KAHRAMANMARAŞ

Stresimi pazarda unuttum

Kahramanmaraş'ın en etkin haber sitesi köşe yazarı Mustafa Karaaslan bugünkü yazısında "Stresimi pazarda unuttum'' diye yazdı.

Abone Ol

Tatil beldesinde değilseniz pazar günü deyince çoğumuzun aklına; ''tatil keyfi, tembellik ve bir miskinlik hali, yataktan geç kalkmanın rahatlığı ve pazartesi sendromu'' gelir.

Uykuya doymayanlar, kahvaltıya bayılanlar, pijamasını üstünden çıkarmayanlar haricinde, pazar gününün ihtiyacı için evin büyüğü pazara gider...

Biraz da özlemden olsa gerek kalktım cuma günü pazara gittim...

İnanın bana terapi gibi geldi...

Bir tarafta; ''Karpuza gelll, kan kırmızısı ve şeker tadında olmazsa iade alınırrr'' diye bağıran pazarcı esnafına, karşıdan cevap yetiştirilir...

''Portakala gelll. Balkonda sık ama evi su basarrr...''

Karşı köşede soğan satan genç pazarcı bir kadına; ''İçli köfte yapmayı bilmiyorsan alma abla, yorma beni, beleş bunlar beleş daha ne istiyorsun?'' demesi gülümsememe sebep olurken...

''Bak bak kilosu 200 lira idi , 100 lira oldu, sarma yapmayan kalmasın...'' diye asma yaprağının ucuzladığını haykıran bir başka pazarcı esnafının sözlerine karşılık; ''Et alacak para mı var? Zeytinyağı desen yanına yaklaşılmıyor. Neyle içli köfte ve sarma yapalım? '' diye kısık sesle yanımdan geçerken konuşan iki bayanın iç çekişleri bir o kadar üzülmeme sebep oldu...

Bir pazarcı abimiz; ''Bugün her şey ucuzladı, alıyomuş gibi yap abla, kalabalık gözüksün tezgahın önü, gel gelll'' söylemine tebessüm ederken...

Genç bir pazarcı esnafının ise; ''Almadan gitme ablaaa, sonra kaynananla kavga edersin. Maraş domatesi bunlar, kokusuna bak, seçmece seçmece...'' diye bağırması karşısında gülmedim desem yalan olur...

İnanın stresim kalmadı.

Alacağımı aldım. Pazarcı esnafına hayırlı ve bol kazançlı işler dileyip ayrıldım.

Diyeceğim o ki;

Pazara gidip halkın alım gücünün zayıfladığını görmek ne kadar üzücü geldiyse bana, pazarcı esnafının ürünlerini satmak adına sloganlarını duymak bir okadar tebessüm etmeme neden oldu...

Siz siz olun bir pazara gittiğinizde alışveriş yapmadan önce pazarcı esnafının seslenişlerini can kulağıyla dinleyin...

Tezgahlarına koyacakları zebze ve meyveleri hangi zorluklarla hal'den aldıklarını ve bu ürünleri satıp ailelerinin nafakalarını çıkarmak adına nasıl slogan ürettiklerini düşünün...

Hem tebessüm edin, hem de hayatın ne kadar zorlaştığını ve alım gücünün her geçen gün nasıl kötüye gittiğini gözlemleyin...

İyi günlerin bir an önce gelmesi ve pazar günlerini evlatlarınızla, torunlarınızla ve eş dostlarınızın misafir olarak geldiği güzel nice pazar günleri dileğiyle...

★★★

Pazar gününü tebessümle geçirmeniz için, iki adet komik fıkrayı paylaşıyorum...

SAAT


Temel aldığı bir daktiloyu bozuk diye geri götürdü. Satıcı;

- Neresi bozuk, dün aldığında sağlamdı.

Temel:

- İki tane "a" yok, saat yazamıyorum.


PAPAĞAN


Adam, papağanını gümrükten kolay geçirebilmek için bir kutuya koymuş, üstüne de "kırılacak eşya" diye yazmıştı.

Gümrük memuru yazıyı okuyunca, kutuyu şöyle bir silkelemeye başladı. Aynı anda içeriden papağanın bağırdığı duyuldu:

"Şangur şungur.. Şangur şungur.."