Bir şehri deprem yıkabilir…
Ama asıl felaketi, plansızlık yıkar.
★★★
Kahramanmaraş bugün sadece betonun değil; ihmalin, günü kurtarma anlayışının ve yıllardır ertelenen kararların enkazı altında yaşam mücadelesi veriyor.
Yıllar önce bu şehrin imar düzeniyle ilgili skandallar içeren dokuz ayrı yazı yazdım. O gün yapılan uyarılar dikkate alınsaydı, bugün konuştuğumuz sorunların önemli bir kısmı belki de hiç yaşanmayacaktı.
Ne oldu?
Kulaklar kapatıldı.
Gözler çevrildi.
Konuşan susturulmaya çalışıldı.
Sorunlar ise büyümeye devam etti.
İddialar ortaya atıldı, kamuoyunda tartışmalar yaşandı, belediyedeki usulsüzlüklere ilişkin birçok konu konuşuldu. Ancak toplumun beklediği ölçüde şeffaflık sağlanamadı. Hesap sorulması beklenen birçok konuda ise kamu vicdanını rahatlatacak sonuçlar ortaya çıkmadı. Rüşvet çarkında adı geçen bazı şahsiyetsizler ise payeler aldı.
★★★
Asıl bedeli kim ödedi?
Kahramanmaraş ödedi.
Bugün hâlâ aynı anlayış devam ederse yine Kahramanmaraş ödeyecek.
Çünkü şehir yönetmek; günü kurtarmak değildir.
Şehir yönetmek, elli yıl sonrasını görebilmektir.
★★★
Bugün Kahramanmaraş'ın en büyük problemi deprem değildir.
En büyük problem plansızlıktır.
İmarlı arsa üretemeyen bir yönetim anlayışı, vatandaşı kaçak yapılaşmaya mecbur bırakır.
Vatandaş elbette sorumludur.
Ancak vatandaşın önünü açacak olan da kamu yönetimidir.
İnsanlar yıllarca ruhsat alabilecekleri arsa bulamazsa, planlı alan üretilmezse, imar çalışmaları yıllarca sürüncemede bırakılırsa; ortaya çıkan tabloyu sadece vatandaşa yüklemek adil değildir.
Plan üretmeyen yönetim, sorun üretir.
Bugün merkeze yakın kırsal mahallelerde hızla çoğalan ruhsatsız yapılar bunun en somut sonucudur.
Çünkü ihtiyaç beklemez.
Plan bekler.
★★★
Dünyanın gelişmiş şehirlerine bakın.
Önce plan yapılır.
Sonra yol açılır.
Ardından altyapı gelir.
En son bina yükselir.
Bizde ise önce bina yapılır.
Sonra yol aranır.
Yıllar sonra altyapı düşünülür.
En sonunda trafik keşmekeşi başlar.
Bugün Kahramanmaraş'ın merkezinde bile yirmi, otuz yıl önce imara açılmış ancak yolu açılmamış, altyapısı tamamlanmamış alanlar bulunuyorsa, ortada sadece bir gecikme değil, ciddi bir yönetim problemi vardır.
★★★
Şehirler rastgele büyümez.
Şehirler planla büyür.
Master plan dediğiniz şey, sadece bir harita değildir.
Bir şehrin kaderidir.
Ulaşımıdır.
Enerjisidir.
Suyudur.
Sanayisidir.
Tarımıdır.
Turizmidir.
Afet yönetimidir.
Yeşil alanıdır.
Kısacası geleceğidir.
Master planınız yoksa...
Her gelen yönetim yeniden başlar.
Her gelen yönetim eskiyi değiştirir.
Her gelen yönetim kendi doğrularını uygular.
Sonuç?
Bitmeyen karmaşa...
★★★
Eğer gerçek anlamda bir master plan yapılmış olsaydı...
Belki bugün Zübeyde Hanım Bulvarı, Doğukent'e kadar üç gidiş üç geliş olarak planlanmış, ortasında raylı sistem için koridor ayrılmış olacaktı.
Belki Azerbaycan ve Trabzon bulvarları bugünün yoğunluğunu kaldırabilecek genişlikte olacaktı.
