Uzmanlar, yüz binlerce yıllık kemik yapısından yola çıkarak modern insanın ata formunu dijital ortamda yeniden şekillendirdi.
3D MODELLEME TEKNOLOJİSİYLE YÜZÜ YENİDEN CANLANDIRILDI
Brezilyalı 3D modelleme uzmanı Cicero Moraes liderliğindeki uluslararası araştırmacı ekibi, kafatasının dijital taramalarını kullanarak yüz rekonstrüksiyonu gerçekleştirdi. Günümüz insanlarına ait bilgisayarlı tomografi verileriyle kemik yapısını kıyaslayan uzmanlar, kas ve cilt gibi yumuşak doku kalınlıklarını bilimsel verilere dayanarak modeledi. Araştırmacılar, yumuşak doku kalıntıları günümüze ulaşmadığı için çalışmanın birebir bir portre olmaktan ziyade bilimsel bir yaklaştırma olduğunun altını çizdi.

BEYİN HACMİ GÜNÜMÜZ İNSANINA BENZER FAKAT ŞEKLİ FARKLI
Kafatasının iç hacmi üzerinde yapılan detaylı incelemelerde beynin yer aldığı bölgenin ölçümleri yapıldı. Yaklaşık 1.230 ile 1.364 mililitre arasında hesaplanan iç hacmin, günümüz yetişkin erkeklerinin ortalama beyin hacmiyle büyük oranda örtüştüğü tespit edildi. Ancak uzmanlar, beyin hacmi benzer olsa da yapının zaman içerisinde evrimleştiğini, günümüz insan beyninin ilk insanlara kıyasla daha yuvarlak bir forma dönüştüğünü belirtti.
GÖZ ÇEVRESİ GÜNÜMÜZ İNSANINDAN YÜZDE 20 DAHA GENİŞ
Yapılan dijital ölçümlerde yüzün en belirgin farklılığının göz çevresinde olduğu görüldü. Kafatasının göz çukuru dış kenarları arasındaki mesafe 11,8 santimetre olarak kaydedildi. Günümüz insanında ortalama 9,66 santimetre olan bu değer, 315 bin yıllık insanın göz çevresinin günümüz insanına kıyasla yüzde 20’den fazla daha geniş olduğunu ortaya koydu. Belirgin kaş kemikleri ve öne doğru uzanan yüz yapısı da dönemin anatomik farkları arasında listelendi.

GÖRSEL MODELLEMEDE İKİ FARKLI SEÇENEK SUNULDU
Araştırma ekibi, elde edilen verileri iki ayrı görsel formatta kamuoyuna sundu. Kemik ve anatomi yapısının net bir şekilde görülebilmesi amacıyla hazırlanan ilk modellemede yüz gri ve kılsız olarak tasarlandı. Sanatsal tahminler ve bilimsel verilerin harmanlandığı ikinci modellemede ise cilt tonu, saç ve sakal detayları eklendi. Araştırmacılar, yumuşak dokulara ait genetik materyal bulunmadığı için kıl ve ten rengi gibi özelliklerin kesinlik taşımadığını vurguladı.





