İstanbul'un Sarıyer ilçesindeki Küçükarmutlu Mahallesi, 18 Ekim 2015 sabahı hafızalardan silinmeyecek bir olaya tanıklık etti. Ailesiyle birlikte ikamet ettiği konuta gerçekleştirilen emniyet operasyonunda silahtan çıkan kurşunla ağır yaralanan Dilek Doğan, kaldırıldığı hastanede bir hafta süren yaşam mücadelesini kaybetti. Vefatının üzerinden geçen yıllara rağmen hem olayın gelişim aşaması hem de yargılama safhasında çıkan kararlar kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.
DİLEK DOĞAN'IN BİYOGRAFİSİ VE AİLE HAYATI
25 Kasım 1991 tarihinde Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesinde dünyaya gelen Dilek Doğan, Aysel ve Metin Doğan çiftinin beş çocuğundan biriydi. Yaşamını İstanbul Sarıyer'de sürdüren Doğan, özel bir giyim mağazasında satış danışmanlığı yapıyordu. 25 Ekim 2015 tarihinde Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hayatını kaybettiğinde henüz 23 yaşındaydı.
Yargılama süreci boyunca anne Aysel Doğan, baba Metin Doğan ve ağabeyi Mehmet Doğan adalet mücadelesini sürdürdü. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesindeki celselerde yer alan aile üyeleri, verilen ceza miktarını yetersiz bularak karara itiraz etti.
SARIYER'DEKİ OPERASYON SÜRECİ VE OLAYIN GELİŞİMİ
İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, 18 Ekim 2015 sabahı terör örgütü DHKP/C'ye yönelik yürütülen bir arama kararı kapsamında Sarıyer genelinde birden fazla adrese eş zamanlı baskın düzenledi. Doğan ailesinin evine girildiği esnada arama yapıldığı sırada özel harekat polisi Y.M.'nin silahı ateş aldı ve mermi Dilek Doğan'a isabet etti.
Olayın ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı kapsamlı bir adli soruşturma başlattı. Operasyonda yer alan personelin ifadelerine başvurulurken, evdeki güvenlik kamerası kayıtları incelemeye alındı. İncelemeler neticesinde polis memuru Y.M. hakkında dava açılmasına karar verildi.
HASTANE SÜRECİ VE MEMLEKETİNE UĞURLANMASI
Yaralanmanın hemen ardından yoğun bakım ünitesine kaldırılan Doğan, doktorların tüm çabalarına karşın 25 Ekim 2015 günü yaşamını yitirdi. Adli Tıp Kurumunda tamamlanan otopsi işlemlerinin ardından naaşı Boğaziçi Cemevine getirildi. Burada düzenlenen tören sonrasında cenazesi, defin işlemleri için memleketi Kahramanmaraş'a nakledildi.
MAHKEME KARARI VE SANIK POLİSE VERİLEN CEZA
İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada savcılık, sanık polis Y.M. için "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi" suçlamasıyla 20 yıldan 26 yıl 6 aya kadar hapis cezası istedi. Ancak mahkeme heyeti, 17 Mart 2017 tarihindeki karar duruşmasında eylemi "bilinçli taksirle öldürme" şeklinde nitelendirdi.
Hüküm aşamasında mahkeme, temel cezayı önce 5 yıl olarak belirledi; ardından eylemin bilinçli taksirle gerçekleşmesi sebebiyle süreyi 7 yıl 6 aya çıkardı. Sanığın duruşmalardaki tutum ve davranışlarını değerlendiren heyet, nihai cezayı 6 yıl 3 ay hapis olarak uyguladı.
İSTİNAF VE YARGITAY AŞAMASINDAKİ HUKUKİ SÜREÇ
Yerel mahkemenin kararının ardından dosya üst mahkemeye taşındı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi, 17 Kasım 2017 günü yaptığı incelemede verilen 6 yıl 3 aylık cezayı kanuna ve usule uygun bularak tarafların istinaf taleplerini reddetti.
Temyiz incelemesi safhasında ise 2021 yılında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, aile avukatlarının temyiz itirazlarının reddedilerek yerel mahkeme kararının onanması yönünde mütalaa sundu.
KAMERA KAYITLARI VE BİLİRKİŞİ İNCELEMELERİ
Dava dosyasındaki en kritik delillerden birini operasyon anına ait kamera görüntüleri oluşturdu. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, Ekim 2016'da ham kayıtların Jandarma Kriminal Daire Başkanlığına gönderilmesini kararlaştırdı. Uzman ekipler, silinen veri olup olmadığını inceleyerek görüntü çözümlemelerini ve telsiz konuşmalarını dosyaya sundu. Mahkeme; sanık savunması, tanık beyanları ve kriminal raporları birlikte değerlendirerek nihai karara vardı.




