“Kahramanmaraş’ın milletvekillerini gören var mı?” başlıklı yazımın ardından Gaziantep’ten kıymetli bir üstadım mesaj gönderdi.
Yazıyı henüz okumadığını, yalnızca başlıktan hareketle düşüncelerini paylaşmak istediğini belirterek söze başladı:
“Yeni sistemde milletvekili yok ki! Parti ayrımı olmaksızın ‘lidervekili’ var.”
★
Doğrusu, üstat daha ilk cümlesinde meselenin tam kalbine dokunmuştu.
★
Üstadım mesajında bana şöyle sesleniyordu:
Bizler, kimin milletvekili seçileceğine doğrudan karar vermiyoruz. Liderlerin hazırladığı listeler üzerinden yalnızca partimizden kaç kişinin Meclise gideceğini oyluyoruz.
Bunun doğal yansımasını da “kendinevekilleri”nde ve belediye başkanlarının ekmek kuyruğuna girer gibi parti değiştirme sırasına girmelerinde görüyoruz.
Mustafa Bey,
Yeni yönetim sisteminde milletvekillerinin ne kadar işlevi kaldı?
‘Kendinevekilleri’ni görmekle görmemek arasında sonuç bakımından ne değişiyor?
Tabiri caizse ‘gaz alıyorlar, gaz veriyorlar’; o kadar.”
★
Üstadımın aktardığına göre Gaziantep’te, “Karşımızda konuşacağına, yanımızda sussun” anlayışıyla danışman kadrosu verilen; kendisine oda, sekreter, araç ve sürücü tahsis edilen bir kişi var.
Odada çok sıkılıyor olmalı ki kendine göre programlar düzenliyor.
Belediyede ne kendisine danışılan bir konu var ne de görüşünü soran…
Ama bu kişi, gittiği her yerde:
“Size Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Bakanımız Fatma Şahin’in selamını getirdim” diyor.
Peki bu selamdan, selam sahiplerinin haberi var mı?
Görmediğiniz ya da göremediğimiz “lidervekillerini” görsek ne değişecek?
Çok mu farklılar?
Siyaset tabana değil, tavana dayalı hâle gelince; tabanla zaman geçirip tavana şirin görünmeye çalışıyorlar.
Kamu kurumlarının ve il müdürlüklerinin yürüttüğü işleri “Ben yaptım” diyebilmek için adeta birbirleriyle yarışıyorlar.
Yasama görevi böylesine geri plana itilmişken; yol çalışması, hastane ya da kamu yatırımı denetlemekten ve tabiri caizse “Dostlar alışverişte görsün” anlayışıyla görünür olmaktan başka alanları kalmadı mı?
Neredeyse tamamı kamu kurumlarının veya yerel yönetimlerin hazırladığı programlar sayesinde halkla buluşuyor.
Peki kendi imkânlarıyla sokağa çıkan, köylere giden, vatandaşın arasına karışan ve bütün bunların harcamasını kendi cebinden karşılayan kaç kişi var?
★
Üstadım mesajına şöyle devam ediyordu:
“Kusura bakmayın. Çok dolu olduğum bir alan olduğu için başlığı görünce yazmadan edemedim.
Sayın Cumhurbaşkanı’nın Gaziantep’e geleceğini düşünelim.
Cumhurbaşkanlığı açıklıyor.
Valilik açıklıyor.
Yetmiyor, belediye başkanları paylaşıyor.
O da yetmiyor, ‘lidervekilleri’ teker teker aynı programı duyuruyor.
Bu paylaşımlar kamu imkânlarıyla yapılıyorsa ‘Allah razı olsun’ diyemiyorum. Çünkü gideri sonuçta vatandaşın cebinden karşılanıyor.
Haydi, masrafı kendi cebinizden karşılayın da ‘ön alma, ben de buradayım’ görüntüsünden öteye geçmeyen aynı paylaşımları o zaman yapın bakalım.
Seçildiği şehre, bir yasama dönemi boyunca kendisi için kullanılan kamu kaynakları ölçüsünde dahi katkı sunamayan insanların sahada olmasıyla olmaması arasında ne fark var?
Varsa ne var, yoksa ne eksilir?”
★
Ben, Kahramanmaraş’ın milletvekillerini göremediğimizi söylemiştim.
Gaziantepli üstadım ise meseleyi çok daha çarpıcı bir noktaya taşıdı:
“Görseniz ne değişecek?” deyiverdi.
Haklı bir soru…
Çünkü önemli olan milletvekilini açılışlarda, toplantılarda veya sosyal medya paylaşımlarında görmek değildir.
Önemli olan onu vatandaşın sorununa çözüm üretirken görebilmektir.
Meclis kürsüsünde şehrini savunurken görebilmektir.
Bütçeden hak ettiği payı alabilmesi için mücadele ederken görebilmektir.
İşsiz gencin, borçlu esnafın, ürünü para etmeyen çiftçinin ve depremde yuvasını kaybeden vatandaşın yanında görebilmektir.
Yoksa protokol sıralarında zaten herkes görünüyor.
Kurdele kesilirken herkes ön safta…
Fotoğraf çekilirken herkes kadrajda…
Mikrofon uzatıldığında herkes konuşuyor…
Peki vatandaş derdini anlattığında kim dinliyor?
Bu sorunun cevabı çoğu zaman derin bir sessizlik oluyor.
★
Bir milletvekili, seçildiği şehre harcadığı kamu kaynağının karşılığını somut hizmet olarak veremiyorsa orada yalnızca görünürlük vardır; temsil yoktur.
Vatandaş artık vekilini sadece görmek istemiyor.
Etkisini görmek istiyor.
Hazırladığı kanun teklifini, verdiği önergeyi, çözdüğü sorunu, takip ettiği yatırımı ve şehrine kazandırdığı hizmeti görmek istiyor.
Çünkü mesele, milletvekilinin şehirde bulunup bulunmaması değildir.
Mesele, temsil ettiği şehre ne kattığıdır.
O hâlde soruyu biraz değiştirelim:
“Kahramanmaraş’ın milletvekillerini gören var mı?” demek yerine, “Kahramanmaraş’ın milletvekillerinin şehre kazandırdığı somut bir hizmeti gören var mı?” diye soralım.
Varsa açıklasınlar, biz de bilelim.
Yoksa şu soruya samimiyetle cevap versinler:
Sahada olmalarıyla olmamaları arasında ne fark var?
Üstadın dediği gibi:
Varsa ne var?
Yoksa ne eksilir?