Kahramanmaraş'ın en etkin haber sitesi Genel Yayın Yönetmeni ve köşe yazarı Mustafa Karaaslan bugünkü yazısında ''Kuzey Çevre Yolu’nda kural yok, işgal çok!'' diye yazdı.
Dün sosyal medyada trafik ve radar paylaşımları yapan bir sayfa, Kahramanmaraş Kuzey Çevre Yolu’ndan bir fotoğraf paylaşmış.
Fotoğrafın üzerine de şu not düşülmüş:
“Kuzey Çevre Yolu, Hindistan sokağı gibi… Kalabalık, düzensiz, her şey her yerde.”

İlk bakışta ağır bir benzetme gibi geliyor.
Sonra fotoğrafa biraz dikkatli bakıyorsunuz…
Diyorsunuz ki:
Adam az bile yazmış!
★
Bir başka vatandaş da yorumlarda âdeta patlamış:
“Buraya çevre yolu mu diyorlar? Kaldırımlar yoldan geniş. Kaldırımların yarısı iş yerleri tarafından kullanılıyor. Esnaf da ‘İş yerimin önü, istediğim gibi kullanırım.’ diyor. Memleketin her tarafı böyle. Yöneticiler ilgisiz, zabıta da ‘Aman bana dokunmasınlar.’ derdinde…”
Vatandaş bir de o meşhur şarkıyı hatırlatmış:
“Böyle gelmiş, böyle gider…”
Vallahi bu gidişle şarkıyı Kuzey Çevre Yolu’nun marşı ilan edeceğiz!
★
Bir kere şunu soralım:
Çevre yolu dediğin nedir?
Trafiği şehir merkezinin dışına taşır.
Araçların güvenli ve akıcı şekilde ilerlemesini sağlar.
Yol kenarında gelişigüzel park olmaz.
Kaldırım iş yeri olmaz.
Yol; lokanta bahçesine, kafe önüne, showroom alanına dönüşmez.
Ama bizim Kuzey Çevre Yolu’na bakıyorsunuz…
Her şey var.
Bir tek çevre yolu düzeni yok!
★
İş yerleri, “pergola” adı altında dışarı, hatta yana doğru büyüyor.
Bugün bir metre…
Yarın iki metre…
Sonra masa geliyor, sandalye geliyor, saksı geliyor, reklam tabelası geliyor…
Derken kamuya ait alan, özel mülkün uzantısına dönüşüyor.
Sonra esnaf çıkıp diyor ki:
“Benim dükkânımın önü.”
Hayır kardeşim!
Orası senin dükkânının önü olabilir ama senin tapulu bahçen değil.
Çünkü; Kaldırım vatandaşın. Yol sürücünün. Kamu alanı da hepimizin.
Ama belli ki bizim şehirde yeni bir hukuk sistemi oluşmuş:
“Kim önce kaparsa onun!”
★
Bir de araç parkları var. Bir sıra park yetmiyor. İkinci sıra başlıyor. Öndeki aracın sahibi çay içiyor. Arkadaki aracın sahibi alışverişte. Yolu kapatanın umurunda değil. Nasıl olsa kornaya basarlar!
Beş dakika sonra geliriz…
On dakika sonra geliriz…
Belki yarım saat sonra geliriz…
Sonra da efeleniriz:
“Ne var kardeşim, iki dakika park ettik!”
İki dakika mı?
Kuzey Çevre Yolu’nda herkesin “iki dakikası” birleşince yol otoparka dönüyor!
★
Allah korusun, bu keşmekeşin ortasında ciddi bir trafik kazası yaşansa ne olacak?
Ambulans nereden geçecek?
İtfaiye nasıl ilerleyecek?
Polis nasıl ulaşacak?
İki sıra park edilmiş araçların arasında acil durum koridorunu kim açacak?
★
Bugünkü görüntüye göre cevap çok açık:
Yol kilitlenir.
Sonra herkes birbirine bakar.
Esnaf belediyeyi suçlar. Belediye trafiği suçlar. Trafik zabıtayı suçlar. Zabıta, “Yetki bizde değil.” der. Vatandaş da korna çalar!
Bizim klasik yönetim modelimiz:
Sorun herkesin, sorumlu kimsenin!
★
Asıl merak ettiğim şu:
Bu yoldan hiç mi trafik ekibi geçmiyor?
Hiç mi zabıta geçmiyor?
Hiç mi belediyeden bir yetkili geçmiyor?
Yoksa geçiyorlar da bizim gördüğümüzü görmüyorlar mı?
Eğer görmüyorlarsa kesinlikle gözlük lazım.
Görüyorlar da işlem yapmıyorlarsa daha büyük bir sorun var.
Çünkü bir şehirde düzensizlik, vatandaşın kural ihlalinden önce denetimsizlikten cesaret alır.
★
Ben Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesinin yerinde olsam ne yaparım, biliyor musunuz?
Madem Kuzey Çevre Yolu fiilen otoparka dönmüş…
Boydan boya levhaları dizerim:
“ÜCRETLİ OTOPARK – 5 DAKİKASI 50 TL – 10 DAKİKASI 100 TL – SAATLİK TARİFE İSE 1000 TL.”
Bak bakalım aracını park eden kalıyor mu?
★
Şaka bir yana, mesele gayet ciddi.
Kuzey Çevre Yolu’nda kapsamlı bir denetim yapılmalı.
Usulsüz işgaller varsa kaldırılmalı.
Kaldırımlar yayalara bırakılmalı.
Gelişigüzel ve çift sıra araç parkının önüne geçilmeli.
Trafik ekipleri ve zabıta bölgede görünür olmalı.
Çünkü denetim yalnızca ceza yazmak için değil, düzeni sağlamak için yapılır.
Yoksa bugün pergola çıkar.
Yarın kaldırım gider.
Öbür gün yol gider.
Sonra bir gün biri çıkıp sorar:
“Burada eskiden çevre yolu varmış, doğru mu?”
Biz de cevap veririz:
“Vardı kardeşim…”
“Ama nemelazımcılık yapa yapa, kaldırımları işgal ede ede, iş yerlerini pergola adı altında büyüte büyüte, bir sıra yetmezmiş gibi araçları iki sıra park ede ede bitirdik.”
★
Vessalam:
Vatandaş gördüğü yanlış karşısında sustuğu müddetçe…
CİMER’e, belediyelere ve ilgili kamu kurumlarına şikâyet etmediği, yani hakkımızı aramadığımız, kamuya ait alanlara sahip çıkmadığımız ve “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.” anlayışından vazgeçmediğimiz sürece daha çok kaldırım kaybederiz, daha çok yol kaybederiz.
Sonra da dönüp birbirimize sorarız:
“Bu şehir nasıl bu hâle geldi?”
★
Cevabı aslında çok basit:
Birileri işgal etti…
Birileri görmezden geldi…
Biz de sustuk.