Kazakistan’ın batısındaki Mangışlak Yarımadası’nda yürütülen arkeolojik kazılarda, Erken Orta Çağ dönemine ait dikkat çekici bir keşfe imza atıldı. Hazar Denizi kıyısındaki Aktau kenti yakınlarında yer alan Karakabak nekropolünde, yaklaşık 1500 yıl önce yaşamış seçkin bir kadına ait gömü alanı tespit edildi. Mezarda yapılan incelemelerde, ahşap ve organik malzemelerin ince altın levhalarla kaplanmasıyla hazırlanan gösterişli ayakkabı kalıntıları ve zengin defin eşyaları ortaya çıkarıldı.

Anne adayları dikkat! "Şeker düşüklüğü ve yenidoğan sarılığını tetikleyebilir”
Anne adayları dikkat! "Şeker düşüklüğü ve yenidoğan sarılığını tetikleyebilir”
İçeriği Görüntüle

DEFİN İÇİN ÖZEL ÜRETİLMİŞ SÜSLEMELER

Arkeologlar Andrei Astafyev ve Evgeny Bogdanov liderliğindeki uzman heyet, genç bir kadına ait olduğu belirlenen mezardaki buluntuların MS 5. yüzyılın ikinci yarısı ile 6. yüzyılın ilk yarısı arasına tarihlendiğini duyurdu. Yapılan teknik analizlerde; kırmızı kumaştan taç, başlık üzerine yerleştirilmiş yuvarlak altın plakalar, Helenistik dönemin Gorgoneion tasvirlerini andıran alın süslemeleri ve yırtıcı kuş formunda işlenmiş kemer tokaları tespit edildi.

Araştırmacılar, ayakkabı ve kemerlerde yer alan bazı takıların işlevsel bağlantı elemanlarından yoksun olduğuna dikkat çekerek, bu eşyaların kadının sağlığında kullandığı günlük ziynetler değil, doğrudan defin töreni için özel tasarlanmış prestij objeleri olduğu değerlendirmesinde bulundu.

KARAKABAK: TİCARET YOLUNDA ZANAAT MERKEZİ

Bölgedeki bulgular, altından yapılan süslemelerin uzak merkezlerden ithal edilmek yerine Karakabak’taki yerel atölyelerde üretilmiş olma ihtimalini güçlendiriyor. Daha önceki kazılarda metal işleme, camcılık ve çömlekçilik izlerine rastlanan nekropol alanında, Part, Sasani, Bizans, Soğd, Harezm ve Çin menşeili 150'den fazla antik sikke de ele geçirildi.

Uzmanlar, geniş coğrafyalara ait sikkelerin varlığının, Karakabak’ın Orta Asya’yı Kuzey Kafkasya, Volga ve Güney Urallar ile bağlayan Azak-Hazar ticaret koridoru üzerinde stratejik bir durak olduğunu gösterdiğini belirtiyor. Gün yüzüne çıkarılan altın kaplamalı buluntular, dönemin toplumsal statü göstergelerinin yanı sıra Hazar kıyısındaki zanaat ve ticaret ağının ulaştığı seviyeyi de gözler önüne seriyor.