Mahir Ünal’dan sonra Ankara’da Maraş’ın sesi kısıldı

Kahramanmaraş'ın en etkin haber sitesi Genel Yayın Yönetmeni ve köşe yazarı Mustafa Karaaslan bugünkü yazısında ''Mahir Ünal’dan sonra Ankara’da Maraş’ın sesi kısıldı'' diye yazdı.

Abone Ol

BUGÜN şehrimizin Milletvekilleri ile ilgili özeleştiri yapmak istiyorum…

Kızan da olabilir…

Alkışlayan da…

Her ikisine de hakaret olmadığı müddetçe eyvallah.

Doğru bildiğim konuları çekinmeden yazmaya devam edeceğim.

Huyum kurusun; geçmişte de böyleydim, şimdi de böyleyim…

Hani Kahramanmaraş’ımızın anlı şanlı iktidar milletvekilleri var ya!

İsimleri, unvanları ve makamları belli. Sosyal medya hesaplarında ziyaret fotoğrafları, toplantı görüntüleri ve verilen mesajlar da fazlasıyla mevcut.

Fakat asıl mesele anlı şanlı milletvekili olmak değil, Ankara’da siyasi ağırlığı bulunmalı.

Bu nedenle sorulması gereken soru şudur:

Kahramanmaraş’ın bugün Ankara’da gerçekten güçlü bir temsilcisi var mı?

Bu şehrin sorunlarını Ankara’nın gündemine kararlılıkla taşıyabilecek, bakanlıklarla doğrudan temas kurabilecek, gerektiğinde telefonu kaldırıp süreci hızlandırabilecek siyasi güce sahip bir isim kaldı mı?

Ne yazık ki bu soruya gönül rahatlığıyla “Evet” diyemiyoruz.

Çünkü Mahir Ünal’dan sonra Kahramanmaraş’ın Ankara’daki etkisinin belirgin biçimde azaldığı, artık görmezden gelinemeyecek kadar açık bir gerçektir.

Mahir Ünal’ı seversiniz ya da sevmezsiniz. Benim de kızdığım, kırıldığım, eleştirdiğim anlar olmuştur. (Hala da kırgınım.)

Ancak hakkını teslim etmek gerekir ki:

Mahir Ünal’ın güçlü olduğu dönemde Kahramanmaraş’ın Ankara’da çalabileceği bir kapısı vardı.

AK Parti Grup Başkanvekilliği yaptığı yıllarda şehirde bir sorun ortaya çıktığında belediye başkanları, iş insanları, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar kiminle görüşmeleri gerektiğini biliyordu.

Karşılarında yalnızca bir milletvekili değil, Ankara’da karşılığı bulunan güçlü bir siyasi aktör vardı.

Kahramanmaraş’ın meselesi kendisine ulaştığında Ankara’nın koridorlarında bir hareketlilik başlıyor, ilgili bakanlıklarla görüşmeler yapılıyor ve bürokrasinin ağır işleyen çarkları hızlanıyordu.

Çünkü siyasette bazı isimler yalnızca makam sahibi olur, bazıları ise bulunduğu makama güç ve anlam kazandırır.

Mahir Ünal ikinci gruptaydı.

Telefonunun diğer ucunda bakanlar vardı. Görüşme talep ettiğinde randevular aylar sonrasına bırakılmıyor, bir konuya müdahil olduğunda ilgili kurumlar harekete geçiyordu.

İşte siyasi güç tam olarak budur.

Siyasi güç demişken; bu şehrin milletvekillerinin şehirde birkaç programa katılması, açılışlarda kurdele kesmesi, düğünlerde görünmek veya esnaf ziyaretlerinden fotoğraf paylaşmasından bahsetmiyorum.

Bahsettiğim siyasi güç; şehrin sorunlarını Ankara’ya taşımak, bir an önce çözüm bulmak, süreci takip etmek ve sonuç almaktır.

Bugün Kahramanmaraş’ın en büyük eksiklerinden biri budur.

Bir şehrin Ankara’daki gücü, milletvekili sayısıyla değil; sözü dinlenen, masaya oturduğunda muhatap alınan ve taleplerin sonuna kadar takipçisi olan isimlerle ölçülür.

Mahir Ünal’ın farkı da burada ortaya çıkıyor…

O’nun döneminde Kahramanmaraş, Ankara’da sahipsiz olmadığını hissediyordu. Şehrin yöneticileri ve temsilcileri, sorunlarını dinleyecek ve çözüm için devreye girecek bir muhatap bulabiliyordu.

Bugün ise birçok mesele Ankara’nın koridorlarında kayboluyor.

Bu nedenle Mahir Ünal’ın yokluğu, yalnızca bir siyasetçinin aktif görevden çekilmesi olarak değerlendirilemez.

Ortaya çıkan boşluk, Kahramanmaraş’ın Ankara’daki etkisinin azalması anlamına gelmektedir.

Bir siyasi figürün değeri bazen görevdeyken değil, sahneden çekildikten sonra daha iyi anlaşılır. Mahir Ünal’ın ardından oluşan tablo da bunun en açık örneğidir.

Bugün geriye dönüp baktığımızda onun yalnızca Kahramanmaraş milletvekilliği yapan bir siyasetçi olmadığını daha net görüyoruz.

Mahir Ünal, Ankara’da şehrin adını duyurabilen, kapı açabilen ve gerektiğinde sürece müdahale edebilen önemli bir güç merkeziydi.

Sözün kısacası…

Şehrin “abisi” olmak unvanla olmaz.

Afişle, sloganla, makam aracıyla ya da protokol sırasındaki ayrılan yerle hiç olmaz.

Abilik; sorumluluk almakla, kapıyı açık tutmakla, şehrin derdini kendi derdi bilmekle ve sonuç üretebilmekle olur.

Mahir Ünal’ın döneminde Kahramanmaraş’ın Ankara’da bir adresi vardı.

Şimdi ise adresler çok, fakat açılan kapı az.

İsimler çok, fakat siyasi ağırlık yetersiz.

Makamlar var, ancak sonuç alabilecek bir güç merkezi görünmüyor.

Kahramanmaraş’ın bugün yeni isimlerden önce; Ankara’da sözü geçen, telefonu açılan, kapısı çalınan ve şehrin meselelerini sonuna kadar takip eden güçlü bir siyasi figüre ihtiyacı vardır.

Bugünkü tabloya baktığımızda bu boşluğu ne Vahit Kirişci’nin ne Ömer Bilal Debgici’nin ne de diğer milletvekillerinin doldurabildiğini söyleyebiliyoruz.

Çünkü mesele koltukta oturmak değil, oturulan koltuğa ağırlık kazandırabilmektir.

Kabul edelim ki:

Mahir Ünal’dan sonra Kahramanmaraş’ın iktidar partisindeki milletvekili sandalyeleri dolu görünse de Ankara’da siyasi ağırlık koltuğu hâlâ büyük ölçüde boş durmaktadır.