Söylenecek ne söz var ki?

Akif Arslan, bugünkü yazısında "Söylenecek ne söz var ki?" diyerek, son iki gündür ülke gündemine düşen Fenerbahçe'ye saldırı ile ilgili düşüncelerini yazıyor.

Söylenecek ne söz var ki?
banner150

 

İki gündür, ülkenin gündemi 'Fenerbahçe' oldu...

 

 

Gün: 4 Nisan 2015, Cumartesi.

 

Saat 23:00 sıraları.

 

Yer: Trabzon'un Sürmene İlçesi.

 

Olay: Çaykur Rizespor deplasmanında 5-1'lik bir galibiyet alan Sarı-Lacivertli ekip, rutin koruma tedbirleri eşliğinde Rize'den ayrılarak Trabzon Havaalanına dönüyor. Otobüs, seyir halinde iken bir grup takım otobüsünün şoförünü hedef alarak silahlı saldırıda bulunuyor. Otobüs şoförü aldığı kurşunla yaralanırken, Fenerbahçe Güvenlik Birimi Sorumlusu aracın frenine basarak otobüsü durduruyor.  Olayın yaşanmasının duyulması ile Trabzon İl Jandarma Komutanlığı ve İl Jandarma Ekipleri, olay yerine intikal ediyorlar. Gerekli tedbirler alınıyor, Fenerbahçe futbolcu ve teknik heyeti ile diğer delegasyon emniyete ait zırhlı araçlarla havaalanına intikal ettirilerek, İstanbul'a ulaşmaları sağlanıyor.

 

**

 

Olay, ülke gündemine bomba gibi düştü.

 

Başta Trabzon Valisi olmak üzere, İçişleri Bakanı ve Başbakan da konudan haberdar ediliyor ve gerekli incelemeler de başlatılıyor.

 

Olay yeri inceleme ekipleri, kısa sürede delil toplayarak fail ya da faillere ulaşmak için olağanüstü bir çaba gösteriyor.

 

Nitekim, dün akşam saatlerinde gelen bir bilgide; saldırının failleri olabileceği düşünülen iki isim, sosyal paylaşım sitesindeki paylaşımlarının ardından gözaltına alınıyor. Olayda kullanıldığı sanılan av tüfeği de olayın 100 metre ilerisindeki bir ağaçta bulunuyor.

 

Emniyet ve jandarma çok yönlü soruşturuluyor.

 

Dileriz, fail ya da failler ile olayı azmettiriciler kısa sürede yakalanır.

 

**

 

Bu gelişme, ülkenin ne hale geldiğinin açık bir göstergesidir.

 

Ekmeğini futboldan kazanan insanları 'topyekun' katletmeye yönelik bu olay, aslında sadece futbola ve spora değil; ülkenin huzuruna yönelik bir girişim olarak değerlendiriliyor.

 

Cumhurbaşkanı'ndan Federasyon Başkanına; Kulüpler Birliği Vakfı'ndan diğer kulüp başkanlarına kadar çoğu kesim Fenerbahçe için geçmiş olsun dilekleri yayımladılar, olayı kınadılar.

 

Burada üstünde durulması gereken konular var elbette:

 

İlk olarak, "bu saldırı 'gerçekten' Fenerbahçe hedef alınarak mı yapılmıştır?" sorusu akıllara gelmektedir.

 

Sonrasında, "bu saldırı üzerinden bir kaos mu oluşturulmak istenmektedir?" sorusu cevap arıyor.

 

Gerisinden de "Bu saldırı ile ne amaçlanmaktadır?" cümlesi kurularak sorular yöneltilmeye devam eder-gider!..

 

**

 

Türk futbolunda inkar edilemez bir milat vardır, 3 Temmuz 2011'deki şike operasyonu ile birlikte başlayan.

 

O tarihten bu yana, toplumun büyük bir kesimi hala bu konuyu konuşuyor.

 

Taraflar ayrışıyor. Türk sporunun en önemli lokomotiflerinden biri olan Fenerbahçe gittiği her deplasmanda 'şikeci' olarak anılıyor ve tezahüratlar yapılıyor.

 

Sadece futbolda değil; basketbolda da voleybolda da yaşananları görüyoruz, televizyonlardan ve gazetelerden takip ediyoruz.

 

Yarın bu gelişmeler takım sporlarının yanısıra ferdi sporlara da sıçrarsa tehlike daha da büyür.

 

Olayın çözmek yerine, üstünü örtbas etmenin memlekete neler getirdiğini hep birlikte 'büyük bir ibretle izlemekteyiz'.

 

Elbette, Fenerbahçe'nin rakipleri konuyu 'şike' olarak değerlendirecektir.

 

Bu; 3 Temmuz 2011'den önce de böyleydi, sonrasında da böyleydi.

