Yirmi gündür gözlemliyorum…
Ve her gittiğim yerde şehrimizle ilgili sürekli olumsuz sözler duyuyorum…
‘’Ne olacak bu şehrin hali?’’ diyen de var…
‘’Sahipsiz şehir vesselam’’ diyen de…
Hani derler ya, "Bir insana kırk gün deli dense o insan deli olur." diye.
Bizim insanlarımızın şehrimizle ilgili söylemlerinde haklılık payı yok değil…
Şehrimiz, tam bir kargaşa faaliyetler içerisinde…
Hangi caddeden gideceğini, depremde yıkılan taşınmazları için hangi bölgeden hak sahibi olacağını, işyerlerini ne zaman teslim alacağını, tozun toprağın kalkacağı gün için dualar ettiğini, yani bir filmde geçen ‘’kedidir kedi’’ repliği gibi değil de, yaşanan süreçte yavaş yavaş argo türü replikler ürettiğini söylemek ve bu söylemlerin de siyasetçilerin kulağına gitsin diye yüksek sesle konuşulmaya başlandığını belirtmek abesle iştigal olmasa gerek…
★
Neden bizim siyasetçiler, kış uykusuna yatıyor?
Neden bizim siyasetçiler, halkın sesine kulaklarını tıkıyor?
O sandık, yani seçim sandığı gelmeyecek mi?
O zaman mı bu çilekeş halk hatırlanacak?
★
Buradan yüksek sesle haykırıyorum:
★
NEDEN KARDEŞİM NEDEN?
- Şehir merkezimizde yapımı tamamlanmış olan dükkânların biran evvel hak sahiplerine teslim edilerek çarşıda ticari hareketliliğin başlatılması yapılmıyor?
★
NEDEN KARDEŞİM NEDEN?
- Rezerv alanlarda yapılan iş yerlerinin düşürülen metrekaresi, cephe genişliği ve hak sahiplerine hiç bir açıklama yapılmadan dağıtımı, ana caddede yeri olana ara sokakta yer verilmesi gibi absürt uygulamaların yapılması, yapılan bu devasa yatırımlara gölge düşürmüyor mu?
★
Bu tarz mağduriyetlerin giderilmesi…
Ve rezerv alanı içerisindeki dükkân sahiplerinin, yeni dükkânların bedelini ve eski yerlerinin değerinin ne olduğunu bilmeleri ve bunu bilerek sözleşmeye davet edilmeleri gerekmez mi?
★
- İlçelerimizde ilan edilen rezerv alanlarında ki çalışmaların daha da hızlandırılması ve Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Sayın Murat Kurum’un (Şantiye Şefimiz) şehrimize geldiğinde bu çalışmaları yerinde gezerek gözleriyle görüp denetlemesi gerekmiyor mu?
★
Hani bir deyim var ya!
‘’Denizi geçip derede boğulmak’’ gibi…
Yapılan konutların bazılarında elektrik, internet, doğalgaz, su ve kanalizasyon gibi basit altyapı problemlerinin hala çözülemediği, bağlantı yollarının tamamlanmadığı, aile sağlığı merkezi, okul, cami, karakol, itfaiye, 112 noktası, market vs. başta olmak üzere diğer sosyal donatı alanlarının eksikliği, halkın dilinde argo türü repliklere konu olmuş durumda…
★
Kimse başını kuma gömmesin!
Halk, ekonomik zorluklarla boğuşup yaşam mücadelesi verirken, depremden bu yana geçen sürede bu şehrin ayağa kalkması gerekmez miydi?
★
Diyeceğim o ki…
Ya bu şehrin sahipsizliğine son verirsiniz!..
Ya da bu halk, sizi olası ilk seçimde tatile gönderir…
Dost acı söyler…
Ama doğruları söyler.





