Edinilen bilgiye göre, boşanma sürecine giren bir çift arasında düğün takılarının iadesi nedeniyle anlaşmazlık çıktı. Aile Mahkemesi'nde görülen davada, ziynet eşyalarının kadına iadesine karar verildi. Kararın ardından alacağını tahsil edemeyen kadın, eski eşi hakkında ilamlı icra takibi başlattı.
Karara itiraz eden koca ise boşanma hükmünün henüz kesinleşmediğini öne sürerek icra takibinin iptali talebiyle İcra Hukuk Mahkemesi’ne başvurdu. Şikâyetin reddedilmesi üzerine dosya istinaf mahkemesine taşındı.
“ZİYNET ALACAĞI ŞAHSIN HUKUKUNU DEĞİL, MAL VARLIĞINI İLGİLENDİRİR”
Dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, şahıs ve aile hukukuna ilişkin kararların kesinleşmeden icraya konulamayacağını ancak ziynet alacağının bu kapsamda yer almadığını vurguladı. Ziynet eşyalarının iadesinin kişilerin medeni durumunu değiştirmediğini, doğrudan mal varlığına ilişkin bir hak olduğunu belirten mahkeme, icra takibinin boşanmanın kesinleşmesi beklenmeden de yürütülebileceğine karar vererek kocanın talebini reddetti.
Söz konusu kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay’a taşındı. İncelemeyi tamamlayan Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesinin kararını hukuka uygun bularak onadı. Böylece yüksek mahkeme, ziynet alacağına ilişkin mahkeme kararlarının boşanma süreci kesinleşmese dahi icraya koyulabileceğini içtihat altına aldı.
KAHRAMANMARAŞ’TAKİ DAVALARDA EMSAL TEŞKİL EDECEK
Yargıtay’ın bu emsal kararı, Kahramanmaraş’ta devam eden boşanma davaları ve ziynet eşyası alacakları açısından da büyük önem taşıyor. Kahramanmaraş’ta aile mahkemelerinde süren davalarda mahkemenin ziynet alacağı yönünde kurduğu hükümler, boşanma kararı Yargıtay veya istinaf aşamasında beklese dahi icraya verilebilecek. Hukukçular, her davanın kendi özel koşulları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek hak kaybı yaşanmaması adına uzman desteği alınmasının önemine dikkat çekiyor.




