Uyuyan şehir: Hizmet yok, sorgulayan yok!

Kahramanmaraş'ın en etkin haber sitesi köşe yazarı Mustafa Karaaslan bugünkü yazısında "Uyuyan şehir: Hizmet yok, sorgulayan yok!'' diye yazdı.

Abone Ol

BUGÜNKÜ yazıma, herkesin bildiği güzel bir anlatı ile başlamak istiyorum...

İnsanların anlattığı tüm hikayelerin ortak örüntüler barındıran temel anlatılara dayandığı düşüncesine aşina olabilirsiniz...
Hatta kimi anlatılar insanlığın akıl almayacak kadar büyük bir kısmına mal edilir ve dünyanın bir ucundan diğerine bu hikayelere inanan insanlar, anlatılan olayın kendi memleketlerinde geçtiğini iddia ederler...
İşte bu anlatılardan, Yedi Uyurlar hikayesi de çok eski Hint metinlerine dayanmasına rağmen, milyonlarca insanın inandığı Hristiyanlık ve İslam dinlerine yansıyan örnekleriyle bu anlatılardan biridir.

Bu anlatı, ''Roma İmparatoru Decius döneminde Hristiyanlığı kabul edenlerin gördüğü baskıya değinir. Bu dönemde Hristiyanlıktan vazgeçmeleri emredilen yedi genç, tüm mal varlıklarını yoksullara dağıtır ve inzivaya çekilip ibadet edebilecekleri bir mağaraya yerleşirler. Gençlerin Hristiyanlıktan vazgeçmediğini fark eden imparator, mağaranın girişini kapattırıp gençleri içeriye hapseder. Hikayenin farklı anlatılarına göre gençler 184 ila 300 sene mağarada kapalı kalırlar ve aradan geçen zamanda Hristiyanlık, Roma İmparatorluğu’nun resmî dinine dönüşür. Yedi gencin onlarca yıl önce kapatıldığı mağaranın yeni sahibi, kapatılmış girişi açtırdığında gençlerle karşılaşır. Yedi genç, giriş açıldığında, bunca yıla rağmen yalnızca bir gün uyuduklarını zannederler ve aralarından birinin yiyecek almak için dikkatlice şehre gitmesine karar verirler. Genç, şehre gittiğinde insanların Hz. İsa’nın adını serbestçe andıklarına şahit olur ve şaşırır. Onun, elindeki Decius zamanından kalma paralarla alışveriş yapmaya çalışması da şehirlileri şaşırtır. Böylece bir piskopos, gençlerle konuşup durumu anlamak için, yüzlerce yıldır uyudukları anlaşılan mağaraya gider. Gençler burada piskoposa mucizevi hikayelerini anlatırlar ve Tanrı’ya dua ederek can verirler.
Kuran-ı Kerim’in Kehf Suresi de bu hikayeyi daha sade ve genel çerçeveyle aktaran bir anlatı gibidir. Surede mağarada kalan gençlerin sayısı hakkındaki iddialara yer verilir, ayrıca yine gençlerin mağarada 309 yıl kaldıkları ifade edilse de bu iki konuda gerçekleri sadece Allah’ın bilebileceği belirtilir. Kuran-ı Kerim’deki bu anlatı, Müslümanlar tarafından Eshab-ı Kehf olarak bilinir ve Yedi Uyurlar’ın mağarası olduğu düşünülen yerler, kutsal ziyaret mekanları olarak görülür.''


Bazen diyorum ki;
Bu şehir, ''Yedi Uyurlar'' gibi hep uykuda mı?
Mesela...
Siyasetçiyi seçer, hizmet bekler, aradan yıllar geçer, bir daha bir daha seçer, her seferinde uyku apnesine tutulmuş gibi uyurlar!..
Mesela...
Seçtiği siyasetçi mahallesine gelir. Uyudukları sandalyeden şöyle bir silkelenir, hoş geldiniz ağalar (pardon başkanım veya vekilim) der, beklemekten elleri uyuşanlar alkış tufanı yapar, bir dizi vaadleri dinlerler sonra yine uyurlar!..

Uyumak, bu şehrin temel taşıdır...

Yıllarca İmar skandallarını yazdım, herkes başını kuma gömmüş gibi uyudular...
Ses çıkarmadılar...
Bana ne dediler...

Günlerce deprem ile ilgili yayınlar yaptım...
Feryat ettim...
Siyasetçiler kulaklarını kapattılar, başlarını başka yöne çevirdiler, uyumaya devam ettiler...
Halk, kendi uykusunu bölüp şehrinin geleceği için onları uyandırmaya çalışmadı...

Hani Yedi Uyurların hikayesinde anlatıldığı gibi, mağaranın girişi kapatılmış ya!
Bu şehrin de girişi kapatılmış!..
Hizmet yok...
Proje yok...
Hayal yok hayal...

Deprem konutları adı altında yapılan binaların fore kazıklı olmasına rağmen 5 veya 6 katlı yapılmadığını, SORGULAYAN YOK!..
Teslim edilen deprem konutlarında, televizyon yayınlarının bile doğru düzgün verilmediğini, SORAN YOK!..
İşyerlerinin camları kırılmış, içerisi tam takır, eksiklikler had safhada, hak sahiplerine neden teslim edilmediğini, HAYKIRAN YOK!..
Yollar savaş meydanı gibi, alt yapı yapılıyor diyorlar eyvallah, peki kardeşim alt yapısı tamamlanan yolların asfalt tamiri yapılması için Fen işleri uyuyor mu? diye, ses ÇIKARAN YOK!..
Belediyelerde binlerce personel var. Telefon ellerinde belediye koridorlarında sanırsınız hayat hikayelerini anlatıyorlar. Masalarda boş boş oturanlar, salla başını al maaşını türünden kul hakkına girenler var. Başkanlar uyuyor musunuz? Kendi işyeriniz olsa bu kadar personel çalıştırır mısınız? diye soran, BİR ALLAH'IN KULU YOK!..
Bazı belediyelerde rüşvet çarkı'nın döndüğü kulağıma kadar geldi. İspatlamaya çalışıyorum. Bu çarkı duyupta neden sesini, ÇIKARAN YOK!..

Vessalam, çoçuklarımıza hatta torunlarımıza bırakacağımız bu şehir, öyle bir uyku moduna girmiş ki...
Aynen Yedi Uyurlar gibi!..
O yüzden ben bu şehre, UYUYAN ŞEHİR diyorum!!!