Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın öve öve bitiremediği sağlık sistemi çöküyor. Kamu hastaneleri mesai dışı hasta kabulüne başlarken tıkanan sistem, tıbbi hataların artmasıyla karşı karşıya.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın "Artan hasta talebi için mesai sonrası, teşvikle, isteğe bağlı hasta kabulünü mümkün hale getirdik." açıklamaları tartışmalara sebebiyet verdi.

Tabip odaları, uygulamanın kabul edilemez olduğunu belirterek “Mesai dışı hasta bakmak, tıkanmış sağlık sisteminin sorunlarını çözmez. Bu durum bir süre sonra hekimlerde tükenmişlik sendromuna yol açabilir, tıbbi hatalar artabilir. 80-100 hasta bakan bir hekimin 101’inci hastası olmak ister misiniz?" diye sordular.

“SAĞLIK TİCARİLEŞTİ”

Canan Karatay üstüne basa basa uyardı! 'Yasaklanmalı' Canan Karatay üstüne basa basa uyardı! 'Yasaklanmalı'

BirGün'ün haberine göre, İzmir Tabip Odası Genel Başkanı Prof. Dr. Süleyman Kaynak, mesai dışı randevu verilmesinin, hastalara yararının olmayacağı gibi zararının da olacağını, tıbbi hataları artırabileceğini söyledi. Bakanlığın kamu hastanelerinde tıkanmış randevu sistemini aylık randevu kotası, 5 dakikada bir randevu, ek randevu, mesai sonrası randevu gibi yöntemlerle çözmeye çalıştığını anlatan Kaynak, “Sağlıkta Dönüşüm Programı diye oluşturdukları program aslında sağlık sisteminin özelleştirilmesi sürecidir ve bu süreç içinde de sağlık ticarileştirilmiştir. Sistem kışkırtılmış hasta profilini ortaya çıkardı. 3’üncü basamak sağlık kurumları başta olmak üzere tüm sağlık sistemi çok yoğun bir hasta yükü ile karşı karşıya. Bakanlık son dönemdeki uygulamaları ile bunu çözmüş gibi görünüp sağlık sistemini çok iyi çalışıyormuş izlenimi yaratmaya çalışıyor." diye konuştu.

“SAĞLIK SİSTEMİ OY ENSTRÜMANI”

Bakanlığın, sağlık meslek örgütleri ve tabip odalarının görüşünü almadan, masa başı kararlar alarak tıkanan sağlık sistemi sorununu çözmeye çalıştığını kaydeden Kaynak, özetle şunları söyledi: "Masa başında, yukarıdan bakışla birtakım kararlar alınıyor. En son adım mesai sonrası hasta bakımıdır. Sabahtan mesainin sonuna kadar yaklaşık 80-100 hasta bakmış olan bir hekimin 101’inci hastası olmak ister misiniz? Hekim zaten mesai saati içinde o kadar aşırı yüklenmiş ve çalışmıştır ki, mesai sonrası üç beş kuruş vererek hekimi daha uzun mesailerde adeta köleleştirerek çalıştırmak ancak masa başında, sahayı bilmeyen, hekimlik yapmamış birtakım insanların düşünebileceği şeylerdir. Bakanlık bürokrasisi, sahada neler olup bittiğini bilmeden seçime endeksli şekilde hazırlık yapmaya çalışmaları. Sağlık sistemini bir politik enstrüman gibi kullanmaya çalışmaları, bir oy kaynağı, oy almak için enstrüman olarak görmeleri son derece acıdır. Bakanlık şu an sistemi yürüyormuş gibi gösteriyor. Mesai sonrası hasta bakımı, hastalara hiçbir şekilde katkı sağlayacak bir süreç değildir, tıbbi hataları da artırır. Bu kararlar gerçek yaşamla bağdaşmaz. Trafikte bile şoförlere iki saatte bir dinlenme, belli bir saatin üzerinde de araba kullanmama sınırları konur. Zaten sağlık sistemi ve hekimler nöbetler, icaplar ile bu 24 saat sürede gerektiğinde her türlü hizmeti vermekte. Bunun üstüne mesai sonrası uygulaması yapmanın hiçbir mantığı, hiçbir yararı olmadığı gibi bu hastalara zarar verecek ve hekimlik uygulamalarını aksatabilecek nitelikte bir süreçtir, bundan hemen vazgeçilmeli.”

"KABUL EDİLEMEZ"

İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Nergis Erdoğan, “İnsanın belli bir çalışma kapasitesi vardır, haftalık çalışma saatleri bellidir. İş hekimlik olunca, 18 saat araba kullanan bir insanın arabasına binilir mi? Hekim de öyle. Mesai dışında da belli bir kapasitesi var.” dedi. “Mesai dışında teşvik ile ‘hekimin kendi kabulü’ diyerek bunu ortaya koymak doğru bir şey değil.” diyen Erdoğan, şunları kaydetti: "Kimi hekimler birtakım kaygılarla kabul edebilir ama bu kabul edilebilir bir şey değildir. Sistem tıkandı, insanlar kamu hastanelerinden randevu alamıyorlar, bu sorunu aşmak için böyle bir hamle yapıyorlar. Esas yapılması gereken kışkırtılmış talebi önlemektir. Birinci basamaktan itibaren insanların sorunlarının çözümlerini oluşturmak gerekiyor. Birinci basamak yani aile sağlığı merkezi hekimlerini daha etkili ve yetkin hale getirip, sevk zincirini kurarsanız hastanelere yığılmaları önleyebilirsiniz, sorun bu şekilde çözülür. Sağlık piyasalaşınca ‘Elinize nüfus cüzdanınızı alın istediğiniz yere gidin’ söyleminden vazgeçilmeli. Çözümler buradayken maalesef başka yerlerde aranıyor. Doğru bir şey değil. Seçim öncesi bunun yapılması da ilginç. Hekim ile hastayı karşı karşıya bırakacak bir uygulama olur. Tıbbi hatalara da zemin hazırlamaktır.”

Ankara Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Mine Coşkun ise bu uygulamanın ilerleyen dönemlerde hekimler arasında tükenmişlik sendromunu artıracağını söyledi. Coşkun, “Mesai sonrası muayene ‘hekim isteğine bağlı’ deniyor, bu idarenin baskısına da yol açabilir. Şu an günlük 70-80 hasta bakılıyor. Bir de üstüne yedek randevu çıkardılar, onlar da ciddi sorun oluşturacak. Doktorun ayrıca konsültasyon, kontrol, acil gibi hastaları da oluyor. Şimdi de 'İsteyen hekim mesai dışı hasta bakacak.' deniyor. Doktor tek başına mı çalışacak, böyle olunca bilgi işlem gibi personel de çalışacak. Sonuçta bu bir sistem ve bu tükenmişlik sendromuna yol açabilir." uyarısında bulundu.

(Kaynak: BirGün)