Türkçede ve halk kültüründe sevgi sözcüğü olarak yer edinen bazı kavramlar, edebiyat dünyasındaki karşılıklarıyla birleştiğinde farklı anlam katmanları kazanıyor. Şeker Portakalı eseriyle hafızalara kazınan "Zeze" kelimesinin gerçekte ne anlama geldiği ve teyzeyi temsil edip etmediği okurlar tarafından merak ediliyor.
ZEZE SÖZCÜĞÜNÜN KÖKENİ VE KULLANIM ALANLARI
Zeze kavramı, kullanıldığı alana göre değişen simgesel bir içeriğe sahiptir. Dünya edebiyatında José Mauro de Vasconcelos’un kaleme aldığı Şeker Portakalı romanının ana karakteri olan Zeze, erken yaşta olgunlaşan, yüksek hayal gücüne sahip fakat güç koşullarda büyüyen bir çocuğu temsil ediyor. Edebiyat çerçevesinde bu sözcük; çocuksu masumiyeti, hassasiyeti ve acıyla harmanlanmış olgunluğu simgeliyor.

ZEZE ANNE YARISI ANLAMINA GELİR Mİ?
Türkçede doğrudan "anne yarısı" tanımının karşılığı teyze kelimesidir. Zeze kelimesi sözlük anlamı olarak birebir anne yarısı demek değildir. Ancak Anadolu'nun bazı bölgelerinde konuşmaya yeni başlayan çocukların teyze veya abla kelimelerini söyleyememesi sebebiyle bu sözcüğü kullandığı görülüyor. Çocukların dillerindeki bu sempatik sesletim zamanla bölgesel ağızlarda teyzelere, ablalara ya da aileye yakın kadınlara yöneltilen bir sevgi hitabına dönüşüyor.
TEYZE FİGÜRÜ VE TOPLUMSAL BAĞLAR
Türk aile yapısında "Teyze anne yarısıdır" ifadesi, anne ile kurulan duygusal ve genetik bağın en güçlü alternatifini gösteriyor. Teyzeler, annenin yokluğunda ya da desteğe ihtiyaç duyduğu anlarda çocuk için sığınacak güvenli bir liman niteliği taşıyor. Zeze kavramı da bu şefkat duygusunun edebiyat ve halk dilindeki yansıması olarak teyze kelimesinin yerini tutabiliyor.



