Anayasa Mahkemesi, bir çalışanın işe girişte imzaladığı sözleşmeyi geçersiz saydı ve milyonlarca çalışan için fazla mesai için "müjdeli" bir emsal karara imzasını attı.

Anayasa Mahkemesi, bir bankanın, işe alırken çalışana imzalattığı "gerektiğinde fazla mesai yaptırırım, parası da asıl ücretin içindedir, ayrıca para ödemem" şeklindeki sözleşmeyi geçersiz saydı. Çalışana fazla mesai paralarının ödenmesine karar verdi.

Onur Ö., 2008 yılında bir bankada gişe görevlisi olarak çalışmaya başladı. Banka tarafından imzalatılan sözleşmede fazla mesaiye ilişkin şu madde yer alıyordu:

"Çalışan, İşverence gerekli görüldüğü takdirde yasal sınırlar içinde fazla çalışma yapmayı kabul ve taahhüt eder. Bu fazla çalışmalara ilişkin ücret Çalışanın asıl ücretinin içerisindedir."

Onur Ö. 7 yılın sonunda 2015’te işten kovuldu. İşyerinde güven ve huzuru bozacak, maddi zarara yol açacak fiillerde bulunduğu gerekçe gösterildi. İşveren 18.977,13 TL kıdem tazminatını, 4.020,56 TL ihbar tazminatı ile 1.035,77 TL ücrete dönüşen yıllık izin alacağını başvurucuya 1/6/2015 tarihinde ödedi.karar1-1

Sözcü'nün haberine göre; Onur Ö. İş Mahkemesi’nde dava açtı. Kıdem, ihbar ve yıllık izin alacaklarının eksik yattığını, fazla mesaisinin hiç ödenmediğini belirtti. İşveren cevap dilekçesinde eksik ödeme iddiasını inkar etti. Fazla çalışmasının da bulunmadığını ifade etti.

Mahkemede dinlenen iki eski çalışan akşamları 20.00-20.30’a kadar fazla mesai yaptığını beyan etti.

Mahkemenin atadığı bilirkişi tarafından hazırlanan raporda çalışana 619,98 TL kıdem tazminatının, 319,06 TL ihbar tazminatının ve 50,01 TL yıllık izin ücretinin eksik ödendiği tespit edildi.

Raporda ayrıca çalışanın haftada beş saat olmak üzere yılda 260 saat fazla mesai yaptığı saptaması yapıldı.karar2

Aynı bilirkişi ek raporunda, çalışana ödenmesi gereken fazla çalışma ücreti -yüzde otuz hakkaniyet indirimi yapıldıktan sonra- 5.867,93 TL olarak hesaplandı.

Mahkeme davayı kabul etti. Kararın gerekçesinde, fazla çalışma yaptırmak için işveren tarafından işçiden her yıl başında onay alınması gerektiği ifade edildi. Başvurucunun sözleşmeyle rıza gösterdiği fazla çalışmanın sadece ilk yıl geçerli olduğuna işaret eden İş Mahkemesi, işverenin devam eden yıllarda başvurucudan onay aldığını ispatlayamadığı sonucuna ulaştı.

İşveren karara karşı istinaf yoluna gitti. Adana Bölge Adliyesi istinaf istemini kabul etti. Mahkemenin hükmettiği kıdem ve ihbar tazminatlarını azalttı. Fazla mesai yönünde ise davayı kesin olarak reddetti.

Gerekçesinde tartışmalı olan hususun fazla çalışma onayının her yıl çalışandan alınmasının gerekip gerekmediği olduğunu kaydetti.

Onur Ö., bu kararın ardından dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı ve bireysel başvuruda bulundu.karar3

Yüksek Mahkeme yaptığı incelemede şu tespit ve değerlendirmelerde bulundu:

- İşçinin fazladan çalıştırılmasının kanuna uygun olmadığı hâllerde önceden verilmiş rızanın varlığından hareketle fazla çalışma ücretinden feragat edildiği çıkarımı yapılamaz.

- Başvurucunun ücret talep etmeksizin fazla çalışmaya rıza gösterdiği kabul edilse bile bu rızanın emredici hükümlere aykırı olarak gerçekleştirilen fazla çalışmayı da kapsadığı söylenemez.

- Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki yaklaşım başvurucunun fazla çalıştırıldığı dönemde yürürlükte olan mevzuata göre onay şartının bulunduğunu gözardı etmektedir.

EYT'de flaş gelişme! Ve belli oldu, prim, yıl, yıpranma... EYT'de flaş gelişme! Ve belli oldu, prim, yıl, yıpranma...

- 25/8/2017 tarihinde yürürlüğe giren mevzuat fazla çalışma için iş sözleşmesi imzalanırken verilen onayı yeterli görmekte ise de geçmişte her yılın başında onay alınmadan gerçekleştirilen fazla çalışmaları hukuki hâle getirmemektedir.

- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ağır hata teşkil eden bu değerlendirmesi başvurucunun ölçüsüz bir külfete maruz bırakılmasına ve işveren ile işçinin menfaatleri arasında ciddi bir dengesizliğin oluşmasına yol açmış, bu nedenle devletin Anayasa’nın 35. maddesinin öngördüğü pozitif yükümlülüklerin ihlal edilmesi sonucunu doğurmuştur.karar-3

Açıklanan gerekçelerle;

Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna,

Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine, 

Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Mersin 2. İş Mahkemesine gönderilmesine,

Oybirliğiyle karar verildi."