CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ''Benimleyseniz, benimle olduğunuzu artık hissetmek istiyorum. Sırtımı size yaslayacağımı bilmek istiyorum'' sözleriyle başlayan tartışmaların ardından İYİ Parti Genel Başkanı Akşener'den dikkat çeken bir çıkış geldi.

İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, bugün İzmit Belediyesi’nin üç yıllık çalışmalarıyla ilgili tanıtım programına katıldı. Toplantıda 6'lı masanın önemine vurgu yapan Akşener, ''Bu seçimi almak zorundayız. Bu seçimde başarmak zorundayız. Türkiye ölmez, bitmez; varsayın kaybettik bir daha parlamenter sistem konuşulamaz. Önceliğimiz parlamenter sisteme geçmektir. Cumhurbaşkanlığını da meclisi de kazanacağız'' ifadelerini kullandı.

Akşener İYİ Partinin kurulma sürecinde CHP'nin verdiği destekle ilgili olarak , “Kendisine herhalde ölünceye kadar şükran duyacağım. Ben sülaleme ‘Sayın Kılıçdaroğlu’nu çocuklarıyla beraber’ vasiyet ettim. Başlarına bir şey gelirse bendedir, bizdedir” diye konuştu. Akşener ayrıca, " Bu seçimde başarmak zorundayız. Türkiye ölmez, bitmez ama varsayın kaybettik ondan sonra bir daha parlamenter sistem konuşulamaz" ifadelerini kullandı.

Akşener, şu açıklamaları yaptı:

Yıllarca CHP ve sağın renkleri arasında büyük bir mesafe varken o davranış biçimi o aradaki alanı, o uzaklığı kapattı. Bir iş birliğine, güç birliğine sebep oldu. Bu arada Cumhuriyet Halk Partisi benim babamın partisidir ha... Şimdi alerjik bir tutum üzerinden söylemiyorum iyilikte birleşmenin ne kadar iyi hizmetlere yol açtığını anlatmak için söylüyorum. Yüz senelik bir parti. Kuralları var. Var baba var. biz ise yeni kurulmuşuz, start up gibi. Anında karar al, koş koş. Gel gel. Böyle bir partiyiz. 

LPG'li araç tamir sırasında patladı! Yaralılar var LPG'li araç tamir sırasında patladı! Yaralılar var

Dolayısıyla gittik teklif ettik. Başkanlarım çok uzun sürdü. Tam bir ay üzerinde konuştuk. Tabi ben dayanamıyorum İzmit’in kızıyım hafif bir dürtme yaptık sonra geri döndüler. Neyse oturduk ben arkadaşlarıma bir şey söyledim. Biz bu masaya oturmayı İYİ Parti’yi bir yere getirmek için yapmıyoruz. Biz bu masaya oturmayı çökmüş umudunu kaybetmiş ama somut başarıya ihtiyacı olan o muhalif seçmeni ayağa kaldırmak için yapıyoruz. Onun için ‘Türkiye mi, İYİ parti mi?’ denildiğinde Türkiye’yi tercih edeceksiniz.

İyi ki o teklifi götürmüşüz iyi ki siz de o teklife evet demişsiniz biz de o masaya oturmuşuz. Benim hedefim doğrusu İstanbul’du. Çünkü sayın Erdoğan, ‘İstanbul benim aşkım’ derdi. İstanbul’u almak Sayın Erdoğan’ın elinden aşkını almaktı. Ben o aşka göz dikmiştim ama bunu da madem biz bizeyiz, madem şehrimdeyim, mademki doğduğum yerdeyim, şimdi o aşkı almaktı ama o aşkın alınmasından benden başka inanan olmadı. Her türlü iddiaya girdik, basın mensupları da dahil. Şimdi, sonuç biz bu bakış açısıyla, bu ülkenin insanlarına ‘olabilir, biz yapabiliriz, istersek başarabiliriz’ i ispatladık. Şimdi, bunları niye anlattım? Ben size tekrar teşekkür ediyorum, her gördüğümde de teşekkür ettim, etmeye de devam edeceğim. İnşallah çalmayacaksınız çırpmayacaksınız, çaldırmayacaksınız. Zaten üçünü yapmayınca her şey düzgün gidiyor. Orada sorunumuz yok ama gözden kaçırmamamız gereken bir şey daha var.

“PARLAMENTER SİSTEM KONUŞULAMAZ”

Türkiye bir ucube sistemle yönetiliyor. Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ni ortadan kaldırabileceğimiz seçmenimizin oylarıyla sandıkta, demokrasi ile – şimdi bana dediler ki, ‘EYT’li mi emekli edeceksin? Normal mi emekli edeceksiniz? Ben de ‘EYT’li EYT’li, bir süre maaş almasınlar’ dedim. Söylemeye çalıştığım şey şudur: bu Partili Cumhurbaşkanlığı’nın yerine güçlendirilmiş parlamenter sistem adına mücadele ederek bunu konuşarak yaptığımız son seçimdir. Bu seçimi almak zorundayız. Bu seçimde başarmak zorundayız. Türkiye ölmez, bitmez ama varsayın kaybettik ondan sonra bir daha parlamenter sistem konuşulamaz. Bu ucube sistemin bir tarafında var olan tek adam sisteminin karşılığı bu taraftan da bir tek adamı seçmek zorunda kalırız.

Önceliğimiz parlamenter sisteme geçmektir, önceliğimiz hukukun üstünlüğünü kâmil bir demokrasiyi ve adaleti sağlamaktır. Bunun yolu da denge ve denetleme mekanizmalarının bulunduğu ve 21. yüzyılın yeni değer setlerine uygun, gerçekten gençliğe uygun umudunu da hayata geçirebilecek, Türkiye’ye nefes aldırabilecek güçlendirilmiş parlamenter sisteme bu ülkeyi geçirmektir. Sağ ve salim biçimde geçirmektir. Onun yolu, iki şeyi kazanmaktan geçiyor. Biri Cumhurbaşkanlığı’nı kazanacağız, diğerini de Meclis’i kazanacağız.