Sağlık dünyasında dikkat çeken bir gelişme yaşandı. ABD'nin Utah eyaletinde yapay zekânın hastaları değerlendirmesine ve belirli ilaçlar için reçete oluşturmasına olanak tanıyan yeni bir sistem devreye alınıyor.
Doktor kontrolünün zaman içerisinde azaltılmasını öngören uygulama, sağlık sektöründe yapay zekânın gelecekte üstlenebileceği rolleri yeniden tartışmaya açtı.
SAĞLIKTA YAPAY ZEKÂ İÇİN TARİHİ ADIM
ABD'nin Utah eyaleti, yapay zekâ destekli sağlık hizmetlerinde yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Nolla Health isimli sağlık teknolojisi girişimi tarafından geliştirilen sistem sayesinde hastalar, belirli sağlık sorunları için doğrudan doktora başvurmadan dijital ortamda değerlendirmeden geçirilebilecek.
Pilot uygulamada yapay zekâ, hastalardan elde edilen verileri analiz ederek uygun tedavi seçeneklerini belirleyecek ve gerekli koşullar sağlandığında reçete oluşturabilecek. Ancak sistemin bütün hastalıklar için kullanılması söz konusu değil.
İlk aşamada yalnızca belirli cilt problemlerine odaklanılacak.

İLK ETAPTA SADECE AKNE HASTALARI YARARLANACAK
Bir yıl sürmesi planlanan uygulama, hafif ve orta şiddette akne sorunu yaşayan kişilerle sınırlandırılacak.
Sistemi kullanmak isteyen hastaların Nolla Health tarafından geliştirilen uygulamaya kayıt yaptırması gerekecek. Aylık 4,99 dolar abonelik bedeli bulunan platformda kullanıcılar, telefonlarının kamerasını kullanarak yüzlerini taratacak.
Ardından sağlık geçmişleri, mevcut şikâyetleri ve kişisel durumlarına ilişkin soruları yanıtlayacak. Toplanan bilgiler, yapay zekâ tarafından değerlendirilerek kişiye özel bir cilt analizi oluşturulacak.
YAPAY ZEKÂ CİLDİ İNCELEYİP TEDAVİ BELİRLEYECEK
Geliştirilen sistem, hastaların yüz görüntülerini inceleyerek akne oluşumlarını tespit etmeye çalışacak. Analiz sırasında ciltteki yağlanma düzeyi, sivilcelerin yoğunluğu ve aknenin şiddeti gibi unsurlar değerlendirilecek.
Ardından hastanın cilt durumunu gösteren sayısal bir puan hesaplanacak. Bu puan, kişinin paylaştığı sağlık bilgileriyle birlikte ele alınacak ve uygun tedavi seçenekleri belirlenecek.
Yapay zekâ, program kapsamında önceden onaylanmış sekiz farklı tedavi seçeneği arasından hastaya uygun görülen ilacı önerebilecek.
Böylece belirli koşulları karşılayan kişiler için değerlendirme ve reçete süreçlerinin dijital ortamda yürütülmesi hedefleniyor.

İLK 100 REÇETE DOKTORLAR TARAFINDAN İNCELENECEK
Uygulamanın başlangıcında insan denetimi tamamen ortadan kaldırılmayacak.
İlk aşamada yapay zekâ tarafından hazırlanan 100 reçete, eczanelere gönderilmeden önce doktorların kontrolünden geçecek. Bu aşamada sistemin verdiği kararların doğruluğu ve hasta güvenliği değerlendirilecek.
İkinci aşamaya geçildiğinde ise sonraki 400 hastanın reçeteleri doğrudan eczanelere iletilebilecek. Doktorlar bu reçeteleri haftalık olarak geriye dönük inceleyecek.
Son aşamada kontrol sıklığı daha da azaltılacak.
Oluşturulan reçetelerin en az yüzde 10'u, doktorlar tarafından her ay denetlenecek.
HER İLACI YAZAMAYACAK! ÖNEMLİ SINIRLAMA GETİRİLDİ
Yapay zekânın reçete düzenleyebileceği ilaçlar da belirli kurallara bağlandı. Sistem yalnızca cilde doğrudan uygulanan tedavi ürünlerini önerebilecek.
Ağız yoluyla kullanılan haplar ve diğer sistemik ilaçlar uygulama kapsamına alınmayacak. Nolla Health CEO'su Luis Wenus, programda kullanılmasına izin verilen sekiz tedavi seçeneğinin olası yan etkilerinin ağırlıklı olarak ciltte kuruluk ve bölgesel tahriş olduğunu belirtti.
Ancak uzman değerlendirmesi olmadan ilaç kullanılmasının bazı hastalar açısından risk oluşturabileceği de göz önünde bulunduruluyor.
DOKTORLARIN YERİNİ YAPAY ZEKÂ MI ALACAK?
Utah'ta uygulanması planlanan yeni sistem, yapay zekânın gelecekte sağlık hizmetlerinde ne kadar söz sahibi olabileceği sorusunu gündeme getirdi.
Yapay zekâ destekli uygulamaların özellikle rutin değerlendirmelerde sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırabileceği ve işlem sürelerini kısaltabileceği değerlendiriliyor. Bununla birlikte yanlış teşhis, hatalı ilaç seçimi, kişisel sağlık bilgilerinin güvenliği ve tıbbi sorumluluğun kimde olacağı gibi konular tartışılmaya devam ediyor.
Bir yıllık pilot programdan elde edilecek sonuçların, benzer teknolojilerin farklı hastalıkların değerlendirilmesinde kullanılıp kullanılmayacağına ilişkin gelecekteki kararlara ışık tutması bekleniyor.




