Dün Meclis’te yalnızca bir siyasetçi partisinden ayrılmadı.
Bir sayfa kapandı.
Belki de Türkiye siyasetinde yeni bir sayfa açıldı.
Özgür Özel’in kürsüde yaptığı konuşmayı salonda dinleyenlerin gözleri doldu. Ekran başındakilerin de etkilenmemesi mümkün değildi.
Çünkü o konuşmada yalnızca bir ayrılık yoktu.
Kırgınlık vardı.
Mücadele vardı.
Direnç vardı.
Ve her şeye rağmen yeniden başlama iradesi vardı.
Siyasette bazı konuşmalar yapılır, alkışlanır ve ertesi gün unutulur. Bazılarıysa yıllar sonra bile hatırlanır. Dünkü konuşma ikinci türdendi.
★
Özgür Özel, yıllarını verdiği CHP’ye veda ederken arkasında sadece bir parti rozeti bırakmadı. Türkiye’nin önüne yeni bir siyasi yol, büyük bir tartışma ve son derece iddialı bir yürüyüş koydu.
Şimdi herkes aynı soruyu soruyor:
Bu bir son mu?
Yoksa başlangıç mı?
Bana sorarsanız bu, sıradan bir parti değişikliği değildir.
Aşağıdan yukarıya doğru büyüyen toplumsal dalganın kendisine yeni bir siyasi adres aramasıdır.
Türkiye, benzer bir havayı 2002 seçimlerinden önce yaşamıştı.
İnsanlar mevcut düzenden yorulmuştu.
Ekonomiden şikâyetçiydi.
Siyasetçiye güvenmiyordu.
Yeni bir söz ve yeni bir yüz arıyordu.
O günlerde AK Parti’nin adı televizyonlardan önce sokakta yükselmeye başlamıştı. Dipten gelen dalga sandığa ulaştığında, siyasetin bütün hesaplarını altüst etmişti.
Bugün aynı şartlar birebir yaşanıyor diyemeyiz.
Ama benzer bir huzursuzluğun büyüdüğünü de görmezden gelemeyiz.
★
Türkiye’nin farklı şehirlerinden insanlarla konuşuyorum.
Esnafla, işçiyle, emekliyle, gençlerle, gazetecilerle…
Geçmişte birbirinden tamamen farklı partilere oy vermiş seçmenlerle…
Aynı isim giderek daha sık karşıma çıkıyor:
Özgür Özel.
★
Bu bir kamuoyu araştırmasının sonucu değil.
Sokağın sesidir.
Duyan duyar, duymayan duymaz.
★
Mehmet Bağrıaçık ağabeyim bir gün bana şöyle söylemişti:
“Seçim kazanmak istiyorsan en az iki yıl önceden sokağa çıkacaksın. Kendini halka anlatacak, insanlara sevdireceksin.”
★
Her zaman Mehmet Abimin sesine kulak vermişimdir.
Doğruyu söylüyordu...
Çünkü seçimler kampanya döneminde değil, yıllar öncesinden kazanılmaya başlandığına şahit olmuşumdur...
Bir siyasetçinin adı kahvehanelerde, pazar yerlerinde, iş yerlerinde ve aile sofralarında konuşuluyorsa orada dikkatle izlenmesi gereken bir hareketlilik vardır.
Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul’daki ilk seçiminden önce de benzer bir tablo görülmüştü.
İmamoğlu henüz büyük meydanlarda konuşmadan önce sokakta konuşuluyordu.
Sadece CHP seçmeninin değil, farklı siyasi görüşlerden insanların da dikkatini çekiyordu.
Toplum, resmî kampanya başlamadan adayını keşfetmişti.
Bugün Özgür Özel’in çevresinde oluşan ilginin bir yönüyle buna benzediği görülüyor.
★
Elbette parti kurmak kolay değildir.
Tabela asmakla parti olunmaz.
Teşkilat gerekir.
Kadro gerekir.
Para gerekir.
Güven gerekir.
En önemlisi de insanlara ulaşacak yeni ve inandırıcı bir söz gerekir.
Özgür Özel ve arkadaşlarının önünde aşılması gereken ciddi engeller bulunuyor. Yeni oluşumun toplumda nasıl karşılanacağını, kimlerin katılacağını ve ne kadar büyüyeceğini zaman gösterecek.
Ancak siyasette bazen toplum kararını siyasetçilerden önce verir.
Özgür Özel’in kuracağı parti ilk genel seçimde Meclis çoğunluğunu elde ederse, göstereceği cumhurbaşkanı adayının seçimi kazanma ihtimalinin son derece güçlü olacağını söylemek için kâhin olmaya gerek yoktur.
Çünkü seçmen artık yalnızca yeni bir parti aramıyor.
Kendisini dinleyecek bir irade arıyor.
Geçim sıkıntısını görecek…
İtirazını duyacak…
Yarına dair umut verecek bir yönetim arıyor.
★
İktidarın en büyük sorunu da tam burada başlıyor.
AK Parti’yi iktidara taşıyan şey devlet imkânları değildi.
Sokaktı.
Mahalleydi.
Esnaftı.
Dar gelirliydi.
Kapısı çalınan, derdi dinlenen insanlardı.
Bugün ise iktidarla seçmen arasındaki mesafe giderek açılıyor.
★
Vatandaş hayat pahalılığını anlatıyor.
İktidar rakamlardan söz ediyor.
★
Emekli geçinemediğini söylüyor.
Siyaset başka gündemleri tartışıyor.
★
Genç geleceğini yurt dışında arıyor.
Ankara hâlâ her şey yolundaymış gibi davranıyor.
★
İktidarın asıl tehlikesi muhalefetin güçlenmesi değil, sokağın sesini duyamaz hâle gelmesidir.
★
Peki, kasım ayında erken seçim olur mu?
Bugünden kesin konuşmak mümkün değil.
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un liderlerle yaptığı görüşmeler, Ankara’daki siyasi hareketliliği artırmış durumda. Özgür Özel’in ayrılık kararını tam da bu dönemde açıklaması da ister istemez farklı senaryoları gündeme getiriyor.
Ancak görüşmeleri doğrudan erken seçimin kanıtı saymak için henüz erken.
Yine de Türkiye siyasetini bilenler bilir:
Devlet Bahçeli bir sabah çıkıp “Erken seçim gereklidir” derse, birkaç gün önce bunu ihtimal dışı görenler bu kez seçim tarihini tartışmaya başlar.
Türkiye bunu daha önce yaşadı.
Yine yaşayabilir.
Önümüzdeki günler çok şeye gebe.
Yeni partinin adı açıklanacak.
Kadroları ortaya çıkacak.
Milletvekillerinin tercihi belli olacak.
Sokağın gösterdiği ilginin sandığa taşınıp taşınamayacağı görülecek.
İşte o zaman ak koyunla kara koyun meydana çıkacak.
★
Ama bir gerçek şimdiden ortada:
Siyasette sandıktan önce sokak konuşur.
Sokak bir ismi ısrarla söylemeye başlamışsa…
Ankara’nın yapacağı en büyük hata, o sesi küçümsemektir.