Kahramanmaraş'ın en etkin haber sitesi Kanal Maraş Köşe Yazarı Mustafa Karaaslan bugünkü yazısında ''Dürümcü başı gazeteci! Bu ne ayak bu ayaktan paça olmaz'' diye yazdı.


BİZİM şehrin bir dürümcü başı gazetecisi var…
 

Adına gazeteci denmez de…
 

Eline aldığı cep telefonuyla programlarda fotoğraf çeken, bazı kişilere telefon açarak ‘’Arabada yengen var. Aşağıdayım bir kebap parası gönder’’ diyen…
 

Bazen köşe yazısında birilerine ‘’yağcılık’’ yapan, birileri ise üç kuruş fazla verdiğinde yağcılık yaptığı kişinin tam aleyhinde tersini yazan, sitesinde girdiği haberi üç kuruş gelirse hemen kaldıran.
 

Kim olduğunu üç aşağı beş yukarı bildiniz…
 

Bu dalkavukçu gazeteci birden bire Hayrettinci kesilmiş…
 

Daha düne kadar Hayrettinciğine olmadık laf konuşan, ‘’güngörecektik ama göremedik’’ diyen, sonra yazdığını geri silen, arkasından ‘’ben onun gizli danışmanıyım’’ diyen, orda burda eleştiren, arkası sıra atıp tutan bu zat-ı muhteremi bilmeyen yok…
 


 

Bugün bir yazı yazmış…
 

Satır arasında demiş ki:
 

‘’Her kim olursa olsun, insan fiyatı kadar adamdır.’’
 


 

Vallahi çok doğru bir söz…
 


 

Bu dürümcü başı'nın fiyatı, piyasada konuşulduğu kadar ‘’bir dürüm’’ parası olduğunu bilmeyen yok.
 


 

Ha bir de yazısında ‘’yanlış ata oynuyorlar, o bindiğiniz topal eşek sizi hedefe ulaştırmaz, ulaştırmayacak!’’ demiş…
 

Kendi aklınca bir zamanlar gömdüğü, şimdi övdüğü yağdanlıkçı; ‘’Hayrettinciğini’’ överek, sözüm ona teşkilata, milletvekillerine gönderme yapmış…
 


 

Ulen dürümcü başı;
 

Çok değil, daha 15 gün önce bir yazı yazmadın mı?
 

Okumam için bana da WhatsAP'tan atmadın mı? (Bak bak Hayrettin'e nasıl çaktım der gibi)


313003380_881676012997092_364751528080009301_n-1

O yazı da diyorsun ki:
 

‘’Sayın Hayrettin Güngör…

Tabi siz tepeden inme geldiğinizden, emek vermeden Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunuzdan, bunları bilmezsiniz! Çünkü sahada olmadınız, çünkü ter dökmediniz, çünkü zaman harcamadınız, çünkü kimseye cebinizden bir çay bile ısmarlamadınız, çünkü insanları tanımadığınızdan herkese uzak durdunuz, kendinizi tanıyıp tanımadığınızdan dahi şüpheliyim.

Bırak vatandaşı, bırak seçmeni, bırak kamuoyunu, bırak basın camiasını, sizinle yola çıkan, sizinle yolda ekmeğini bölüşen, sizinle yolculuk yapan ilçe belediye başkanları ve en önemlisi de Ankara’dan beri tanıdığınız en yakınlarınızla bile barışık olmadığınızı yedi düvel öğrendi de, siz öğrenemediniz. Küstürdünüz, kırdınız, incittiniz!

Aslında bal gibi biliyorsunuz da, yüksek egonuz, kim ya da kimselere randevu vermeyen tavrınız, tatmin edilemeyen ve dizginlenemeyen nefsiniz ağır basıyor olmalı ki, tepeden bakıyor, alnınızın çatından konuşuyorsunuz…’’

(Sinirlenme, sakin sakin oku!)

Esirgedin!

Oysa esirgeyen ve bağışlayan siz değilsiniz, olamazsınız da. Zaten olmadınız…

Soruyorum; seçimde ilkeniz, parolanız, yol haritanızın adı gönül belediyeciliği idi. Daha önce de yazdım, kırk kere yine yazarım, kırmadık gönül bırakmadınız. Gerçi sizi büyük siyaset adamı, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan gönderdiğinden (ki öyle diyorsunuz) kimseye eyvallah etmeyen tavrınız yüzünden AK Partililer bile size gönül koyuyorlar, bilesiniz. Sizin bu akıl almaz davranışlarınız, sözleriniz ve çalım çehreniz yüzünden yarın seçim olsa size oy vermeyecek insanların sayısı o kadar fazla ki, aslında siz de bunun farkındasınız, (hatta Gülhane Parkı’ndaki ceviz ağacı ve polis de farkında) partinin oyları düşerse, bu vebalin altından nasıl kalkacaksınız, merak ediyorum!

Gönül belediyeciliği nerede kaldı Başkan?

Partiye, davaya bile zarar verdiğinizin farkında mısınız?

En önemlisi, şehirde, teşkilatta, milletvekilleri arasında, belediye içinde güvenebileceğiniz, sohbet edebileceğiniz, derdinizi anlatabileceğiniz bir kimse de yok. Yalnızsınız, yalnız…

Tek çiçekle bahar gelmiyor Sayın Güngör!’’
 


 

Ulen ne ayaksın…
 

Dün başka bugün başka yazıyorsun?
 

Senin bu ayağından paça da olmaz…
 

Yukarıdaki cümleler bana ait değil diyebilir misin? (Hele bir de boyunun ölçüsünü vereyim)
 


 

Unuttun mu?
 

Sen kendini para uğruna (Kategorilere) ayırmadın mı? (A Kategorisi 800 TL) Senin ederin 800 TL…
 

Eline mikrofon alıp; Sayın Ünal’a ‘’methiyeler’’ düzmedin mi?
 

O toplantıda bir ben ayağa kalkıp, Kanal Maraş’ı kimse kategorilere ayıramaz demedim mi?
 

Sen ve senin gibiler kategorilere ayrılıp üç kuruş para için esir olurken, ben 4 yıldır ses ettim mi?
 

Belediye Başkanlarına koştur koştur gidip, biz şu cemiyet üyesiyiz, hep birlikte haberlerinizi gireceğiz, bize destek olun diyen sen ve senin gibiler değil mi?
 

Sahi yaptığın dalkavuk gazeteciliği ile bugüne kadar hangi siyasetçiyi koltuğundan ettin?
 

Hangi adaya, gazeteciliğin ile seçim kazandırdın?
 

Şimdi çıkmışın bana özenmek adına 5 metre kare odada, mikrofonu masaya yapıştırıp yaptığın canlı yayın için konuklarından 5 bin TL isteyip, sonrasında 500-1000 TL paraya sulh olan sen değil misin?
 

Sahi izleyen kim sizi, dürümcü başı…
 

Öyle canlı yayınlarda, izlenme sayısı satın alarak halkı kandırdığınızı sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz…
 

Bu Halk, kimin ne olduğunu çok iyi biliyor…
 

Şu izlenme oranlarınızı; Siyasetçisi, vatandaşı, videonun sağ alt köşesinde görmüyor mu sanıyorsun?
 


 

Ulen dürümcü başı vallahi çok komiksin…
 

Hadi Hayrettinciğine koş, belki sana bugünkü yazı hatrına masa altından bir dürüm parası verebilir…
 

O vermezse gel yanıma ben sana dürüm değil, PİRZOLA parası vereyim…