ABD’nin Venezuela’ya askeri operasyonu ve Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun yakalanması, Latin Amerika’da halk hareketlerini sokağa taşıdı. Birçok ülkede düzenlenen gösterilerde operasyon, egemenliğe müdahale ve emperyalist adım olarak değerlendirildi.
Venezuela’da “İşgal” Tepkisi
Başkent Karakas başta olmak üzere Venezuela’nın birçok kentinde binlerce kişi meydanlara çıktı. Göstericiler ABD operasyonunu “işgal” olarak tanımlarken, ulusal egemenlik vurgusu öne çıktı. Hükümet, kamu düzeninin korunması amacıyla güvenlik önlemlerini artırdı.
Bogotá’da ABD Büyükelçiliği Önünde Gösteri
Kolombiya’nın başkenti Bogotá’da binlerce kişi ABD Büyükelçiliği önünde toplandı. “Venezuela yalnız değildir” sloganlarıyla düzenlenen eylemlerde, Washington’un askeri politikalarına karşı bölgesel dayanışma çağrısı yapıldı.
Brezilya ve Şili’de Dayanışma Mesajları
Brezilya ve Şili’de sol partiler ve toplumsal hareketler protesto çağrılarında bulundu. Brezilya’da eski Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva, ABD’nin sınır ötesi askeri adımlarının kabul edilemez olduğunu belirtti. Şili’de ise gençlik örgütleri barışçıl yürüyüşler düzenledi.

Küba’da 30 Bin Kişilik Protesto
Küba’nın başkenti Havana’da, ABD Büyükelçiliği yakınlarında yaklaşık 30 bin kişinin katıldığı protestoya Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel de katıldı. Díaz-Canel, operasyonu “uluslararası hukuka açık saldırı” olarak tanımladı. Küba Dışişleri Bakanlığı, Maduro ve eşi Cilia Flores’in derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.
Trump’ın Açıklamaları Tepkileri Artırdı
ABD Başkanı Donald Trump’ın, Venezuela operasyonuna karşı çıkan Kolombiya ve Küba yönetimlerine yönelik sert açıklamaları bölgedeki tansiyonu yükseltti. Washington’un yaptırım ve baskı mesajları, Latin Amerika’da müdahaleci politikanın sürdüğü yönünde yorumlandı.
Uzmanlar, kıta genelinde yükselen tepkilerin sadece Venezuela’yla sınırlı olmadığını, Latin Amerika’da egemenlik ve bağımsızlık tartışmalarını yeniden gündeme taşıdığını belirtiyor.





