Antalya'nın Serik ilçesinde, iddiaya göre narenciye işiyle uğraşan kadın çavuş, işini elinden alan kişi tarafından telefonla tehdit edilince, park halindeki aracını bulup taş yağmuruna tuttu. Yerden söktüğü kaldırım taşlarıyla minibüsü hurdaya çeviren kadın, ifadesi alınmak üzere karakola götürüldü. İki taraf da birbirinden şikayetçi oldu.

Serik'te iddiaya göre narenciye çavuşluğu yapan bir kadın, daha önceden sıkıntı yaşadığı meslektaşının telefonda tehdit etmesi sonucu çılgına döndü. Ş.R.E., telefonu kapattıktan sonra ilçede arabasıyla köşe bucak aradığı M.V.'ye ait minibüsü park halinde görünce sinir krizi geçirdi ve aracı taşlayıp, camlarını kırdı. Öfkeli kadını sakinleştirmek için olay yerine gelen kardeşi ve arkadaşları, narenciye çavuşunu durdurmaya çalışsa da başaramadı. Kadın öfkesini alamayarak, bu sefer kaldırım taşlarını sökerek aracı taşlamaya devam etti.

Tuğlaları minibüsün camına saplanmış halde görenler gözlerine inanamadı. Olay sonrası ihbar üzerine polis ekipleri gelerek, öfkeli kadını sakinleştirip, ifadesini almak için emniyete götürdü. Ekipler, Ş.R.E.'yi, daha önceden şikayetçi olmak için karakola gelen M.V. ile bir araya getirdi. Taraflar ifadesi alındıktan sonra birbirinden şikayetçi oldu.

Üç maaş alan bürokratlara yenisi eklendi Üç maaş alan bürokratlara yenisi eklendi

"Evden nasıl çıktığımı bilmiyorum, beni tutamadılar"


Narenciye işiyle geçimini sağlayan Ş.R.E., "Bu olay o gün gelişen bir olay değildi, öncesi de vardı. Bizim çavuşlar arasında bu işin yazılı olmayan kanunları, kuralları var. Herkes, her çavuş belirli bir patronla anlaşma yapar, kimse kimsenin patronunu ya da işçisini almaz. Olay günü, bir çavuş, daha öncesinde, Serik'te Ş. çavuşu bitireceğim, yok edeceğim. Onun işlerini ve işçilerini alacağım diye bir sürü tahrik edici sözler söylüyordu. Kardeşimle ilgili tehditlerde bulunuyordu. Olay günü ben işçilerimin kaldığı evde oturuyordum. Yemek yapmışlardı yemek yiyecektik. Telefon geldi, numarası kayıtlı değildi. Açtım, baktım bana söylediği kelimeler, sıkıntı istiyorsan sıkını da veririm diye. Çünkü arkadaşlarım onu uyarmıştı. Seni yok etmediysem, tam yok ederim gibi tehditkar kelimeler kullandı. Ben de sinirlendim, öfkeyle neredesin geliyorum dedim. Ne olacaksa olsun, ne yapacaksan yap dedim. Erkeksin, gel erkekliğini bana göster dedim. Öfkeyle çıktım, arkadaşlarım arkamdan geldi. Onları atlattım. Israrla bu kişiyi aradım. Çünkü bıçak kemiğe dayandı, ne olacaksa olsun dedim. Sonuçta bu iş benim ekmeğim. Bu işi yaparak ailemin geçimini sağlıyorum. Telefonla aradım bu sefer ben de bu kişiyi, cevap vermedi ama ben sürekli onu aradım. En son cevap verdi, karakoldayım dedi. Ben de karakola gittim arabamı park ettim. Baktım onun aracı, görünce kendimden geçtim. Resmen sinir krizi geçirdim. Elime bulduğum taşı ne varsa arabaya attım. Sonra kardeşim ve arkadaşlarım geldi. Beni zorla tutmaya çalıştılar, aynı zamanda kronik rahatsızlıklarım var o anda nefesim kesildi. Bıraktılar sonra tekrar ne bulduysam attım araca. Sonra polis arkadaşlar geldi ve birlikte karakola gittik. O şahıs da vardı, polisler uzlaşmamızı istedi fakat ben kabul etmedim. Çünkü bana haksızlık yapılmış, benim işim elimden alınmış. İşçim evde oturuyor, kendim evde oturuyorum. Bütün araçlarımın her şeyi tamam ve o kadar masraf etmişim ve o kişi gelip ben evde oturacağım o çalışacak ben kabul edemem" diye konuştu.