Taht'ın Musalla Taşı

Bir sabah kalkacaksın ya da bir gece yatacaksın; Ya günü tamam edemeyecek ya da sabaha eremeyeceksin... Derdin ne ki, birileriyle çekişir durursun?

Herkesin mide ölçüsü belliyken; Neden gözün aç, karnın doyumsuz? Neden markaların peşinde koşarsın? Çöpten ekmek toplayan komşunu unutup...

Dünyayı eşsiz yaratmış yaradan, senin derdin ne? Saygısızca kirletirsin etrafını. Saçarsın nimeti; muhtaç olanı unutup... İsraftasın, nimette, nefeste, nefs uğruna...

Süs ve şatafat içindesin, kendine gel. Ölüm sana uğramaz mı sanırsın? Mülk ile saltanat baki mi bilirsin? Kefeni atlastan, mezar taşını altından, toprağını elmastan mı sanırsın?

İşte geldin; gidiyorsun. Ne çıpa atarsın dünyaya, ne kazık çakarsın... Yolun açık olsun! Ya benden önce, belki de sonra...

Cümlemizi karşılayacak olan aynı. Tahtını böcekler yer, sarayını mirasçın, Paranı geride kalanın yer, Karını el, kocanı el, malını yel alır... Geride varsa; hayırların kalır... Yoksa da ne namın kalır, ne de adın...

YORUM EKLE
YORUMLAR
AYŞE GEZER
AYŞE GEZER - 2 ay Önce

Yazarımız ne güzel anlatmış şu kısacık hayatı.Artık insanlar hayatı o kadar israfla harcıyorlar ki. Beş yıldızlı otellerin balo salonlarında düğün yapanları Gardrobların da düzinelerce takım elbiseler ayakkabılar mı desen hangi birini sayarsın ki şirketlerin kiralık arabalarıyla keyfe keder gezenleri mi dahası ellerinde en pahalı çifter çifter telefonlarmı desek.Ama iş fakirlere yardım hususuna gelince Allah versin yada inayet olsun deyip kapıdan kovanlara ne demeli. akıl verip ahkam kesenler çok. Ne diyelim Allah müstehakınızı versin