Belki Sarayaltı bugünkü görüntüsüyle anılmayacaktı.
Belki Şazibey Camii'nden Boğaziçi Kavşağı'na uzanan güçlü bir alternatif ulaşım aksı oluşturulmuş olacaktı.
Belki insanlar her sabah şehrin bir ucundan diğer ucuna saatlerini harcamayacaktı.
Belki Organize Sanayi Bölgesi, baraj manzarasının kıyısında değil; uzun vadeli çevre ve şehircilik ilkeleri gözetilerek planlanmış olacaktı.
Belki Namık Kemal Mahallesi yıllardır çözülemeyen sorunlarıyla kaderine terk edilmeyecekti.
Belki Fırnız, Kılavuzlu ve çevresi plansız yapılaşmanın sembolü hâline gelmeyecekti.
Belki hafta sonları Kılavuzlu Kavşağı'nda kilometrelerce araç kuyruğu oluşmayacaktı.
Belki çevre yolu diye mahalle arası yol yapılmayacaktı.
Belki daha fazla parkımız, daha fazla okul alanımız, daha fazla otoparkımız olacaktı.
Belki bugün konuştuğumuz problemlerin yarısını hiç konuşmuyor olacaktık.
★★★
Deprem bize çok ağır bedeller ödetti.
Fakat deprem sonrasında elimizde tarihî bir fırsat vardı.
Şehri yeniden kurma fırsatı...
Yeni bir vizyon oluşturma fırsatı...
Gelecek yüzyılı planlama fırsatı...
Bu fırsatın önemli bir kısmı maalesef yeterince değerlendirilemedi.
Şehir yeniden ayağa kalkarken, sadece binaları değil; şehircilik anlayışını da yeniden inşa etmeliydik.
Çünkü eski yanlışların üzerine yeni binalar yapmak, geleceğin sorunlarını bugünden üretmekten başka bir anlam taşımaz.
★★★
Kahramanmaraş artık günlük kararlarla yönetilemez.
Bu şehir, kişiye göre değişen uygulamalarla yönetilemez.
Bu şehir, "bugün idare edelim" anlayışıyla yönetilemez.
Şehir yönetimi; kişilere göre değil, kurallara göre yapılır.
İmar uygulamaları Ahmet'e, Mehmet'e, Ökkeş'e göre değil, plana göre yürütülür.
Yollar; nüfuza göre değil, ihtiyaca göre açılır.
Altyapı; ayrıcalığa göre değil, şehir bütününe göre planlanır.
Aksi hâlde kazanan birkaç kişi olur.
Kaybeden ise bir milyonluk şehir olur.
★★★
Artık vakit kaybetme lüksümüz yok.
Kahramanmaraş'ın önceliği yeni binalar yapmak değil; yeni bir şehir aklı oluşturmaktır.
İmar master planı...
Ulaşım master planı...
Su yönetimi master planı...
Enerji master planı...
Yeşil alan ve iklim master planı...
Bunlar birbirinden bağımsız belgeler değil, aynı geleceğin parçalarıdır.
Bugün atılacak doğru bir adım, elli yıl sonra yaşayan insanların hayatını değiştirebilir.
Bugün yapılacak yanlış bir planlama ise elli yıl boyunca telafisi mümkün olmayan sorunlar doğurabilir.
Çünkü şehirler bir günde kurulmaz.
Ama bir günde yanlış yola sokulabilir.
Ve unutulmamalıdır ki...
Plan yapmayanlar, günü yönetebilir.
Ama geleceği asla yönetemez.
Kahramanmaraş'ın artık mazerete değil, vizyona; günübirlik çözümlere değil, bilimsel planlamaya; kişisel tercihlere değil, ortak akla ihtiyacı var.
Çünkü bu şehir, kaybettiği yılları telafi edecek kadar güçlüdür.
Yeter ki artık gerçekten plan yapılsın, Sayın Başkan Fırat Görgel masaya yumruğunu vursun.
Üst yönetimde görevini yapmayan kim varsa derhal görevinden alsın.
Aksi takdirde tüm sorumluluk kendisinde kalır.