Oğlan evinden misin? Kız evinden misin?

Sitemiz Genel Yayın Danışmanı ve köşe yazarı Mustafa Karaaslan bugünkü yazısında "Oğlan evinden misin? Kız evinden misin?" diye yazdı.

Oğlan evinden misin? Kız evinden misin?

 

Cuma günü, Sabah Gazetesinin güney ekinde, Sırrıberk Arslan'ın yazısını okuduğumda, kendimi çok tuhaf bir duygu içinde buldum.

 

Arslan, KMTSO'nun iftar yemeği ile ilgili "Kemal Karaküçük'e bile bile lades demek" başlığında bir yazı kaleme almış.

 

Özet olarak şunları yazmış:

 

"KMTSO'nun başındaki başta Kemal Karaküçük olmak üzere yönetim, ne yazık ki bu şehirde başta kendi üyeleri ve temsil ettiği kişiler olmak üzere kamuoyu nezdinde kabul görmedi. KMTSO'nun bu yıl verdiği geleneksel iftar yemeğine, başta Büyükşehir Belediye Başkanı Fatih Mehmet Erkoç olmak üzere AK Parti yönetimi, milletvekilleri, il ve ilçe başkanları, kısaca AK kadroda aktif görev yapan hiç kimse katılmadı. Zaten katılsalardı ben onları bu sütunlarda kınar ve "Bu ihanete hakkınız yok beyler" derdim. AK Parti kadrosu bu tavrı ile bana göre yüzde yüz haklı. Ha kimi mecburiyetten, kimi farkında olmadan gidenlere sözüm yok. Yemeğin ardından AK Parti kadrolarını eleştirmek, AK kadrolar iş dünyasına karşıymış gibi göstermek, hatta çirkin ithamlarda bulunmak hiç de adil değil. Beyler biliniz ki..."  diye devam ediyor…

 

Şimdi bir dakika dur arkadaş…

 

Kusura bakma ama, bu yazdığın yazı ile kime muhbirlik yapıyorsun? Kimlere duyurmak istiyorsun?

 

O geceye Valim, Büyükşehir Belediye Başkan vekilim, Garnizon Komutanım, Rektörüm, Onikişubat Belediye Başkanım, eski AK Partili milletvekillerim, MHP'li Milletvekilim ve İl ve İlçe Başkanlarım, bu memlekette yatırım yaparak binlerce insana iş istihdamı sağlayan işadamlarım, sivil toplum kuruluşlarımız, Ekonomi Bakanlığı İhracat Genel Müdürümüz, Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkan Vekilimiz, ben dahil onca basın mensubu arkadaşlarımız, başka şehirden gelen misafirlerimiz:

 

Sence mecbur oldukları için mi? Yoksa farkında olmadan mı? KMTSO’nun pardon Kemal beyin yemeğine katıldılar?

 

Sahi, Kemal bey’mi verdi o yemeği, yoksa KMTSO’mu?

 

Bir basın mensubu olarak, bize gelen davet mesajında, KMTSO’nun geleneksel iftar yemeği ve ödül törenine davetli olduğumuz yazılıydı.

 

Ve bu yemeğe katılmayan, Büyükşehir Başkanı Erkoç ve AK Parti kadrolarını yazında isim vermemişin ama, bende eleştirdim.

 

Bugün olsa yine eleştiririm.

 

Çünkü KMTSO bir kurum. Kurumun iftar daveti. Bugün o koltukta Kemal Bey var, yarın bir başkası.  

 

Diyeceğim tek şey şu: 

 

Demek ki “zamanın ruhu” diye bir şey varmış.  

 

Dün önlerinde ceket ilikleyenler, bugün karşılarına geçip bol keseden atıyorlar.

 

Ama şunu da merak etmiyor değilim.

 

Söz konusu KMTSO'nun, saygın işadamları ile her seçim zamanı maddi ve manevi destek almak adına bir araya gelmek için randevu kuyruğuna giren siyasiler,  onlardan her türlü desteği alan hayır kuruluşları, sivil toplum örgütleri, acaba senin bu konuda yazdığın yazı ile alakalı ne düşünüyorlar?

 

İki ellerini başlarına götürüp, duymadım, görmedim, tezini mi söylüyorlar?

 

Yoksa alkış mı, çalıyorlar?

 

Azizim, sen benden bu meslekte tecrübelisin.

 

Ancak, kısa zamanda şunu öğrendim.

 

Nehirler aktıkça, geçmişe ait bir sürü şeyi sürükleyerek önümüze koyuyor.

 

Bazen başkalarına, bazen de kendimize ait enkazı oradan seyrediyoruz.

