Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Ne gereği var?' sözlerine sert yanıt

"Bin yıl sürecek denilen 28 Şubat zihniyetinden geriye pek bir şey kalmadı" ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, cezaevinden oğluna yazdığı mektubu okudu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi'nde düzenlenen Önder İmam Hatipliler Derneği Genel Kurulu'nda konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları şöyle: 

Eğitim öğretimin amacı ideal insan yetiştirmektir. Milletimizin inancına değerlerine tarihine kültürüne uygun bir eğitim öğretim sistemi yapmalıyız. Hep ne derlerdi niye buraya geldiniz imam mı olacaksınız cenaze yıkayıcısı mı olacaksınız derlerdi, bununla bir yılgınlık gibi yaparak aba altından sopa gösterirlerdi. Ama hamdolsun bugünlere geldik ve bunun öyle olmadığını gösterdik.

Tek tipçi dayatmalarına karşı imam hatipler, milletimizin öz değerlerine uygun ve gerçek anlamda kuşatıcı insan yetiştirmek  için öne çıkmış, bunu da başarmıştır. Sonuçta ortaya bir imam hatip markası  çıkmıştır. Yani bunu söylerken imam hatip okullarını bir kenara, fen liselerini,  diğer meslek liselerini bir kenara, böyle bir ayrım yapmak için söylemiyorum.  Bunu sadece ve sadece nasıl ki Galatasaray Lisesi'nden mezun olan biri  Galatasaray Lisesi'nin marka olarak önemini ortaya koymaya çalışıyorsa  Kabataş'tan mezun olan ortaya koymaya çalışıyorsa ben de tabii ki bir imam  hatipli olarak bunu ortaya koymaya çalışıyorum.

Benim için imam hatip de okuyan da Galatasaray Lisesi’nde Kabataş Lisesi’nde okuyan da evladımdır. Bu zaten aldığımız terbiyenin de gereğidir. İmam Hatip ailesi öğrencinin ailesinden başlayarak hayatın her anında gece gündüz çalışarak bir dava adamlarının mücadelesi ile bugünlere gelmiştir. 

Türkiye’nin tek parti devrinin hastalıklı zihniyetinden kısmen de olsa kurtulabildiyse imam hatipliler etrafında yürütülen mücadele sayesindedir.  Sizde istediğim sadece bu millet için değil tüm insanlık için bir ışık bir üreticisidir. Kutlu dava yolunda verilen mücadelenin değerini asla unutmayacağız. Hayatlarını bu davalara adamış nice aksakallı büyüğümüzün hatıraları gözlerimizin önündedir.

ERDOĞAN'IN CEZAEVİNDEN OĞLUNA YAZDIĞI MEKTUP

Pınarhisar cezaevinde olduğum dönemde oğlum Bilal Erdoğan'ın İmam Hatip Lisesi’nden mezuniyetine katılamamam nedeniyle bir mektup yazmıştım. Şimdi o mektubu size okumak istiyorum.

''Sevgili gençler sizin için bugünün ne kadar önemli olduğunu biliyorum. Yanınızda olduğumu özellikle bilmenizi istiyorum. Yanınızdayım, çünkü ben de sizden birisiyim. İmam hatipliyim. Bu sıfatı hep onurla taşıdım. Bundan sonra da nerede hangi şartta olursam olayım onurla taşımaya devam edeceğim.

Yanınızdayım; çünkü oğlum sizin aranızda, sizden biri. Bu sevinçli ama hüzünlü gününüzü bir kez daha kutluyorum. Hüznünüz, size reva görülen muameleden dolayıdır. Bu benim de bedenimde depreşen bir acıdır.

Şu anda cezaevinde bulunuyor olmaktan daha derin bir acıdır bu. Buraya kadar dayanan sevgili oğullarım kızlarım siz daha acısına da dayanacak yapıdasınız. Arkadaşlarınızın her biri bir yere savrulurken siz buradaydınız, imam hatip lisesindeydiniz.  Öyleyse üzülmeyin. Yarına ilişkin umutsuzluğa düşmeyin. Sizler birer meşalesiniz bu karanlık günlerimize. Değerinizi bilin ve koruyun.

