Türk eğitim tarihinin modernleşme sürecinde dönüm noktası kabul edilen Muallim Şemsi Efendi (Mehmed Şemseddin), geliştirdiği öğretim teknikleriyle Osmanlı Devleti'nde yeni bir dönemin kapısını araladı. Eğitimci, ezberci anlayış yerine uyguladığı "Usul-i Cedid" yaklaşımıyla çağdaş eğitimin temelini attı.
KENDİSİNİ YETİŞTİREREK EĞİTİM DÜNYASINA ADIM ATTI
Selanik'te 1851 yılında mütevazı bir ailede dünyaya gelen Mehmed Şemseddin, Selanik Mülkiye Rüştiyesi'ni 1867'de bitirdi. Ticaretle uğraşırken kişisel gayreti sayesinde Arapça, Farsça ve Fransızca dillerini öğrendi. Şehirdeki yabancı bir eğitim kurumunda Türkçe öğretmenliği üstlendiği dönemde Batılı pedagoji tekniklerini inceleme fırsatı buldu. Bu tecrübe, Osmanlı çocuklarına yönelik modern ilkeleri benimseyen bir kurum açma fikrini olgunlaştırdı.
SINIFLARA İLK KEZ SIRA VE KARATAHTA GETİRDİ
Şemsi Efendi, Selanik Maarif Müdürü'nün desteğini alarak 1872 yılında Sabri Paşa Caddesi üzerinde kendi mektebini hizmete açtı. Bu kurum, Osmanlı coğrafyasında bir Türk girişimci tarafından faaliyete geçirilen ikinci özel okul unvanını kazandı. Geleneksel sıbyan okullarındaki ezber modelini tamamen kaldırarak sınıflara sıra, masa, karatahta ve haritalar yerleştirdi. Müfredata ders aralarında teneffüs, beden eğitimi ve saha gezileri ekleyerek dönemin ötesinde bir eğitim yapısı kurdu.
Yenilikçi adımları yüzünden muhafazakar çevrelerin hedefi haline geldi. Kurduğu mekanlar çeşitli defalar fiziki saldırıya uğradı ancak Şemsi Efendi yenilikçi yaklaşımından taviz vermedi.
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN İLK ÖĞRETMENİ OLDU
Annesi Zübeyde Hanım'ın geleneksel mahalle mektebi isteğine karşın babası Ali Rıza Efendi, modern eğitim alması amacıyla küçük Mustafa'yı Şemsi Efendi Mektebi'ne kaydettirdi. Muallim Şemsi Efendi, geleceğin Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'e ilk okuma-yazma eğitimini verdi ve onun çağdaş düşünce dünyasının oluşmasına katkı sağladı