 

Beklenmeyen, düşünülemeyen ve öngörülemeyen sonuç ve başarılar; takımların bu yafta ile sınıflandırmasını gerektiriyor ülkemizde.

 

Kanun koyucu, kanunlar, genelgeler, talimatlar, yönetmelikler bir anda rafa kalkıyor.

 

Gerekli disiplinel sonuçlar kişiye ve kurumlara göre uygulanmalar yapılınca toplumun güven duygusu da istemeseniz de olumsuzlaşıyor.

 

**

 

Şunu net şekilde bilmek gerekir.

 

Eğer bir suç isnat ediliyorsa, delilleri ile ispatlanmalıdır. Varsayımlar, kişi ve kurumları lekelemekten ileriye gitmez.

 

Şike, mevzuatta suç olarak kabul edilir.

 

Ancak, şikeyi bir kişi ya da kurum tek başına yapamaz: Şike, karşılıklı iki kişi ya da kurum tarafından eylemlendirilir. Şikeyi teklif eden ve kabul edenler vardır. Neticeye bakarak sonuçlar ortaya koymanın bir anlamı var mı?

 

Fenerbahçe kim ile şike yapmıştır, 2010-2011 sezonunda şampiyonluğa giderken...

 

Bir takımla mı, bir kaç takımla mı?

 

Sarı-Lacivertli ekip, anılan sezonun ikinci yarısında oynadığı 17 karşılaşmanın 16'sından galibiyetle ayrılmıştır ve tek beraberliği Bursaspor ile sahasındaki maçta elde ettiği 0-0'lık sonuçtur.

 

O zaman şunu söyleyebiliriz: Fenerbahçe, Bursaspor hariç tüm takımlarla şike yapmıştır; ki buna şike konusunu sürekli gündemde tutanlar da dahil.

 

Ancak şunu da söylemek gerekir; bir takımı şikeyle suçlamak kolay ama ispatı kolay değil.

 

**

 

Futbolun doğasında bazı gelişmeler vardır:

 

Kaleci topu elinden kaçırabilir. Savunma oyuncusu meşin yuvarlağı ıska geçebilir. Orta saha oyuncusu topu kontrol edemeyebilir. Forvet oyuncuları, altı pas içerisinden topu kale direklerinin arasına göndermek yerine dışarı atabilir.

 

Bunları hep yaşıyoruz.

 

Futbolun içerisinde görev alan paydaşlar buna şahittir. Yani futbolcular, antrenörler, teknik heyetler, malzemeciler, sağlıkçılar, saha komiserleri, diğer saha görevlileri, emniyetçiler, medya mensupları, her iki takımın taraftarları bunu çok iyi bilir.

 

Bakın futboldan bir tespit yapalım:

 

İyi bir kaleci karşılaşma boyunca olmadık toplar çıkarır, bloke eder. Doksan tabir edilen yere giden topu tokatlar. Ama 90'ın artısı oynanırken yapacağı bir hata takımının mağlup olmasına neden olduğunda o kaleci en kötü kaleci olur.

 

Sıradan, belki de müsabaka kadrosuna bile alınmayacak derecede formsuz olan bir forvet oyuncusu olabilecek topları gol yapamaz; kale çizgisinden ters bir vuruşla topu dışarı atabilir ya da bir savunma oyuncusu gibi topu uzaklaştırabilir. Ama, 90 artı oynanırken bir karambolde topu kaleye gönderdiğinde kahraman ilan edilir.

 

Bu gerçektir.

 

Olaya bakarken, tümden bakmak gerekir.

 

**

 

Gelelim, cumartesi günkü olaya.

 

Bu olay sıradan bir olay olarak değerlendirilemez. En ince ayrıntısına kadar incelenmeli, en küçük bir kuşku göz ardı edilmemelidir.

 

Bu olayı, Türk futbolunda ve sporunda bir milat kabul etmek ve ona göre bir tavır belirlemek gerektiğini düşünüyorum.

 

Dilerim ve umarım ki, Türk sporunda zaman zaman yaşanabilecek ve bu tür vahim sonuçlar doğurabilecek neticeleri artık bertaraf etmek gerekir.

 

Yasa ise yasa, iptal ise iptal. Söylenecek te başka söz yoktur.

Güncelleme Tarihi: 06 Nisan 2015, 10:38
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

Adblock Tespit Edildi

Reklamların web sitemize yüklenmesini devre dışı bırakmak için bir adblock tarayıcı eklentisi kullandığınızı tespit ettik.

×

Reklamlardan elde edilen gelir, bu web sitesinde ulaşmaya çalıştığınız kaliteli içeriği sunmamızı sağlar.

Bu sayfayı görüntülemek için, adblock eklenti ayarlarını devre dışı bırakmanızı rica ediyoruz.