Yine benim adımı kalemine dolamış, diyecek Yener Atlı…
He gardaş, vallahi doladım!
Hep türkülerle sen seslenecek değilsin ya okuyuculara…
Bu sefer de ben seslenmek istedim.
Hani bizim memleketin güzel türküleri vardır. İnsanın diline bir takıldı mı gün boyu peşini bırakmaz.
Onlardan biri de:
“Osman abim evde mi, evde mi?
Üç odalı yerde mi, yerde mi?”
Bertiz Boyalı Güreşleri’nin video haberini izlerken benim de dilime bu türkünün başka bir versiyonu takıldı.
Kendi kendime mırıldanınca haber merkezinde İlayda Hanım şaşkın şaşkın yüzüme baktı:
“Zühal Hanım evde mi, evde mi? Bertiz Boyalı yerde mi, yerde mi?”
Aaa…
Oradaymış!
Hem de güreş meydanında…
Pehlivanlar kispetlerini giymiş, meydan kurulmuş; davullar vuruyor, zurnalar çalıyor.
Bir bakıyorum, Kahramanmaraş MHP Milletvekili Zühal Karakoç da orada.
İnsan, haberde bile görse ister istemez seviniyor.
“Demek ki burada!” diyorsun.
“Demek ki Bertiz Boyalı Güreşleri’ni es geçmemiş!” diyorsun.
Çünkü bir siyasetçinin seçmeniyle aynı meydanda bulunması güzeldir.
Hele milletvekiliysen…
Seni Ankara’da Meclis kürsüsünde görmek kadar, seçildiğin şehrin sokağında, çarşısında, mahallesinde ve köyünde görmek de vatandaşın beklentisidir.
Ama işte insanın aklına yine o türkü geliyor:
Zühal Hanım evde mi?
Yok.
Meclis’te mi?
Olabilir.
Kahramanmaraş’ta mı?
Zaman zaman…
Bertiz Boyalı’da mı?
İşte bu defa orada yakaladık!
★
Şimdi bu yazıyı okuyup da kimse meseleyi güreşe bağlamasın.
Meselemiz güreş değil.
Güreş bizim ata sporumuz.
Bertiz’in Boyalı’sı da başımızın tacı.
Davul çalacak, zurna ötecek, pehlivan meydana çıkacak. Siyasetçi de gelecek, vatandaşla oturacak, el sıkışacak, sohbet edecek.
Bunda yanlış olan hiçbir şey yok.
Hatta keşke daha fazla gelseler.
Mesele başka…
Vatandaş, milletvekilini yalnızca protokol sıralarında görmek istemiyor.
Pazarda görmek istiyor.
Esnafın yanında görmek istiyor.
Depremden sonra dükkânını yeniden ayağa kaldırmaya çalışan vatandaşın yanında görmek istiyor.
Mahallesinin sorununu anlatırken karşısında bir muhatap bulmak istiyor.
“Sayın vekilim, bizim burada şöyle bir derdimiz var.” dediğinde derdini doğrudan anlatabilmek istiyor.
Kısacası vatandaş, siyasetçinin yalnızca davulun ritmini değil, biraz da şehrin nabzını duymasını bekliyor.
★
Bertiz’te davulun sesi uzaktan duyulur:
Güm, güm, güm…
Pehlivan meydana çıkar.
Anonslar yapılır.
Protokol yerine oturur.
Fotoğraflar çekilir.
Eller sıkılır.
Tebessümler edilir.
Benim kafamda ise aynı türkü dönüp durur:
“Zühal Hanım evde mi, evde mi? Bertiz Boyalı yerde mi, yerde mi?”
Sonra, mizansen bu ya…
Hayalimde bir vatandaş geliyor yanıma.
— Mustafa Bey, vekilimizi gördün mü?
— Gördüm amca.
— Nerede?
— Güreşte.
— İyi maşallah… Bizim köyün yolu için de görsek keşke!
Bir başkası geliyor:
— Vekil Hanım buradaymış, doğru mu?
— Doğru.
— Ben de derdimi anlatacaktım. Hangi tarafta?
— Pehlivanların olduğu tarafa doğru bak dayı…
— İyi de benim derdim pehlivanlık değil ki!
İşte siyaset bazen tam da böyle bir şey.
Vatandaşın anlatacağı bin bir derdi var…
Siyasetçinin önünde ise yoğun bir program…
İkisini aynı yerde buluşturabilirsen ne âlâ.
★
Elbette bir milletvekilinin yaptığı çalışmalar yalnızca katıldığı etkinliklerden ibaret değildir.
Meclis çalışmaları vardır.
Parti görevleri vardır.
Ankara trafiği vardır.
Hepsi siyasetin bir parçasıdır.
Fakat seçmen açısından siyasetin bir başka tarafı daha var:
Görünür olmak.
Çünkü vatandaşın sorusu aslında çok basit:
“Ben seni seçtim ama seni nerede göreceğim?”
İşte bizim türkünün asıl meselesi de burada başlıyor.
Zühal Hanım evde mi?
Hayır.
Ankara’da mı?
Sık sık.
Maraş’ta mı?
Geldiğinde görüyoruz.
Bertiz Boyalı’da mı?
Bu defa evet!
Darısı çarşının, pazarın, mahallenin, esnafın ve derdini doğrudan anlatmak isteyen vatandaşın başına…
★
Son sözü yine türküyle bağlayalım.
Yener Atlı’dan el aldım ya…
Osman abinin türküsünü biraz da Kahramanmaraş siyasetine uyarlayalım:
Zühal Hanım evde mi, evde mi?
Bertiz Boyalı yerde mi, yerde mi?
Seçmen sorar: Vekilim nerede?
Bir dahaki buluşma acaba nerede?
Davul sustuğunda…
Zurna dindiğinde…
Pehlivanlar meydandan ayrıldığında…
Asıl mücadele işte o zaman başlıyor:
Vatandaşın derdiyle siyasetin buluşma mücadelesi.
Ve o meydanda yalnızca seyirci olmak yetmiyor.
Vatandaşın arasına karışmak, dinlemek ve meydana çıkmak gerekiyor.