Hilmi Doğru'ya AK Parti'den kim teklif götürdü?

Kahramanmaraş'ın en etkin haber sitesi Genel Yayın Yönetmeni ve köşe yazarı Mustafa Karaaslan bugünkü yazısında ''Hilmi Doğru'ya AK Parti'den kim teklif götürdü?'' diye yazdı.

Abone Ol

Geçtiğimiz hafta Kahramanmaraş siyasetinde dikkat çekici bir iddia ortaya atıldı.

Yeniden Refah Partisi Dulkadiroğlu İlçe Başkanı Hilmi Doğru’nun, yaklaşık 2 bin kişiyle birlikte AK Parti’ye geçeceği yönünde Şeref Dere tarafından sosyal medyada bir paylaşım yapıldı.

Bu paylaşım ve haberde ortaya atılan iddianın ardından ben de kaleme aldığım “Taş Yerinde Ağırdır, Siyasetçi Sandıkta!” başlıklı yazımda meseleyi değerlendirmiştim.

Aradan birkaç gün geçtikten sonra Şeref Dere, edelerdiyarı46 adlı Instagram hesabından yayımladığı bir videoyla konuyu yeniden gündeme getirdi.

Yaptığı haberin doğruluğunu teyit etmek istercesine Hilmi Doğru’ya şu soruyu yöneltti:

“Habere ilişkin birçok yorum geldi. Yaptığımız haber doğru muydu, yoksa asparagas bir haber miydi?”

Hilmi Doğru ise verdiği cevapta aynen şöyle diyordu:

“Sevgili kardeşlerim, Kahramanmaraş halkım… Çıkan haber doğru. Bize teklifler oldu, teklifler geldi. Burası doğru. Tabii Şeref kardeşim nereden aldı, kim söyledi bilmiyoruz ama teklifler geldi. Oturuldu, adamlar geldi yanımıza, konuştuk. Telefon ettiler. Bunlar doğru. Bundan dolayı Şeref Dere kardeşimizin yaptığı yayında bize göre bir sorun yok.

Tabii siyaset yapıyoruz. Siyasette teklifler geldi, teklifler gelecek. Üst makamlardan da geldi. Ama biz bu tekliflerin hiçbirini değerlendirmeye almadık. Bizler Yeniden Refah Partisi ve Millî Görüş şuuruyla görevimize devam ediyoruz. Ben Hilmi Doğru olarak zaten bir yere gitmiş değilim…”

Bu açıklamayı dinleyince aklıma ister istemez şu atasözü geldi:

“Körler, sağırlar; birbirini ağırlar.”

Şeref Dere yaptığı haberin doğruluğunu teyit etmeye çalışırken, Hilmi Doğru’nun açıklamaları meseleyi aydınlatmak yerine yeni soru işaretlerinin ortaya çıkmasına neden oldu.

Sayın Hilmi Doğru…

Sizi şahsen tanımam.

Ancak açıklamanızda;

“Teklif geldi.” diyorsunuz.

Kimden?

“Yanımıza geldiler.” diyorsunuz.

Kim geldi?

“Telefon ettiler.” diyorsunuz.

Kim aradı?

“Oturduk, konuştuk.” diyorsunuz.

Kiminle, nerede ve ne konuştunuz?

Çünkü burada sıradan bir siyasi kulis söylentisinden söz etmiyoruz.

Bir siyasi partinin ilçe başkanı, başka bir siyasi partiden kendisine transfer teklifi geldiğini kamuoyu önünde söylüyorsa bu, son derece ciddi bir iddiadır.

Dolayısıyla kamuoyunun bu iddianın ayrıntılarını öğrenmek istemesi kadar doğal bir şey olamaz.

O hâlde sorular gayet açık:

Hangi AK Partili yönetici sizinle görüştü?

Adı ne?

Görevi ne?

Ne zaman ve nerede görüştünüz?

Telefonla sizi kim aradı?

Size tam olarak ne teklif edildi?