 

Geçenlerde ki, bir yazın da: 

 

"Ey Kahramanmaraşlı; Bu şehirde 50 binden fazla aileye fabrikalarında aş ve iş vererek sosyal barışı işadamları sağlar mı? Bu işadamları çocuklarımızın gittiği okulların 3'te 2'sini yapıp devlete bağışladı mı? İbadet ettiğimiz camilerinin 3'te 2'sini bu işadamları yaptı mı? Bu şehirdeki sağlık ocaklarının neredeyse tamamını bu işadamları yaptırdı mı? Malımızı, canımızı korusun, şehrimiz huzur içinde olsun diye emniyet personelinin kullandığı araçların neredeyse tamamına yakınını bu işadamları aldı mı? Bu şehirde 100'e yakın vakfın yaptığı tüm yardımlar, bu işadamlarının kesesinden yapılır mı? Bu şehirde başta belediyeler olmak üzere Ramazan ayında dağıtılan on binlerce gıda paketinin parasını yine bu işadamları verir mi? Yoksul çocukları onlar giydirir mi? Hacıya, hocaya, siyasi partisine, adaya ve aday adayına, gazetecisine, hastaya, fakire fukaraya bu iş adamları el uzatır mı? Bunlar doğru mu? (EVETTT)  Kim bu saatten sonra işadamlarına tek laf ederse, onu çok kötü bozar ve karşısına dikilirim”

 

Soruyorum, bu yazı kimin?

 

Senin mi?

 

Yoksa senin yerine başkaları yazıp, ismini mi kullandı?

 

Sayın Karaküçük, bu yazında methiyeler düzüp göklere çıkardığın hayırsever bir işadamı, diğer yazında, sözüm ona AK kadroların iftar yemeğini protesto ettiği paralelci.

 

Bir karar ver, hangisi?

 

Aklıma atalarımızın bir sözü geldi: “bu ne perhiz bu ne lahana turşusu”

 

Yazmışın ya: “gitselerdi, bu ihanete hakkınız yok beyler derdim…”

 

KMTSO’nun, pardon Kemal Bey’in, iftar yemeğine katılan tüm herkes, o zaman sana göre ihanet içinde mi oluyorlar?

 

Gidenleri sende biliyorsun. Haydi tek tek onlara da, aynı yaftayı yakıştır ve yaz.

 

Yazabilir misin?

 

Yoksa "Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım. (Mevlana)" şiirini söyleyerek, yarınlarda siyasetin bir başka şekillenmesinde, şu anki kendince haklı gördüğün, KMTSO’nun iftar yemeğine gitmeyenlere bu sefer cephe mi alacaksın?

 

Onu bunu bilmem ancak, kesin bir karar vermen lazım: Oğlan evinden misin? Kız evinden misin?

 

NOT: Çok merak ediyorum. Ak kadroların iftar yemeğini protesto ettikleri, KMTSO Başkanı Kemal Karaküçük, acaba Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu ve Grup Başkanvekili Mahir Ünal'ın da katıldığı AK Parti İl Danışma Meclisi toplantısı sonrası KAFUM'daki iftar yemeğine davet edilmiş midir?

 

***

 

NAR SUYU İÇEN, KÖPEKLER...  

 

Nar suyunu hepimiz biliriz.

 

Faydaları saymakla bitmez.

 

15 - 16 yaşlarındayım.

 

Hatırladığım kadarıyla, yine böyle bir bayram üzeri.

 

Babam küçük bir köpek almıştı.

 

O zamanlar televizyonda, "koş joe koş" isimli dizi film var. 

 

Köpeğimin adını o yüzden “joe” koydum.

 

Akşamları eve biri gelecek olsa “saldır joe” diyorum saldırmıyor?

 

Saldırmayı bir kenara bıraktım, havlamıyor bile.

 

Çocukluk işte, rahmetli babama dedim ki; Baba; “joe” söylediğim halde gelenlere saldırmıyor, havlamıyor. Bunu götür bana saldırgan ve havlayan bir köpek al.

 

Rahmetli unutamadığım bir cevap verdi; Nar suyu içir.

 

Nasıl yani, nar suyu içerse “joe havlar, saldırgan olur mu?” Deyince.

 

Havlar evlat havlar. “Nar suyu içen köpekler, bayram öncesi havlamaya başlar.”

 

Gerçekten nar suyu içirdim ve o sakin, miskin, uyuyan, uyuklayan köpeğim, havlamaya ve saldırgan olmaya başladı.

 

Havlamayan ve saldırmayan köpeğiniz varsa, benden söylemesi, kesinlikle nar suyu içirin...

 

 

Güncelleme Tarihi: 00 0000, 00:00
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER