Kanal Maraş köşe Yazarı Ali Akkurt, bugünkü yazısında "Kültür Yolu mu, Kahramanmaraş’ı yok sayma yolu mu?" diye yazdı.
Bir şehrin kültürünü tanıtmak, birkaç afiş asmakla, birkaç etkinlik yapmakla ve “biz yaptık” demekle olmaz!
Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin amacı; şehirlerin tarihini, kültürünü ve turizm değerlerini korumak, tanıtmak ve geleceğe taşımaksa soruyorum:
Kahramanmaraş’ın tarihi ve kültürel değerleri nerede?
Neden Zeytin Ilıcası yok?
Neden Süleymanlı, Aslanlı Çeşme ve Kanlı Köprü yok?
Neden Ekinözü İçmeleri yok?
Neden Hurman Çayı yok?
Neden Andırın’ın kaleleri yok?
Neden Çukurhisar Kaya Mezarları yok?
Neden Başkonuş, Yavşan ve Uludaz yaylaları yok?
Kahramanmaraş sadece şehir merkezindeki birkaç etkinlik alanından mı ibaret?
Değil!
Bu şehir; binlerce yıllık tarihiyle, kaleleriyle, köprüleriyle, kaya mezarlarıyla, kaplıcalarıyla, içmeleriyle, yaylalarıyla, doğal güzellikleriyle ve eşsiz kültürel mirasıyla çok daha büyük bir hikâyeye sahip.
Ama siz bu hikâyeyi anlatmak yerine, kâğıt üzerinde bir proje hazırlayıp “Kültür Yolu yaptık” demeyi tercih ediyorsanız, kusura bakmayın; buna kültür turizmi denmez.
Buna ancak göstermelik proje denir.
Ben Kahramanmaraş dışında Kültür Yolu programına dahil edilen şehirleri de mercek altına aldım.
Bakacağım.
Şehirler kendi tarihini nasıl anlatıyor?
Turizm destinasyonlarını nasıl öne çıkarıyor?
Yerel değerlerini nasıl festivale dahil ediyor?
Yerli ve yabancı turistin önüne nasıl bir şehir hikâyesi koyuyor?
Sonra da dönüp Kahramanmaraş’a bakacağım.
Ve soracağım:
Biz neden yapamıyoruz?
Yoksa mesele yapamamak mı, yoksa Kahramanmaraş’ın gerçek potansiyelini görmek istememek mi?
Bir şehrin kültürünü ve turizmini birkaç günlük organizasyona sıkıştırırsanız, o şehrin tarihine haksızlık edersiniz.
Kahramanmaraş’ın turizm potansiyelini yerle bir etmek değil, ayağa kaldırmak zorundasınız.
Bu şehir “biz yaptık” cümlesinden çok daha fazlasını hak ediyor.
Kahramanmaraş’ın tarihi vitrine konulacak birkaç objeden ibaret değildir.
Bu şehrin her ilçesinde, her vadisinde, her yaylasında, her köprüsünde anlatılmayı bekleyen bir hikâye var.
Artık bırakın kâğıt üzerindeki gösterişli projeleri.
Sahaya çıkın.
Köylere gidin.
İlçelere gidin.
Tarihi eserleri görün.
Turizm rotalarını oluşturun.
Kahramanmaraş’ın gerçek hikâyesini Türkiye’ye anlatın.
Çünkü mesele bir festivali geçirmek değil.
Mesele bir şehri dünyaya tanıtmaktır.
Ve bugün soruyorum:
Kahramanmaraş’ın kültürünü, tarihini ve turizmini dünyaya anlatmak için elinizde bunca değer varken neden hâlâ bunları görmezden geliyorsunuz?
Kahramanmaraş bunu hak etmiyor!