Kahramanmaraş’ta ikinci el otomobilini internette e-ticaret sitesinde satışa çıkaran Kemal Arifoğlu, gelen mesajla şaşkına döndü. Arifoğlu, "Bana kendisinin, ‘kuzenim’ olmamı istedi ve ben de ‘sorun değil 15 dakika kuzenin olurum’ dedim” dedi.

Kahramanmaraş'ta Çin'in Doğu Türkistan politikaları protesto edildi Kahramanmaraş'ta Çin'in Doğu Türkistan politikaları protesto edildi

Onikişubat ilçesi Süleyman Şah Mahallesi'nde esnaf olan Kemal Arifoğlu, otomobilini 450 bin liraya internet üzerinden satışa çıkardı. İlandan yarım saat geçmeden kendisini arayan bir kişinin otomobili beğendiğini ve almak istediğini söyleyen Arifoğlu, dolandırıcının otomobili ev karşılığı tanıdığı bir müteahhide vereceğini, bunun üzerine notere gidip bir an önce satış işlemlerinin başlatılmasını istedi.

İki tarafı da dolandırmak istedi
Dolandırıcının söylediklerini harfiyen yerine getiren Arifoğlu, “Otomobilimi ilana koydum ve yarım saat içerisinde Hatay’ın Kırıkhan ilçesinden biri aradı ve kendisinin asker olduğunu otomobili alacağını söyledi. Aracımın durumunu sordu ve internette açıklamalarda yazan ne ise o olduğunu söyledim. Hem galeri işi yapan hem de müteahhitlik yapan bir tanıdığı olduğunu ve bunlara daire karşılığında kendi aracı gibi benim aracımı vereceğimi söyledi. Benim aracımın fotoğraflarını istedi ve telefonumdaki kayıtlı fotoğrafları gönderdim. Yayındaki fotoğrafları alsa orada yayındaki firma ismi yazıyordu” dedi.

"Bende bir otomobil var ve satacağım acil"
Dolandırıcının, hedef olarak tanımadığı galerici ve müteahhit işi yapan bir firmayı bulduğunu ve iki taraflı dolandırmaya çalıştığını ifade eden Arifoğlu, “Bulduğu galerici ve müteahhit işi yapan firmaya diyor ki, ‘Bende bir otomobil var ve satacağım acil’ diyor. Karşı taraf da tamam diyor ve benim otomobilimi dolandırıcı firmaya 320 bin lira fiyat veriyor ve onlar da tamam diyor. Ben 450 bin yazdım ve mütevazi konuşması nedeniyle 445 bin liraya bırakırım demiştim. Karşı tarafa benim otomobilimi fotoğraflarıyla beraber servis ediyor ve karşı taraf da 320 bin liraya dolandırıcı ile anlaşıyor” diye konuştu.

"Karşı tarafa yalan söyleyip kuzen olmamı istedi"
Karşı tarafa otomobilinin kuzeninde olduğunu ve aracın kendi üzerine olduğu yalanını söylediğini ifade eden Arifoğlu, “Araç kendi üzerime siz sadece notere gidin beğenirseniz o imzayı atacak sizde parayı bana gönderirsiniz’ diyor. Bana da diyor ki tanıdıkları iddia ettiği ‘Galerici ve müteahhitlik firması gelip araca bakacaklar beğenirlerse notere gidecekseniz’ diyor. ‘Ama karşı tarafa ben daire karşılığı verdiği için onunla para konusuna girmeyin’ diyor bana. Bende neticede bir daire karşılığı iş yapılmış kendi aralarındaki rakamsal durumları ben karıştırmadım ve sormadım. Bana kendisinin, ‘kuzenim’ olmamı istedi ve ben de ‘sorun değil 15 dakika kuzenin olurum’ dedim” dedi.

"Sen para konusuna girme, imzayı at dediğimde at"
Daha önce galericilerin de dolandırıldığını öğrendikten sonra kendi aralarında konuşup dolandırıldıklarını anlayan Arifoğlu, "Notere gittik ve onlar bana, ‘Kardeş bu araba senin mi’ diyorlar ben de ‘evet benim, Nurullah’ı da tanıyorum kuzenim’ diyorum. Onların da gerçekten kendi aralarında daire karşılığı otomobil alacaklarını zannediyorum. Noterde iken dolandırıcı Nurullah beni arayıp, ‘Sen para konusuna girme, imzayı at dediğimde at’ diyor. Ama ben dedim ki, ‘Aracı alacak olanlar bunlar ve bunların hesabından bana para gelmesi lazım’ dedim. Bunun üzerine dolandırıcı, ‘Abi sen karıştırma ben senin hesabına 450 bin lira göndereceğim’ dedi. Bu sırada galerici arkadaşlar bir vurgun yedikleri için, ‘Kardeş biz daha önce böyle bir sıkıntı yaşadım yine düşmeyelim. Bu adam bu aracı 320 bin liraya satıyor. İstersen senin hesabına gönderelim’ deyince kafam karıştı ve sonrasında öğrendik ki dolandırıcı hem galerici arkadaşları ayarlamış, hem de beni ayarlamış. Birbirimizden ayrı bilgiler doğrultusunda hareket etmiş” şeklinde konuştu.

Arifoğlu, “Burada ilk düşecek kişi galericilerdi çünkü ben imza atacağım, kuzenim diyorum. İmza atmış olsaydım onların parası gitmiş olacaktı ve bu galerici arkadaşlarda sen kuzenim dedin deyip beni de sorumlu tutacaklardı haklı olarak. Böyle bir sıkıntılı süreçten geçtik. Bana sahte banka dekontu göndermişti. Ben itibar etmedim olayı çözdük. Kötü bir durumu atlatmış olduk” dedi.

Dolandırıcıların bu yöntemi Yılmaz Erdoğan'ın yazıp yönettiği ve başrolünde oynadığı "Sazan Sarmalı" filmini akıllara getirdi.