meydanlara çıkarak göstermez. Bazen gelmeyerek, katılmayarak ve sessiz kalarak da düşüncesini ortaya koyar.

Tam bu noktada aklıma Nasreddin Hoca’nın meşhur fıkrası geliyor.

Hoca bir gün pazara gitmek için eşeğine biner. Bir süre sonra eşek huysuzlanarak hoplayıp zıplamaya başlar. Nasreddin Hoca dengesini kaybeder ve yere düşer.

Çevredeki çocuklar hemen toplanarak:

“Nasreddin Hoca eşekten düştü!” diye bağırmaya başlar.

Hoca, çevresine bakar. Durumu gören büyüklerden kimsenin bulunmadığını fark edince hiç istifini bozmadan ayağa kalkar ve çocuklara şöyle der:

“Çocuklar, eşekten düşmedim; ben zaten eşekten inecektim.”

Kahramanmaraş’taki 15 Temmuz yürüyüşünde ortaya çıkan görüntünün ardından benzer açıklamalar yapılabilir.

“Hava sıcaktı.”

“Vatandaşlar tatildeydi.”

“Etkinlik yeterince duyurulmadı.”

“Programın saati uygun değildi.”

Belki bunların her birinde doğruluk payı vardır. Ancak asıl mesele, eşekten neden düşüldüğünü araştırmak yerine “Biz zaten inecektik” kolaycılığına sığınmamaktır.

MEYDANLARIN VERDİĞİ MESAJ OKUNMALI…

AK Parti teşkilatları ve yerel yöneticiler bu görüntüyü sıradan bir organizasyon eksikliği olarak görmemelidir.

Vatandaşla siyaset arasındaki mesafenin büyüyüp büyümediği sorgulanmalıdır. Kahramanmaraşlıların ekonomik, sosyal ve yerel sorunlar karşısındaki düşünceleri samimiyetle dinlenmelidir.

Çünkü siyasette kaleler bir gecede yıkılmaz.

Önce kalabalıklar azalır.

Ardından meydanlar sessizleşir.

Sonra sandıklarda çıkan sonuç hüsran olur.

Dün Kahramanmaraş’ta gerçekleştirilen yürüyüşte görülen tablo yalnızca bir katılım meselesi olmayabilir. Belki de aradan geçen 10 yılın, değişen toplumsal beklentilerin ve vatandaşın siyasetle arasına koyduğu mesafenin küçük fakat önemli bir işaretidir.

Bu işareti görmezden gelmek mümkün.

Nasreddin Hoca gibi ayağa kalkıp, “Biz zaten eşekten inecektik” demek de mümkün.

Ancak gerçeklerle yüzleşmeden yapılan hiçbir açıklama, meydanlardaki boşluğu doldurmaya yetmez.