Yürüyen sadece Özgür Özel mi, yoksa Türkiye mi?

Kahramanmaraş'ın en etkin haber sitesi köşe yazarı Mustafa Karaaslan bugünkü yazısında "Yürüyen sadece Özgür Özel mi, yoksa Türkiye mi?'' diye yazdı.

Abone Ol

BUGÜN yine günlerden pazar…

Kahvemi elime aldım.

Aslında niyetim memleketimin dertlerini yazmaktı; Kuzey Çevre Yolu'ndaki imar katliamını, inşaat firmalarına tanınan ayrıcalıkları, deprem sonrası yaşananları, ekonominin sızlattığı vicdanları, Kahramanmaraş'ın almadığı yatırımları ve yapılmasını istediğim, bir nevi hayal dünyamda yaşattığım Kapıçam'dan EXPO'ya kadar uzanacak raylı sistemi, Ahır Dağı'ndan Bertiz'e açılacak tünelleri…

Fakat bugün kalemim başka bir yere gitti…

Çünkü son aylarda Türkiye'de gözlerimizin önünde yaşanan bir tablo var. Ve bu tablo, siyaseti yakından takip eden herkesin üzerinde durması gereken bir fotoğraf veriyor…

Ben belli bir yaşa geldim…

Çok seçim gördüm…

Çok lider gördüm…

Çok miting gördüm…

Ama şunu açık yüreklilikle söyleyebilirim ki, uzun yıllardır bir siyasetçinin arkasında bu denli kendiliğinden oluşan yürüyüşleri görmedim.

Özgür Özel yürüyor…

Arkasından on binler yürüyor…

Bir şehir bitiyor, diğeri başlıyor…

Meydan değişiyor…

Sokak değişiyor…

Ama kalabalık değişmiyor.

İşte siyasetin en zor açıklanan tarafı da burası…

Çünkü para vererek kalabalık oluşturabilirsiniz.

Otobüs kaldırabilirsiniz…

Organizasyon yapabilirsiniz…

Ama insanların saatlerce, kilometrelerce gönüllü olarak bir siyasetçinin arkasından yürümesini satın alamazsınız.

Bu, siyasetin laboratuvarda üretilemeyen tek gerçeğidir.

Peki, bunun sebebi nedir?

İktidara duyulan öfke mi?

Ekonomik sıkıntılar mı?

Gençlerin umutsuzluğu mu?

Yoksa toplumun artık yeni bir siyasi hikâye araması mı?

Belki de hepsi…

Çünkü siyaset sadece parti tabelası değildir…

Siyaset, toplumun ruh hâlidir…

Ve bugün o ruh hâlinde ciddi bir değişim hissediliyor.

Bir gerçek daha var.

Halk kimi gönlüne alırsa, onu oradan söküp atmak kolay değildir.

Tayyip Erdoğan'da olduğu gibi, tarih bunun örnekleriyle doludur.

Liderler önce sandıkta kazanmaz.

Önce insanların zihninde yer edinir.

Sonra gönüllerine girer.

En sonunda sandık gelir.

Bugün gördüğüm manzara şudur:

Özgür Özel, sadece partisinin genel başkanı olarak yürümüyor…

Toplumun önemli bir kesiminin umudunu da peşine takarak yürüyor…

Bu, seçim kazanacağı anlamına gelir mi?

Tabi ki hayır.

Siyasette hiçbir sonuç peşinen yazılmaz…

Ancak şu gerçeği de kimse inkâr edemez:

Milyonların dikkatini üzerine çekmiş bir siyasetçi artık oyunun sıradan aktörü değildir.

O artık denklemin merkezindedir.

İktidarın da, muhalefetin de, kamuoyunun da hesap yapmak zorunda olduğu isimlerden biridir.

İşte bu yüzden bugün tarihe küçük bir not düşmek istiyorum.

Türkiye siyasetinde yeni bir figür doğuyor.

Bu figürün kalıcı olup olmayacağını zaman gösterecek.

Ama bugün meydanlara bakan herkes aynı soruyu kendine sormalıdır:

Bu insanlar neden yürüyor?

Özgür Özel’in gittiği her şehirde binler, on binler, neden toplanıyor?

Çünkü siyaset artık sadece konuşan liderleri değil…

Peşinden yürünebilen liderleri arıyor.

Belki de bundan sonra Türkiye'de hiçbir siyasetçi, milyonları arkasına katmadan iktidar yürüyüşüne çıkamayacak.

Bu satırlar bir kehanet değildir.

Bir vatandaşın, bir gazetecinin ve uzun yıllardır siyaseti izleyen bir gözlemcinin bugüne dair notudur.

Yarın ne olur bilinmez.

Ama bugün görünen tablo şudur:

Türkiye'de artık sadece liderler değil, toplumun yönü de değişiyor…

Bunu gören, gözlemleyen, her siyasi parti ayakta kalır.

Aksi takdirde tarihin tozlu sayfalarında yerini alır.