Sevgili oğlum, oğullarım, sevgili kızlarım, sevgili gençler sizleri gerçekten çok seviyorum. Ellerinizin sıcaklığını ellerimde hissediyorum. Bir kez daha gününüz mezuniyetiniz hayırlı olsun derken geleceğinizin aydınlık olmasını diliyorum.''

BU HESABI KALK BİR DE FATİH’E SORSANA?

Ana muhalefetin başındaki zat İmam Hatip liselerinde hangi derslerin okutulduğunu bilmiyor. İmam Hatip okullarından hangi derslerin okutulduğunu dair bilmiyor. Buralarda tarih kimya matematik felsefe derslerinin okutulduğunu bilir misin dedim. Saf saf duruyor. İşte neymiş Kadıköy'de 5-6 tane imam hatip okulu fazla derdi bu. 

Birisi çıkmış diyor ya, 'Büyük Çamlıca'ya 60  bin kişilik caminin ne gereği var?' Nereden nereye... Bu hesabı kalk bir de  Kanuni'ye sorsana, bu hesabı kalk bir de Fatih'e sorsana?

İMAM HATİPLERE SALDIRANLAR MİLLETİMİZİN KÖKLERİNİ KURUTMAK  İSTİYORDU

Ağacı yok etmenin en etkili yolu köklerini  kurutmaktır. İmam hatiplere saldıranlar milletimizin köklerini kurutmak  istiyordu. Çünkü bu okullar tüm eksiklerine, tüm sıkıntılarına, aldığı tüm  yaralara rağmen milletimizin kökleriyle gövdesi arasındaki bağı temsil  ediyor.

Hep bu çileleri bize yaşattılar, bize bunlar sürekli bu  engellerle hendekler atlattılar ama biz hepsini de aştık ve bugünlere  geldik. İmam hatip binalarının kapılarına kilit vurdular ama  milletimizin gönlündeki ateşi söndüremediler.

Bin yıl sürecek denilen 28 Şubat zihniyetinden  geriye pek bir şey kalmadı.

Ne yazık ki bu camiadan mezun olduğu halde,  'bu kadar imam hatipe ne gerek var?' diyen zavallılar da var. Sen bunu  diyeceğine, 'bu kadar okula ne gerek var?' desene. Onu diyemez. Niye? Bizim ona  da ihtiyacımız var, buna da ihtiyacımız var. İmam hatip okullarının işlevinin,  buradan mezun olmuş birisi olarak ne anlama geldiğinin farkında değil.  Dolayısıyla biz, burada ispatla mükellefiz. Buradaki başarının her yerde nasıl  olacağını da bu zavallılara göstermemiz lazım.

Sizlerden beklenen, sadece bu milletin değil, tüm ümmetin ve daha da ötesinde tüm insanlığın önünde bir ışık, bir rehber, bir hakikat arayıcısı olmanızdır. Üstadın deyimiyle bu gerçekten çok büyük ve aynı zamanda hor ve öksüz bir davadır.

Dava adamı önce davasının ne olduğunu bilecek.  Öğrendiklerinden hareketle kendi nefsinden başlayarak ailesine, arkadaş  çevresine, şehrine, ülkesine ve nihayet tüm aleme uzanan bir silsile içinde  nerede durduğunun da farkında olacak. Bunun yanında davasını hayatında da  yaşayacak. En ufak bir savrulmada merkezi bırakıp başka yerlere kaçmayacak. Şu  anda bakıyoruz bazı yerlerde işte seçimlerde de filan falan... Allah selamet  versin. Hemen anında sendika değiştirmeler, şunlar bunlar. Herkes bir yere  savrulmaya başladı. Bu dava adamı olmak değil.

Günlük siyasette farklı düşünmek, farklı davranmak hatta seçimlerde farklı saflarda yer almak bir yere kadar anlaşılabilir bir durumdur ama Büyük Çamlıca Camisi başta olmak üzere doğrudan medeniyet davamızın sembolleriyle ilgili konularda ortaya konulan yanlış tavırların hiçbir zaman izahı olmaz.

Seçimlerde başlayan iş birliği öyle anlaşılıyor ki hızla hayatın tüm alanlarına yayılıyor. Rabb'imden bu tür yanlış yola sapanların akıllarını ve gönüllerini aydınlatmasını temenni ediyorum.

Güncelleme Tarihi: 13 Nisan 2019, 12:53
YORUM EKLE