Bir de meselenin “2 bin kişi” tarafı var.

Bu rakam nereden çıktı?

Bu sayı size mi ait?

Yoksa haberi ilk paylaşan kişinin ortaya attığı bir rakam mı?

Bakın Sayın Hilmi Doğru…

Videoda montajlayıp üç bölüm hâlinde kamuoyuna yaptığınız açıklamalar beni ikna etmedi.

Çünkü ortada tek bir isim yok.

Tarih yok.

Görüşme yeri yok.

İddiayı doğrulayabilecek somut bir bilgi yok.

Siyasette bu kadar ciddi bir iddiayı kamuoyunun önünde doğrulayıp ardından hiçbir isim vermeden meseleyi kapatamazsınız.

Çünkü siz sıradan bir vatandaş değilsiniz.

Yeniden Refah Partisi’nin Dulkadiroğlu İlçe Başkanısınız.

Taşıdığınız makamın bir ağırlığı, söylediğiniz sözlerin de siyasi bir sorumluluğu var.

Eğer gerçekten AK Parti’den bir yönetici sizinle temas kurduysa açıklayın.

Bir isim verin.

Bir tarih söyleyin.

Görüşmenin nerede gerçekleştiğini anlatın.

Biz de bu köşeden açıkça yazalım:

“Hilmi Doğru haklıymış, biz yanılmışız.”

Yetmez…

Kamuoyu önünde sizden özür de dileriz.

Bu kadar net.

Yani anlayacağınız; yaptığınız açıklama tartışmayı bitirmedi.

Tam tersine tartışmanın yönünü değiştirdi.

Düne kadar soru şuydu:

“Hilmi Doğru AK Parti’ye geçecek mi?”

Bugün ise asıl soru şu:

“Hilmi Doğru’ya AK Parti’den kim teklif götürdü?”

Eğer gerçekten böyle bir görüşme yaşandıysa bunu açıklamanız, hem sizin sözünüzü hem de haberi ilk paylaşan kişinin iddiasını somutlaştıracaktır.

Aksi hâlde kamuoyunun zihnindeki soru işaretlerinin büyümesi kaçınılmazdır.

O nedenle son kez soruyorum Sayın Hilmi Doğru:

O AK Partili kim?

Adını açıklayın.

Biz özür dilemeye hazırız.

Ama bir isim dahi veremiyorsanız kamuoyu önünde doğruladığınız bu iddianın siyasi sorumluluğunu da taşımak zorundasınız.

Çünkü siyaset, ortaya ciddi bir iddia koyup ardından o iddiayı cevapsız soruların arkasında bırakma yeri değildir.

Ya o ismi açıklayıp sözünüzün arkasında duracaksınız ya da bu iddianın neden ve nasıl ortaya çıktığını Kahramanmaraş halkına izah edip özür dileyeceksiniz.

Aksi hâlde mesele basit bir sosyal medya haberinin çok ötesine geçer ve bulunduğunuz makamın ciddiyeti tartışılmaya başlanır.

İşte o noktada kamuoyunun sorusu da değişir:

“Ortaya koyduğu iddianın arkasını somut bilgilerle dolduramayan bir ilçe başkanı, o koltukta neden oturuyor?”

Bakın Sayın Hilmi Doğru…

Size bir şey söyleyeyim mi?

Yaptığınız açıklama tamamen bir hayal unsuru...

Çünkü AK Partiden size hiçbir şekilde teklif gelmedi.

Hiçbir üst yetkili sizi aramadı.

Sizinle oturmadı.

Konuşmadı.

Telefon dahi açmadı.

Siz kendi kendinize senaryo yazmışınız oynuyorsunuz.

Bunun adı siyaset değil.

Bunun adı olsa olsa reklamın iyisi kötüsü olmaz tezahürüdür.

Ve kanaatimce bu konu hem size hem de temsil ettiğiniz partiye büyük bir zarar vermiştir.

NOKTA.